Yazılarımız

Yürüyen Peçeli

1 Kasım 2013
Yürüyen Peçeli
İnsan güneydoğuya sırf iki dil bilen üç yaşındaki Mirhan’ı görmek, kapıyı çalıp ‘yeşillik ister misiniz’ diyen küçük Gülbahar’la muhabbet etmek için bile gelir. Ha bir de içli köfte var tabi. Ferhat yaşıyor olsa, dağları delmek ne ki, içli köfte için deniz altına metro bile döşerdi. Buldukları her otu yiyen batılıların ‘insan her gün nasıl et yer canım’ diye garipsemeleri de doğu yemeklerini tatmadıklarından olsa gerek.
Girişte bana yönelen bakışları ‘beni ilk kez dış kıyafetimle gördüler’ cümlesiyle normal karşılamaya çalışırken hazırlanmış sofraya da şöyle bir göz atmayı ihmal etmiyorum. Harika! Tabağa özenle sıralanmış içli köfteler dünyalıların aksine çok sevimli bakışlar atıyorlar bana.
Ev sahibemiz doğulu olmasından kaynaklandığını düşündüğüm misafirperverlik işini biraz abartmış sanırım. Büyük bir uğraşla yemekleri sayıyorum: tam sekiz çeşit! O kadar çok ymeği görünce kafası karışıyor tabi insanın. Mideme rastgele istiflemeye başlıyorum.
Bir de ‘kusura bakmayın bişey yapamadık’ demezler mi! Boğazıma kadar yükselen kuvvetli ‘yuh’ sesini bir yudum ayranla eski yerine yolluyorum. Doğru ya salatayı, çorbayı, böreği yemekten saymayız biz. Şu çiğ köfte de iştah açsın diye var, hani kapalı ya iştahlarımız. Eh bi de ayrı tabak çilesi baş gösterince oturduğum yerden huzursuzlanmaya başlıyorum. Yahu sünneti hiçe sayıyorsunuz anladık da, bari bizi düsünseydiniz azıcık! Biz, yani evde yada gezmede daima toplama işinden sorumlu olan zavallı kız çocukları.
Mutfağa adımımı attığım an fenalaşıp düşmemek için kapıya tutunuyorum. Yer, gök bulaşık dolu. Artn yemekler de bize zorluk çıkarmak istercesine koca koca tencereleriyle birsürü yer kaplıyorlar. Elimdeki tabakları halının üzerine koymaktan başka çare bulamıyorum. Ee herkese üç tabak verirseniz olacağı bu.
Hemen radarı çalıştırıyorum. Sağ yanımı işaret ederek sinyal veriyor. Ohhh.. Neyse ki bulaşık makinesi var. Yaklaşıp sarılıyım derken bir an mutfağın son derece kalabalık olduğunu anımsayıp kapağını açmakla yetiniyorum. Ahh bu makineler olmasa halimiz ne olurdu. Gavurlar yapıyor işte! Bulaşıklar iki kısma ayrılmaya başlamış bile. İlgilisi bilir bulaşıkların da kendi aralarında hiyerarşik bi sıralaması vardır: Halk ve aristokrasi. Tahtalar, plastikler, teflonlar aristokratlardır. Onlar makineye giremezler. Onları bizzat elinizde muhabbet ederek, incitmeden yıkayacaksınız. Onların dışındakilere istediğiniz uygulamayı yapabilirsiniz. Makineye atarsınız, çamaşır suyuna yatırırsınız, gerekirse işkence edersiniz hiç problem değil, yeter ki diğerlerine zarar gelmesin. Haydaaa! Bulaşığın yüzde yetmişini elimizde yıkadıktan sonra ne anlamı kaldı bu makinenin?
Neyse, bu kadar makine muhabbeti edene kadar bitirmiştik bulaşıkları.(Annemin bilinç altıma yaptığı etkiler başlığında incelenebilir bu cümle.)
Çaaat! Hay Allah! Gitti mi takımın bir parçası.
-Kızım ne yapıyorsunuz mutfakta
-Tencere tava devrimi yapıyoruz annecim
Şapka devrimi oluyor da tencere tava devrimi neden olmasın ki.
Kadınlar kendi içlerinde pek çok kola ayrılırlar. Ev sahibemiz her şeyi kutusuyla saklayangillerden. Tüm tabaklar, kaşıklar kutusunu konulup kaldırılıyor. ‘biz mi eşyaları kullanıyoruz, onlar mı bizi?’ şeklinde açılan surdaki gedik hemen şu bahaneyle tıkanır: ‘Aa olur mu bunlar misafir tabağı da ondan’
‘Bulaşık seremonisi bittiğine göre artık içeri girip yarın ki dersime biraz göz atabilirim’ demem kalmadan amcamızın sesi koridorda yankılanıyor:
-Çaylar hazır mıı?
Bu erkekleri ayaklarından tutup bulaşık yıkarken lavobada biriken suya sokmalı. Yahu müsaade edin iki dakika dinlenelim. Ama yook! Sabredemezler, tabiatlarına aykırı. Yemek sofrasının kalkmasıyla çaylarını yudumlamaları arasında yalnız bir el yıkama süresi kadar vakit olabilir.
Zaten biz çorbayı narin narin içip yemeğe geçerken onlar doymuş da sofrayı taşımaya başlamış oluyorlar. Sevgili kadın kardeşlerim! Erkeklerden geri kalmamızın sırrı burada yatıyor olmalı. Bir ayna, bir de yemek verseler bir gün boyunca aynı odada oturabiliriz sanırım. Tamam tamam kızmayın.
Ev sahibinin kafasını dahi bayanlar tarafına uzatamayışının altında çok mühim toplumsal mes’eleler yatıyor. Biz buraya gelmeden önce onlar bize üç kez geldiler. Ve her gelişlerinde kapıları kapalı tutmanın, iki grubun da birbirini asla görmemesinin aslında imkansız şeyler olmadığını bizzat müşahede ettiler. Demek ki neymiişş, örnek olmak konuşarak anlatmaktan..dur dur başlamayalım yine vaaza! Sevmeyiz biz öyle şeyleri. Hele mevzu ölüm falan olsun ‘ay kız içimizi kararttın vallahi’ ‘şekerim sen devam et kaça almıştın bu çantayı’
Amcamız bu tavrıyla gözümüze grince hemen hazır edip yolluyoruz çayları. Ve nihayet biz de geçiyoruz içeriye. Tek bir demlik. İçinde iki farklı ırktan çay: biraz kaçak biraz türk. Ben devlet başkanı olsam ‘tek demlik açılımı’ yapardım arkadaş. Tek demliğin içine iki çaydan da koyunca sorun kalmıyor işte.
Hay Allah peçeli kızın günlüğüydü bu. Dünya mes’elelerine daldık.
Bir dahaki yazımızda pelerinimizi alıp hindikuş dağlarında uçarken görüşmek üzere!

Bunları da Okuyabilirsiniz

6 Yorumlar

  • Reply Adsız 5 Kasım 2013 at 19:53

    Selamün aleyküm. Ben size birşey danışmak istiyorum. Ben bundan 2 ay kadar önce kapandım ama nerdeyse 1 ay sürdü ve açıldım. Hiç istemiyordum ama kafama girmişti bir kere. Ama halen kapanmak istiyorum aklımdan çıkmıyor kapalı olmak istiyorum ama yine açılmak isterim diye korkuuorum ama bu sefer kapanırsam açılmam asla oyıncak degil bu. Etrafımdakilerde tavaiye versin diye bekliyorum hep diyorlar evlenince falan daha erken diyolar ama ben hem kendim hemde Allah için kapanmak istiyorum. Sizin düşüncelerinizi de tavsiyelerinizi de merak ettim ondan yazdım. Blogunuzu seviyorum bu arada Allah utandırmasın inşallah.

  • Reply Adsız 6 Kasım 2013 at 14:29

    selamün aleyküm kardeşim, sana daha erken diyenler Allah ın farz kıldığı yani yapman mecburi olan bir şeyi sana erteletiyorlar,Rabbim zamanı zaten belirlemiş, buluğa girmişsen vakit asla erken değildir, tavsiye olarak da şunu diyebilirim, söz konusu Rabbimiz ise insanlardan önce Allah ve Rasulü sav in ne söylediğini okuman kafanın karışmasını engelleyecektir inşaallah. Böylelikle insanlar karşına okul, evlilik, gençsin gibi bahanelerle engeller koymaya çalıştığında içinden bir ses, hayır eğer bunları beklemem gerekseydi beni herkesten çok iyi bilen,herkesten daha merhametli olan Rabbim zaten evlendikten sonra tesettür emrime riayet edin buyururdu, der.Rabbim mücadeleni hayırla sonuçlandırsın 🙂

  • Reply Adsız 6 Kasım 2013 at 19:08

    Aselam. Allah razı olsun çok güzel söylemişsin. Kapandım zaten Allah inşallah devamını getirtir zaten. Kimseyi dinlemiyorum ben hem kendi vicdanım hemde Allah için yapıyorum bunu. Amin inşallah.

  • Reply Adsız 7 Kasım 2013 at 22:32

    Maşallah kardeşime 🙂 Rabbim ayaklarını sabit kılsın.

  • Reply Adsız 8 Kasım 2013 at 06:24

    Amin tekrar tekrar Allah senden razı olsun. Allahın sevdigi kullardan ol inşallah. Rabbim hakkında hayırlısını verir inşallah:)

  • Reply Adsız 17 Kasım 2013 at 07:48

    Yazdıklarınızı okumak çok zevkliii :)) Her gün giriyorum yeni yazılar eklenmiş mi diye ayrıca bu son yazı diğerlerine göre biraz farklı olmuş.. Beğendim ama 🙂

  • Cevap Bırak