Sizden Gelenler

Üst Komşu!

5 Mart 2015
Üst Komşu!

Şu sıralar hayli sinirlerinizin bozuk olduğunu görüyorum. Çok nahoş bir hadise yaşadınız. Siz evinizde mutlu mesut yaşarken bir gün apartman kapınızın önünde birilerini gördünüz. Ama öyle tahammül edeceğiniz cinsten değildi. Boydan boya sihaylar giyinmiş, yetmiyormuş gibi yüzüne de peçe örtmüş bir kadın! Aman Allah’ım! Oda ne? Alt katınıza taşınıyorlar!

Kaygılı bakışlarla pencerenizden olan biteni izlemeye başladınız… Her şey ortadaydı işte. Müslüman bir aile komşu olacaktı size…

O an bakışlarınıza alabildiğince aşağılama ifadesi yerleştirerek bir daha baktınız. Ama bu kadın ne kadar da garip davranıyordu! Sanki bu bakışlara zerre önem vermiyordu. Ne yazık ki böyle adamlar bir acayip oluyor işte. Ne eleştiriye kulak asıyorlar nede göklere çıkarılmaya. Zaten önemseselerdi böyle bir hayatı tercih edebilirler miydi? Size rağmen? Biraz çaresizlik hissi kaplıyor o an içinizi. Yinede bir umutla devam ediyorsunuz kendinizi fark ettirmeye.

Oldukça mütevazı birkaç eşyayı karıkoca el ele verip sessizce, kimseyi rahatsız etmeden yerleştiriyorlar. Derken günler akmaya başlıyor… Biraz olsun kafanıza takmamaya çalıştınız fakat o malum gün gelene kadar… Kapısını asla çalmayacağınız, karşılaşmak dahi istemediğiniz bu kişi ile karşılaşma vakti gelip çattı. O gün Her zaman ki edası ile koridorda yürürken onu görür görmez sinirleriniz birden tepenize çıktı ve “Şuna bak ne seviyesiz giyinmiş.” deyiverdiniz. O an yüzünüze bakıp suratınızdaki o ifadeyi anlamlandırmaya çalıştı biran.

– Ne dediğinize dikkat edin! Siz çok seviyeli olduğunuz için mi beni taciz etme hakkına sahip olduğunuzu sanıyorsunuz?

Aman Allah’ım! Ne hakla cevap verir size! Bu ne cüret! Oysa sizin gibi düşünen, sizin gibi yaşayan insanlardan başkasının bir şeyler söyleme hakkı yoktu hani? Sizi yetiştiren adamlar size bu güvenceyi vermemiş miydi? Bu ne cüret?

– İnanamıyorum ya, bide cevap veriyor, taşındılar buraya gitmeyecekler, huzur muzur kalmadı bizde bunlardan dolayı.
– Bayan siz sanırım üst komşusunuz, komşu olduğunuz için sizinle tartışmayacağım. Gerçi bir şey anlayacağınızı da sanmıyorum ya
– Komşuymuş, yok anlamazmışım! Şuna bak ya! Şu kıyafete bak, şu eve bak! Ne diyorsun sen be?
– Bu ne öfke bayan! Doğrusu üzüldüm sizin için. Ama bu sizin sorununuz. Şimdi evime gitmem gerekiyor.
– Şuna bak be! Kendini ne sanıyorsun? Aman Allah’ım başımıza bela geldiler.

Ve ardından kapıları çarpmaya, bağıra çağıra söylenmeye başladınız. “Seviyesiz” ise hiç oralı olmadı. Biran evvel evine girip meseleyi uzatmamayı tercih etti. Oysa biraz dinleseydi neden bu sözleri hak ettiğini anlatacaktınız ama ne o tenezzül etti buna, nede sinirleriniz müsaade etti. Sonrasında ise öfkeniz hiç yatışmadı.

Ne zaman bahçe kapısından girseniz daha güzel buluyorsunuz bahçeyi, apartmanı… Gündüzleyin sürekli bir hareketlilik var anlaşılan. Ee çalışmıyor ki bu kadın! Gündüzleri evinde duruyor, tabi ki ilgilenir. Oysa siz sabahın köründe işe gidip ancak akşam dönüyorsunuz eve. Hem de ne kadar yoruluyorsunuz değil mi? Eve geldiğinizde parmağınızı oynatacak haliniz kalmıyor neredeyse… Çocuğunuzun sesi bile başınızı ağrıtmaya yetiyor, biran evvel odasına çekilsin istiyorsunuz. Hem sizin çocuğunuzun öyle birlikte çok zaman geçirmeye ihtiyacı yok ki! Hafta sonu birlikte önce bir Avm’yi didik didik edersiniz, beğendiği bir kıyafeti ya da şöyle pahalı bir oyuncağı satın alırsınız, üstüne de bir sinema patlattınız mı her şey hallolur. Çocuğunuz tam bir doyuma kavuştuğuna göre artık kendi dünyanıza dönebilirsiniz.

İşten geldikten sonra biraz dinlenmek, kafa dağıtmak için televizyonu açarsınız. Önce haberler, ardından bir dizi ya da binbir türlü eğlence programı… Derken uykunuz gelir. Eşinizle sohbet edemezsiniz bile. Gerçi televizyon olduğu için zamanla gerekte kalmıyor pek.

Hafta sonları ise daha çok işiniz var. Kazandığınız parayı harcamanız gerek… İzlediğiniz yüzlerce reklamın faydası olsun değil mi biraz? Hem saçınızı da yaptırmalısınız… Yeni kıyafetler, bide üstüne makyaj… Bunlar olmadan kim beğenir sizi? Her gün süslenip çıkmanız gerek evden. Bunu aşağıdaki komşu anlayabilir mi ki? Onun piyasada neler döndüğünden haberi bile yok! Hiç durmadan şen şakrak evinde dönüp duruyor bütün gün, eşini bekliyor, sonra da birlikte zaman geçiriyorlar çünkü kafası rahat kadının, televizyonu falan da yok.

Kocaman da bir kütüphane taşıdılar içeriye… Ev mi kütüphane mi belli değil. Oturup kitap okuyorlar işte. Birde tek maaşla nasıl mutlu olabiliyorlar anlayamıyorum. Eşyaları da öyle ipe sapa gelir cinsten değildi üstelik. Hiç mi komplekse girmiyor acaba? Siz birinde yeni bir şey görseniz uykularınız kaçıyor oysa. Sahip olmadan Bir türlü mutlu olamıyorsunuz.

Yinede bir gün aşağıdaki komşuya neler kaçırdığını anlatmanız gerek. Biri bu kadını uyandırmalı öyle değil mi?
Evet evet, sizde bu iş için biçilmiş kaftansınız. Öyleyse rahatlayın biraz. Bi kahve alın, yaslanın koltuğunuza… Nasıl olsa biyere gittikleri yok, uzuuun günler, çok fırsatlar var elinizde… Daha her şey yeni başlıyor.

Konuk Yazar: Ummu Ruveyda

Bunları da Okuyabilirsiniz

17 Yorumlar

  • Reply ıkıntı 5 Mart 2015 at 18:13

    Gerçekse lafım yok ama eğer kurguysa nasıl bir önyargıyla yazılmış, nasıl bir hayal dünyasından bakılmış çok merak ettim doğrusu. 🙂

    Ne bileyim ben hiç görmedim böyle insanlar. Mesela önceki evimde otururken boydan boya siyah giyinmiş bir kadın otururdu çapraz alt katımda. Hiç selamlaşmadım. Çünkü kimseyle merhabam yoktu, merhaba diyene karşılık verirdim o kadar, yukardan aşağı siyah giyinmeyen biri olarak. O da merhaba demedi tabi. Ama başkalarıyla konuşuyordu. Yukardan aşağı siyah giyinmeyen başka insanlarla… Bitki severdim ve bir sürü çiçek, fidan ekmelerini imrenerek izlerdim. "Onca çocukla nasıl uğraşıyor" diye merak ederdim, "ben de gidip yapsam mı acaba" diye düşünsem de çekinirdim, önceki tecrübelerim göstermişti ki: o ev sahibiydi hakkı vardı onun bahçeye düzen vermeye… bense kiracıydım.

  • Reply Adsız 6 Mart 2015 at 09:25

    Çok keyifli bir yazı olmuş, bence ikinci bölümü de gelecek;)

  • Reply tesettürsüzkadin 6 Mart 2015 at 09:25

    Yorum yapan arkadaş şaşırma boşuna. Bu sitede durum böyle. Bütün tesettürsüz kadınlar terbiyesiz kötü anne kötü eş kötü komşu kötü öğretmen dinsiz imansız 'atayiz sataniz' tahammülsüz para delisi cahil egoist kıskanç zavallı kibirli.bu siteden nefret yaymaya uğraşın siz daha.benim carsaflı komşum biliyor tesettürsüz kadınların nasıl olduğunu

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 6 Mart 2015 at 09:39

    tesettürsüz kadın isminde yorum yapan sevgili kardeşim..
    yazıyı yayınlarken acaba yanlış anlaşılır mı diye tereddüt etmiştim, çünkü yazarımız yoğun bir duyguyla yazdığı için bazı yerler biraz sert gibi görünebiliyor…
    kardeşim diğer yazılarımızı okuduysanız bizim tesettürsüz kimselere karşı herhangi bir önyargımız olmadığını görebilirsiniz.biraz klişe olacak ama benim tesettürsüz arkadaşlarım da var 🙂 gayet de iyi anlaşırız..komşularım arasında da benim gibi giyinen hiç yok ama her iki haftada bir otururuz…
    yazıda bahsedilen olay gerçek.yazarımızın gerçekten bahsettiği gibi bir komşusu var.
    evet elbette tüm başı açıklar,tesettürsüzler,çarşafsızlar vs aynı değil bunu iddia etmek ahmaklık olur..ama yazıda bahsedilen tarzda insanların olmadığını da söylersek komik olur.böyle insanlar yoksa, sokakta çarşaf yırtanlar kimler?yolda yürürken bizi gerek sözle gerek örtümüzü çekmek suretiyle taciz edenler kimler?..
    malesef bu bir türkiye gerçeği..
    fakat farkında olmadan tesettürlü olmayan kardeşlerimizi kırdıysak özür dileriz..

  • Reply peçeli 8 Mart 2015 at 15:49

    Çok güzel bir yazı olmuş.Kesinlikle yazarın tüm duygu ve düşüncelerine katılıyorum.Bende baştan aşağı siyah ve peçeli biri olarak zorunlu olarak gittiğim bir çok ortamda bu tür aşağılama ve tacizlere maruz kalıyorum.Onların hal ve tavırları benim inancıma uymadığı halde aşağılamıyorum ve sadece ıslahları için dua ediyorum .Buna rağmen ben küçük görülüyorum.Bu kadarına gerek var mı gözüyle bakılıyor.Bu da toplumun inkar edilemez gerçeği .

  • Reply Adsız 8 Mart 2015 at 15:49

    Biz bu olayların tam tersini yaşadık.Bizim eskiden alt katımızda oturan bir aile vardı.Kadın çarşaflıydı.Ben ve annem açık olduğumuzdan dolayı merdivenlerden gelip geçerken sürekli laf sokardı.Bir keresinde merdivende karşılaşmıştık.Ben dengemi kaybedip yere düşmüştüm.Kadın ise,iyi misiniz diye sormak bir yana dursun,başını kapatmazsan böyle olur işte,iyi oldu demişti…

  • Reply günlük tutmayan bir peçeli 8 Mart 2015 at 15:50

    Eğer tesettüre gönül vermişseniz ilk tepkiyi "tesettürsüz kadın"lardan alırsınız.
    Peçe yapmaya karar vermeden öncesinde, bu kadınları göze alabilip alamayacağınıza karar vermelisiniz.
    Yukardaki yazının tesettürü olmayan kadınları rahatsız ettiği varsayımı biraz zorlayıcılık olur. Yorumu yapan kardeşimizin kendisinin, hayatının hiçbir döneminde yukarıdaki yazıda konusu gecen hanımefendi gibi davranışları sergilememesi, o hanımefendinin davranışını yok saymaz. Onun bu yorumu çok sübjektif mantık hatalarıyla doludur. Ben öyle değilsem kimse öyle değildir mantığının, ben yaptım oldu mantığından farkı nedir acaba? Merak ediyorum gerçekten.
    Ortada bir realite var oda bu yazının ta kendisi bence.
    Ve bana sorarsanız, sağda solda karşılaştığımız onlarca tepkiye karşı böyle kalem oynatan kardeşlerim, kimseyi incitecek bir şey yapmamış, aksine bizi çok zarif bir üslupla dile getirmiştir
    Bence yazının her karesi, tesettürlü bir hanım kadar naif ve zarif olmuş.
    Yazıdaki düşüncenin her bir kelimesi ise, büsbütün hakikat ile dupduru bir tablo gibi resmedilmiştir.
    Lütfen, sevgiyi, şefkati, rahmet ve merhameti acziyetle karıştırmayalım.
    Tesettürü sevmeyenlere rağmen tesettürü sevmemizden, tesettürsüzleri de sevmediğimiz anlamını çıkaranlar, önce kendi kalplerini yoklamalıdırlar. Acaba yukardaki yorum sahibi kardeşimize bu yorumu yazdıran duygunun alt yapısı nedir?
    Sevgi mi? Sevgisizlik mi?
    Ve acaba kimi savunuyor yorumunda?
    Kendini mi? Yazıdaki O hanımefendiyi mi?
    Eğer kendisini savunuyorsa, hiç gereğinin olmadığından onu da kardeşimiz gibi sevdiğimizden emin olsun.
    amaa
    Eğer o hanımı savunmak için yazmışsa lütfen orda dursun.
    KARDEŞİMİZ KALSIN HEP VE YANIMIZDA DURSUN…

  • Reply ıkıntı 8 Mart 2015 at 20:25

    @günlük tutmayan bir peçeli

    Eğer kastettiğiniz bensem yorumumu tekrar okuyunuz derim.Böyle insanlar yok demedim, ben hiç görmedim dedim, onca insan tanıdım, bu derece(bu özellikleri tek tek farklı kombinasyonlarla,farklı kişilerde gördüm) karikatürize edilmiş birisini tanımadıysam demek çok fazla değiller. Kurgular eğer bu derece abartılı, dramatik bir üslupla kahramanları kutuplara ayırıp iyi- kötü olarak bölme gayretine girerse ben de çıkar eleştiririm. Bu hikayedeki davranışlar çok fazla yoktur gerçek hayatta. Ortalamaya bakarsak "Aslında şöyleler ama benim bir komşum var çarşaflı hiç öyle yobaz değil tanısanız seversiniz" gibi yine bir aşağılama biçimi görürsünüz. Bu tartışılabilir tabi ki…
    Ayrıca tesettürsüzleri sevmediğiniz anlamı çıkarmadım bu yazıda, yaşanıllan baskılar(bu çoğunlukla devlet ve otorite eliyle olur.sivillerde istisnadır, düşünseler bile eyleme dökmede rahat değillerdir) ve ayrımcılık nedeniyle geliştirilmiş aşırı bir tepki ve kompleks gördüm.Yeni taşınan tanımadığımız kimseler yabancıdır, ötekidir zaten. Komşunuzun kollarını açıp "hoşgeldin ey yabancı" demesini mi bekliyorsunuz bu yüzyılda 🙂
    Kaldı ki yapılan bir iki yorumda yazıdakinin tam tersi durumu yaşadıklarını söylemişler ben de böyle örnekler gördüm. Yargılamak yerine anlamayı tercih ettim ki hiçbirini yazıdaki gibi bu derece keskin çizgilerle betimleyemem. Betimlersem de "o kötü-ben iyi" ayrımına gitmem "ikimiz de kötüyüz hatta ben daha kötüyüm" derim. Haddim olmayarak, Gazali okumasını tavsiye ediyorum.

    En garibime gideni de… AVM ye gidip, televizyon izlediğini, makyaj yapıp, saçını yaptırdığını falan hangi ara incelediniz.çocuklarına o şekil davrandığını nasıl öğrendiniz hemen. Bunca yıllık gözlemciyim, doğru dürüst iletişim kurmadığım birileri hakkında bu kadar bilgi edinemedim hiç. 🙂
    Madem bu yazı gerçek peki yazarın röntgenciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Blogdaki bütün yazıları okuyamadım okuyabildiğim birkaç tanesi kişisel tecrübelerden yola çıkarak yazılmış ifade hakkını vurgulayan oldukça samimi bulduğum yazılardı. Bu yazıyı samimi bulmadığımı, 3.sınıf, ajite, din odaklı ötekileştirici dizi kategorisinde sınıfladığımı da belirteyim.

    @Peçeli Kızın Günlüğü

    Yorumumu anlamış, merak ettiğim hususu aydınlatmışsınız teşekkürler.

  • Reply Adsız 10 Mart 2015 at 09:22

    13 yaşında okula sırf bi şal takıp gittiğim için öğretmenlerim tarafından psikolojik baskıya maruz kalmış, yolda hala peçemle yürürken sözlü tacize maruz kalan ve bunlar gibi bi çok olay, aşağılanma yaşamış bi insan olarak söylüyorum ki sanırım bizim yaşadığımız şeyleri yaşamayanlar etrafta hala böyle insanların ne kadar fazla olduğunu göremiyorlar veya tesettürsüz ama böyle olmayan insanları gördüğümüzde ne kadar sevindiğimizi farkedemiyorlar. Bunun ötekileştirmek değil yıllarca ve hala nasıl ötekileştirildiğimizi anlatmak olduğunu anlayamıyorlar..

  • Reply Adsız 10 Mart 2015 at 09:22

    üst komşuyla bir sonraki karşılaşmasını sabırla bekliyorum 🙂

  • Reply günlük tutmayan bir peçeli 10 Mart 2015 at 09:22

    Evet sizsiniz ve
    Anladığım kadarıyla; Sizin oradaki pencereden bakınca, sadece ağaçlar çiçekler görünüyor. Ben bunu garipsemem. Ama asıl garipsediğim onca perspektif ve açı sorununuzu fark edemeyip, hala bütün söylemlerinizi; “Demek ki çok fazla değiller” ya da “Bu hikâyedeki davranışlar çok fazla yoktur gerçek hayatta” tezlerine dayandırıyorsunuz hayret!
    Sanki; “Bu âlemde, benim dikkatimden kaçan, benim görüp bizzat şahit olmadığım hiç bir konuda kimsenin genelleme yapmaya hakkı yoktur! Der gibisiniz.
    Eğer bu makalenin yazarı bu konu hakkında genelleme yaptıysa bu onun kendi çıkarsamasıdır. Ve bir peçeli olarak onun yazısını zarif ve değerli bulmuşsam buda benim çıkarsamamdır.
    Asıl önemli olan ise sizin kim olduğunuzdur. Peçeli değilsiniz. Peçeyi ötelen bir kişilik de değilsiniz. Sizin bize kazandırmaya çalıştığınız bakış açısını bir türlü yakalayamadım. Bunun için özür dilersem lütfen affedin 
    Yok, eğer ben başımı kuma gömdüm sizde gömün diyenlerdenseniz, bunun bize fazla bir şey kazandırmayacağından emin olun.
    Kompleks var demişsiniz. Ben ise iddia ediyorum ortada böyle bir kompleks varsa, bu her zaman başörtüyü ve tesettürü hazmedemeyenlerin komplesidir. Onlar hep “bu zamanda ha!” derler. Akıp giden zamanla beraber kaybettikleri değerlerinin yasını tutar gibi kinle bakarlar.
    Siz siteyi takip etmeye devam edin. Bir şeyin keskin bir yüzeyinin olması, onun her zaman kesici yapmaz. Elinizdeki şey bazen sizi yaralar bazen de güldürür. Bu eşyanın tabiatında vardır. Onun bu kesici tarafını yok sayarsanız, hakikatin müdahale etmiş olursunuz. Bu yalancılık olur.
    Peçeli bir kızın günlüğünde böyle bir yazının varlığı, var olmuş ve olacak bütün hakikatlerin bir yansımasıdır. Niye yok saydırmaya çalışıyorsunuz ki? Bu yazının ifade hakkını vurgulamadığını da nerden çıkardınız? İfade hakkı nedir sizce? Sizin hoşunuza gidecek şeylerin ifade edilecek olması mı dır bu hak?
    Şunu hiçbir zaman unutmayın: Eğer peçeli kızın günlüğüne böyle bir yazı hiç yazılmasaydı, ben ona ya anımsamak istemediği anılarının üzerini örterek yok sayan psikolojik sorunlu biri gözüyle bakardım. Ya da peçeli değil bu kız derdim.
    Bu yazıyı bir yakınma olarak görmenizde ilginç geliyor bana. Yazarın resmettiği peçeli hanımın kimseyle bir problemi yok gibi görünüyor. Kendisine kötü söz söyleyen hanımı, yolunun önünde duran alelade bir diken gibi görüyor ve bunu çok da önemsemediğini ifade etmiş yazıda. Hiç bir peçeli böyle tepkileri önemsemez zaten. (siz bile daha fazla önemsemişsiziniz)
    Bunların yazılması sadece perspektiftir. Her şey sadece, realitenin bütünüyle korunması içindir. Beğenilmez korkusuyla tablo üzerinde oynarsanız orijinalini bozarsınız.

    Ayrıca, Yazarın o hanım kişi hakkında onca şeyi bilmesini ben şöyle açıklardım;
    “Meslek sırrı!”
    Bırakın onu da sadece yazarlar ve yaşarlar bilsin…
    Not: Bunu devam ettirmeyeceğim. Ikıntı kardeşinde selametle kalmasını diliyorum.

  • Reply Adsız 14 Mart 2015 at 16:42

    Yazık size…Şeriatı da getireceksiniz yakında ülkemize…Ya şu saçlarınızı kökünden kazıtın da siz de biz de rahatlayalım

  • Reply Adsız 14 Mart 2015 at 16:44

    günlük tutmayan peçeli kardeşim, kendinizi çok güzel ifade etmişininiz. yazıyı yazan kardeşim de, çok akıcı bir yazı yazmış allah razı olsun. hala kurguculukla suçlanması ise, aynı ötekileştirme baskılarının ürünüdür. burada peçeli günlüğümüzde bile peçe yüzünden yalnızlaşıyoruz. çok ilginç! kimseden özür dilemiyoruz! çünkü özür dileyecek bir şey yapmadık!

  • Reply ummu Hamza 15 Mart 2015 at 17:45

    Saçı olmayanların tesettür emrinden muafligina dair bir ayet ve hadis mi buldunuz? Siz niye bu kadar sıkıntıdasınız ki bizim tesetturumuzden? Allah ı ve emrini hatırlattığı için mi? Yerine getirilmemisleri hatırlattığı icin mi size? Ya da Allah ı kendi keyfinizce değil de O nun istediği şekilde memnun etmenin gerekliliğini anımsatması?Efendim? Bakın anne kelimesi yerine de ummu kullandım, kaçın geliyor seriat(!)= Allah ın koyduğu kurallar düzeni!

  • Reply Adsız 13 Temmuz 2015 at 10:47

    Tesettür evet Allah c.c.ın emri . Tabiki yapana mükafatı var . Sevabı da günahı da Allah c.c. ile insan arasındadır . Ne tesettürlü tesettürsüzü yargılamalı ede tesettürsüz tesettürlüyü . Ama birbirimize saygı gösterelim . İnsanların tek ve bir olmasını beklemeyelim. Hepimiz tüm müminler kardeşiz Rahman ın kulları Resulullah ın ümmeti olarak birbirimizi hakkında kötü düşünmeden ön yargısızca sevmeliyiz çünkü müminler birbirlerini sevmedikçe iman etmiş olmazlar . Sevgiyle ve saygıyla kalın . Allah ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun .

  • Reply pecelikizlara 19 Ağustos 2015 at 06:37

    Bence dogru tum yazilanlar anlatilanlar harfi jarfine dogru

  • Reply niqab Freedom 10 Ekim 2015 at 11:11

    Ne istiyorsunuz ? Açılıp sacilmak mı ? Çok istiyorsan git ormanda yaşa ! Müslümanlar in giyimine ne karışıyor sunuz ! Biz sizin modaniza karışmaz iken ! Siz örtünüz ile beyninizi de atmissiniz yazik 🙁

  • Cevap Bırak