Yazılarımız

Süreyya’yı Taşlamak

16 Şubat 2014
Süreyya’yı Taşlamak Yada Doğu Filmi Çeken Batılı Acemiliği

Bazı filmleri daha ilk sahnesini gördüğümde kapatmak isterim. Çünkü batılıların çektiği bir doğu filmi daha ilk sahnelerde eleverir kendini. Ve bilirim ki batılılar bizden bahsediyorlarsa mutlaka yalan söylüyorlardır. Süreyya’yı taşlamak filmi de bunlardan biriydi. Ama kapatmadım. Zor oldu ama izledim. İsmiyle bile az çok neler söyleyeceği tahmin edilebilen film iftiraya uğrayan bir kadını anlatıyor. Sevmediği ve anlaşamadığı kocası yüzünden zina töhmeti altında kalan Süreyya’nın recmedilişi..

Tabi ki İran’da yaşandığı ve gerçek olduğu söylenen bu hikayeyi çekenler sanatlarıyla bile doğuya çelme takmaya çalışan batılılar olunca film size anlattığım kadarıyla sınırlı kalmıyor.
Süreyya’ya kurulan tuzağa yardım edenlerin başında bir molla geliyor. Herkese ibadetine düşkün/edepli görünen ama Süreyya’yla ‘muta’ nikahı yoluyla (ki cahiliye adeti olup şeriatça yasaklanmıştır) birlikte olmak isteen bir molla. (Bu filmi izleyen gayrı müslimlerin zihnindeki hacı/hoca profilini tasavvur edebiliyor musunuz?)

Filmde devrim sonrası İran’ına da sık sık göndermeler yapılır. Mutsuz ve ‘erkekler bize ne zaman destek oldu ki’ gibi cümleler kuran kadınlara ara ara yer verilir. Süreyya’nın kocasının kız çocuklarını sevmeyip sadece oğullarına değer vermesi ve olayın yaşandığı köye gelen gzetecinin sarfettiği iki cümle durumu özetler nitelikte. Bir yerde şu cümleyi kullanıyor ‘bu ülkede kadının artık pek değeri yok’ ve bir yerde sigara içen bir bayana gülerek söylediği cümle: ‘Ayetullah kadınlara sigarayı yasaklamadı mı?’

Mesele Humeyni falan değildir. Mesele şu mesajı bilinçaltlarına yerleştimektir: Müslümanların gözünde kadının hiçbir değeri yoktur. O yalnızca erkeklerin şehvetini tatmin etmek için vardır.
Ve Süreyya recmedilir. Herkes (iki oğlu bile) canice onu taşlar. Süreyya öldüğünde onu öylece bırakırlar. Süreyya’nın üstünü orada gösteri yapan sirk görevlileri örter. Ve bütün köy akşam bunun şerefine bir kutlama yapar.

İslamın aslındaki ‘recm’ uygulamasıyla alakası olmayan bu tekbirler eşliğinde, gözleri yuvalarından fırlamış kaba saba erkeklerin ‘icra ettiği’ ceza sahnesinin müslümanları acımasız, cahil, cani göstermekten başka bir amaç gütmediği açık…

Filmde böylesine ‘acıklı’ bir sahne bulunmasına rağmen batılıların duyguyu işlemede ne kadar acemi olduğunu hemen farkediyorsunuz. Annesini taşlayan çocuk, Süreyya’nın teyzesi, babası, yas tutan kadınlar… Bunların hiçbirinin gözünde Zehra ve abisinin (Cennet Çocukları) gözlerinden okunan o doğuya has derin acı, çaresizlik, fedakarlık, ezilmişlik yoktur… Çünkü bu bir batı filmidir. Mecid Mecidi’nin çok az maliyetle çektiği, bir çoğunda fon müziği dahi kullanılmayan filmlerindeki etkiyi batılılar onca imkanlarına rağmen hissettiremezler.

Filmde bir de kahramanımız var: Süreyya’nın teyzesi Zehra. Olayı dünyaya duyuran kadın. Filmin başında Hafız’dan verilen dörtlükle Zehra’nın karakteri, konuşmaları aynı şeyi söyler: Evet mollalar yanlış yapıyor. Ama biz onlara  karşı çıkarken bunu inkar’ımızdan yapmıyoruz. Biz de Allah’a inanıyoruz ve O’nu çok seviyoruz. Ve Allah onların savunduğunu değil bizim söylediğimizi emreder.
Bir nevi görsel ılımlı İslam tezi denebilir. Seyirciye şöyle denir: Bakın biz de Kuran okuyoruz ama Kuranda ‘recm’ diye bir şey yok! Kadınların örtünmesi ve erkeklerle rahat ilişkiler kurması vs de buna dahil..

My Name Is Khan, Kelebek, Uçurtma Avcısı ve hatırıma gelmeyn daha pek çok film… İslam karşıtları artık İslamla mücadelede bu yeni yönteme başvururlar. Filmin kahramanı muhakkak dinine bağlıdır, ibadet olarak olmasa bile en azından sözleriyle inancını belirtir. Ve müslüman olup yanlış davranışlar sergilediğini yada aşırı gittiğini düşündüğü kişilerle mücadele eder. İslama karşı ateizm/hristiyanlık/yahudilik sunulmaz, İslama karşı İslam sunulur. En büyük tehlike de bu olsa gerek…

Bunları da Okuyabilirsiniz

5 Yorumlar

  • Reply Adsız 21 Şubat 2014 at 21:20

    Yüreğine sağlık can kardeş…
    Bu tarz filmlerin amacı ortada ama İslam camiasında beğenerek takdir ederek izleyenler var. Korkunç bir o kadar komik. Harika bi film eleştirisi olmuş.

  • Reply Adsız 22 Şubat 2014 at 18:05

    Degerli kardesim geri donus beklemekteyim.
    quuseo@hotmail.com

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 22 Şubat 2014 at 18:07

    Kardeşim teşekkür ederiz işi büyütme niyetinde değiliz tasarım olarak aynen bu şekilde amatör ilerlemeyi düşünüyoruz 😉

  • Reply Adsız 1 Mart 2014 at 16:30

    Hersey iyi güzel de gerçek olmasida çok muhtemel bi olay dini dogru yasayandan cok yanlis yasayan insan var bu filmde anlatilan sadece bir olay. Film bilimsel bi makale degil ki tamamen dogruyu yansitsin. Filmdede iftira sonucu recm yapiliyor insanların ne kadar yanlış şekilde inandigida belirtiliyor. Şahsen ben batılı bi yazardan belirttiginiz kadar doğru bi film beklemem bu yüzden elestiriniz doğru fakat zaten olmayacak bi duzeyde.

  • Reply Sava 9 Ekim 2014 at 10:59

    Merhabalar;

    Belirtmeliyim ki filmi henüz izlemedim ancak az-çok haberdar olduğum ve merak ettiğim bir film. Kaliteli bir yapıt olduğunu ben de sanmıyorum ama burada eleştirim filme değil de size. Belki bana kelimelere, cümlelere çok takılıyorsun dersiniz ve size hak veririm ancak ben bu ayrıntının önemli olduğunu düşünüyorum.
    Siz İslam’a karşı İslam’ı savunmanın uygun olmadığını düşünüyorsunuz. İşimizi kötü yaptığımızda elbette ki doğru yapsak da o iş uygunsuzdur. Fakat ben Hıristiyanlığa/Yahudiliğe/Ateizme karşı İslam’ı savunmaya hakkımızın olmadığını düşünüyorum. Çünkü senaryoyu/konuşma metnini/makaleyi yazmadan önce bir seçim yapmak zorunda kalacağız: Hangi İslam?
    Kendimizi düzeltmeden/tanımadan ne diye kendimizi savunuyoruz ki? Ben kendi anladığım şekilde İslam’ı savunan bir film çeksem büyük olasılıkla Sünnisi, Şiisi, Alevisi, A cemaati, B tarikatı, sözde cihatçısı bundan rahatsız olur. Benim münafık ya da mürtet olduğumu bile düşünebilirler. Biri çıkıp kafamı keserek İslam’a hizmet ettiğini düşünebilir. Bazısı da benim yanımda yer alabilir.
    Hanefi-Sünniliğine uygun bir film çeksem bile Malikisi, Şafisi çıkıp ‘Biz de varız neden bizden hiç bahsedilmiyor biz sapık değiliz ki’ diyebilir. Şii ise, etiketimi yapıştırabilir en başından. Mezhepleri kabul etmeyen bir kişi buna İslam der mi? Aleviler nasıl karşılar ki böyle bir filmi? Peki ya rivayetlere, kadınlara, mezheplere, savaşa, cihada ve din adamlarına karşı tutumumuz nasıl olmalı bu filmde?
    Muhammed’e ’Kâinatın Sultanı’ diyen biri, İsa’ya ‘Tanrı’nın Oğlu’ diyeni eleştirse ne kadar etkili olur?
    Nuh Büyük Tufan filmini izlediniz mi? İzlemedim ama biraz yorumlara baktım. Kime göre neye göre Peygamber olan Nuh’u anlattı onlar? Biz de kime göre neye göre İslam’ı anlatacağız?
    Aslında,’ İndirilen Din, Uydurulan Din’ mantığına sahip olduğumdan ‘’Hangi İslam’’ ve ‘’İslam’a karşı İslam’’ tabirlerinin anlatım bozukluğu olduğunu düşünüyorum.

    Son olarak da her ne kadar farklı yaşam tarzlarımız ve düşüncelerimiz olsa da bana bir konu hakkında yazı yazma fırsatı/ilhamı verdiniz. Size teşekkür ediyorum ve Allah razı olsun diyorum. 🙂
    Sürç-i Lisan ettiysem kusuruma bakmayın..

  • Cevap Bırak