Yazılarımız

Şüpheli

23 Şubat 2014
Şüpheli

Havalimanının kapısında küçük bir kız.

Kozasından yeni çıkmış bir kelebek kadar heycanlı. Fotoğraflardan tanıdığı akrabalarını, babasının maç yaptığı sokakları, annesinin gelin olduğu evi görecek bugün.
Geldiği yerde küçüktü o. On yaşındaki çocuklar nasılsa o da öyleydi. Bez bebeğinden ayrı uyuduğu bir gün yoktu mesela. Ne olmuştu da büyümüştü bu ülkeye girince? Bir elinden kardeşi tutuyor diye mi? Halbuki o beş yıldır Abla’ydı. Başındakiydi onu bu ülkede büyüten. Çünkü bu ülkede başındaki ancak büyüklere yakışırdı.

–  baba neden herkes bize bakıyor?
– galiba bize ‘ülkenize hoşgeldiniz’ diyorlar kızım.

Ne onlara ülkelerine yenice düşmüş meteor parçalarıymışçasına bakanlar ne de kıyafetini görüp cık cık’layanlar gölgeleyemiyor heycanını. Çünkü çocuk o. On yaşında. Markete ekmek al diye gönderseniz önünden geçtiği parka uğrar, akşama kadar eve dönmek gelmez aklına. Dünyanın en büyük kötülüğünü yapsanız iki dakika sonra gelir saklambaç oynar sizinle. Çocuk o, insanın cennetten kovulmamış yanı.

Annesinin kaldırmaya çalıştığı bavula yanaşıp yardım etmeye çalışıyor:’uf amma da ağırmış’
Güvenlik kapısına yaklaştıklarında üzerlerindeki bakışlar artıyor:resmi ve şaşkın. Bir grup polis karşılıyor onları. Neyse ki küçük kız polis’in türkçesini bilmiyor. ‘Ülkemizin insanları ne kadar nazikmiş bizi kapıda karşılıyorlar’ diyor.

– anne! Bebeğimi almayı unutmadın değil mi?
– hayır kızım. İşte bu çantanın içinde.

İçinde bez bebek olan çanta geçiyor x-ray cihazından. Ve teker teker koyuluyor eşyalar siyah şeride.
Sıra ailede. Önce anne geçiyor korkulu bakışlar altında, cihazda tık yok. Hala bir patlama falan da yok, ilginç.
Baba ve kucağında oğlu, tık yok.

Küçük kız geliyor sonra. Burayı eğlenceli bulmuş olsa gerek ki polislere muzip bakışlar atıyor geçerken. Ve anne babasına bu ‘önemli’ kapıdan tek başına geçerken hiç korkmadığını göstermek istiyor, sekerek geçiyor.

İşlemeli siyah örtüsünün altındaki kıpır kıpır ayakları dıt dııt! sesini duyunca olduğu yere çakılıyor. “problem ne? Annem ve babam geçerken bu sesi çıkarmamıştı!”

– kapıdan tekrar geçer misiniz küçük hanım! diyor öfkesine anlam veremediği yaşlı polis. Tekrar geçiyor anne babasının endişe dolu bakışları altında ve yine aynı ses.

Bir bayan polis yaklaşıyor yanında. Sıkıca bağlanmış saçlarının kaldırdığı kaşlarından bu işten başarıyla çıkarsa amirinden alacağı terfinin gururu okunuyor.
Elindeki aleti yaklaştırıyor küçük kıza. Ayaklar, eller, baş.. en çok da baş, kapattığına göre kesin bişeyler saklamış olmalı!

Ve cihaz küçük kızın ağzına geldiğinde alarm veriyor.
– aç bakalım ağzını
Başıyla ‘hayır’ diyor küçük kız.
Etraftaki meraklı bakışlar artıyor. Çantasını dirseğine asmış bir sarışın güneş gözlüklerinin üstünden takip ediyor olayı:
– minicik çocukları pis işlerine alet ediyorlar!
Polis yineliyor ikazını, bu kez daha sert. Ama küçük kız kararlı. Başını sağa sola sallamaktan başka bir şey yapmıyor.
Annesi endişeli. Çünkü o biliyor polis’in Türkçesini.
Arka planda polisler bir elleri coplarında, bir elleri telszilerde bekliyorlar.
– aç artık şu ağzını!

Hiç anne olmamış bu polis. Hatta belki hayatında hiçbir çocukla sevgi bağı kurmamış.
Olanlar küçük kızın umrunda değil. Bekleme salonunun büyük hoparlörlerini incelemekle meşgul.
Bir polis daha fazla bekleyemiyor. ‘Ülkesinin istikbali için’ hışımla yöneliyor çocuğa. Tam iki eli küçük kızın yüzüne doğru kalkmışken yetişiyor babası:
– kızım diyor, hani okulda yeni öğrendiğiniz şarkı var ya, bu amcalar ve teyzelere söyler misin
Babasının küçük oyununa inanıyor küçük kız. Ve başlıyor söylemeye…
Bir bir dağılıyor polisler. Sarışın sosyete çoktan kaybolmuş bile…

……

– kızım neden sana söylediklerinde ağzını açmadın diyor annesi, küçüklüğünün geçtiği mahalleye giden taksiye bindiklerinde.
– anne sana söylemiştim, kimsenin diş tellerimi görmesini istemiyorum!

Bunları da Okuyabilirsiniz

6 Yorumlar

  • Reply Hatice İncekara 24 Şubat 2014 at 06:40

    Selamun aleykum,

    Ben de ara ara yaşıyorum bu durumu havalimanlarında.

    Bu zamana kadar bir kere bile x-ray den geçerken cihaz sinyal vermemiş olmasına rağmen, peçe kullanmaya başladıktan sonra görüldüğü an "derdest edilesi" bir şeyim artık.

    Kurumsal bir şeyle karşılaşmadım. Daha çok görevlilerin keyfiliği üzerinden işliyor hırçın aramalar. Birisinin umrunda olmazken diğerinin tepesi attığından bazen hazırlıksız yakalanabiliyor insan. O anda tepki vermek gerekirken, bir oldu bittiye gelince bu sefer benim tepe atıyor. Mizaçta sessiz kalmak olsa eyvallah..Ama olmayınca sıkıntı. Gelsin günlerce uyuyamamalar. Yoksa..Amerika Afganistan'ı işgal etmiş, ama; burkalı kadın teröristmiş. Yemişim çarpık algısını.

  • Reply Hamza şahin 24 Şubat 2014 at 14:37

    paylaşım için teşekkürler…

  • Reply Adsız 10 Mart 2014 at 08:15

    SelamunAleyküm size bişey sormak istiyorum. Şimdi sizler kadınlar ayrı erkekler ayrı oturuyosunuz ya bazıları diyo dışarda da erkek var neden ayrı oturuyorlar benim bunu verecek tam olarak bir cevabım yoktur siz söyleseniz

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 10 Mart 2014 at 08:19

    Aleykum selam kardeşim. Elbette ki dışarda bir erkeği görmekle onunla aynı odada oturmanın ne hükmü aynıdır ne de mantık açısından bu ikisinin bir olacağı söylenebilir. Biz dışarıda tavırlarımıza dikkat ederiz ve fazla kalmayız. İşimiz biter bitmez döneriz, esas yerimiz evimizdir. Fakat haremlik selamlığın dinde olmadığı iftirasını atanlar içerde ev kıyafetleri ile erkeklerin yanında oturur, muhabbet ederler. Sadece başörtü takmanın yeterli olduğunu düşünürler. Bu kimselere sorun bakalım koskoca islam tarihinden bir tane örnek var mı evinde kadın erkek karışık oturtan Müslümana?

  • Reply Meyra Taştan 2 Mayıs 2014 at 14:12

    Peçe ; bende özgürlüğü,bağımsızlığı,mavi göklerin uçsuz bucaksız genişliğini,menekşe ürkekliğini çağrıştırıyor.Bir kırgınlık var bu yazıda…Erken açmış bir badem ağacının güzelliği,soğuk vurmuş bir cevizin diriliği,kanadı kırık bir kuşun sitemi var ve şairin can damarı sanki bu sitemden beslenerek çoğalıyor.

    Okur olarak bende yankı bulanlar şimdilik böyle…Yanılıyor muyum sevgili şaire ? 😉

    Tebriklerimle…
    Muhabbet le…

  • Reply Adsız 9 Mayıs 2014 at 11:33

    mümtaz

  • Cevap Bırak