Röportajlar

Sizin İçin Sorduk – 2. Bölüm

17 Temmuz 2014
Sizin için peçeli kardeşlerimize sorduk: Kaç yaşında peçe yaptınız? Etraftan nasıl tepkiler aldınız? Neler hissettiniz?

Merve (21): Peçe taktığımda 16 yaşındaydım. Bir ramazan günüydü.. Heyecanlıydı, kendimi daha farklı ve rahat hissettim. Tesettür vazifemi tam olarak yerine getirmenin rahatlığı… Genel olarak güzel tepkiler aldım elhamdulillah. Babam ilk gördüğünde çok beğendi. Hatta dediki “İnsan bununla ne kadar özgür olur bende kız olsam bende peçe yapardım” 🙂 Onun dışında komşulardan, akrabalardan dışarıda peçemi indirmeye kalkanlar oldu “bu ne böyle, aç da bi yüzünü görelim” diyerek.. En komiği de “en azından burnunu açsaydın kızım daha iyi olurdu” diyenler 🙂 bir de bunun bari gözünü de kapatsaydın versiyonu var tabi :)) Ne diyelim inşallah o da olur…

Ümmü Gülsüm (20): 17 yaşında peçe taktım. Taktığım zaman kendimi acayip özgür hissettim. İçim huzur doldu. Örtü ayetini daha iyi yaşadığımı, nefsimi yenip sırf Allah için bir şey yaptığımı hissettim. Peçe yapış şeklim Türklerinkine benzemese bile etrafımdaki insanlar çok beğendi tebrik ettiler. Güzel tepkiler aldım yani elhamdulillah. Ailemden ve yakın çevremden tepki almadım.

Ama başımdan şöyle ilginç bir olay geçmişti; Bir yere gidiyordum üzerimde sırt çantam da vardı. Sokakta oynayan 4-5 yaşlarındaki çocuk birden “Teröriiist! Çantasında bomba var yaklaşma, yaklaşma” diye bağırmaya başladı. Geçen senelerde STV kanalında bir dizide terörist karakterindeki kadın arap peçesi takıyormuş. Ordan bu çocuğun aklında kalmış galiba. Bana da dizide geçen kadının ismiyle bağırmaya başladı. Şok olmuştum. Ben yaklaşıp bir şeyler demek istedim çantamın içini göstermek istedim fakat daha fazla bağırmaya başladı. Ben de yanından uzaklaştım mecbur. STV kanalını arayıp şikayet ettim birkaç defa.

Hafsa Y. (20): 18 yaşında peçe taktım. Farkındalığımın farkına vardım taktığım zaman. Taktığım müddet içerisinde her daim çok daha fazla örtümle gurur duydum.
Belki de ailemi veya yakınlarımı yavaş yavaş bu düşünceye alıştırdığımdan dolayı onlardan ani bir tepki almadım. Hatta ailem fazlasıyla mutlu dahi oldular. Ancak takılan bir bez parçası bir çok kişinin gerçek suratını ortaya çıkardı. Güzel yanlarından biri de bu. Hiç beklemediğim insanlar çok fazla aşırıya gittiğimi ve çıkartmam gerektiğine dair farklı bahaneler önüme sunsalarda onlar üzerime geldikçe ben doğru yaptığımı hissettim. Dışarıdan olumlu tepki almadım hiç. Sadece Mekke’de Türkiye’de peçeli olduğumu duyanların “Maşallah” demeleri dışında.. 🙂
Dışarıda yaşadıklarım klasik olaylar. Bir serseri grubunun alkışları ve Ninja geliyor diye bağırmaları… Veya metroya bindiğimde kadının aniden arkasını dönünce çığlık atması. Bir kadının “Ey Suudluu” diye bas bas bağırması. Buna benzer olaylar..

Hatice A. (21): 17 yaşımda taktım elhamdulillah. Ailem alışkın olduğu için bir tepki almadım. (Benden öncekiler tepkileri almış bana da bir şey kalmamış :)) Gerçekten kapandığımı o zaman derinden hissettim. Tesettürün inceliğini, korunmanın gerçekten bu olduğunu fark ettim. Sanki ruhumu özgürlüğe kavuşturdum 🙂

Sümeyye (21): Peçe yapmaya 18 yaşında başladım. İlk yaptığım zaman yazdı. Dışarıya çıktığımda çok heyecanlanmıştım. Tabi hava sıcak baya terlemiştim ama terledikçe mutlu oluyordum. Sanki Allah için bir şeyler yapıp küçükte olsa Allah için sıkıntı çekiyordum. Bu duyguyu hiçbir şeyde bu kadar yoğun yaşamadım. Resmen peçenin tadını aldım ve oldukça güzeldi 🙂 Ben peçeden önce başörtümü büyük takmıyordum. Peçeyi yaptığımda aynı anda başörtümüde farza uygun ayarladım elhamdulillah…
Ve o anda gerçekten tamamen tesettüre girdiğimi ve beynimdeki ayetlere gereği gibi bir kılıf ayarladığımı, insanlara bir şeyleri sözlerden daha çok yaşantımızla bu dini anlatabileceğimizi anladım. Kısaca peçe bir hayat tarzı oldu benim için. İnsanlar peçe takanların alleme olduğunu sanıyorlar halbuki bir farzı yerine getirmiş oluyoruz. Rabbimiz tüm emirlerini layıkıyla uygulayabilmeyi dışımızı ayetlere uygun ayarladığımız gibi içimizi de Kur’an ahlakı ile bütünleştirsin inşallah.

Dışarıdan tepkileri peçe yaptığımdan beri sürekli alıyorum. Hemde hiç değişmeden aynı sözleri duyuyorum. “Kızım sen daha küçüksün biraz daha büyüseydin.”, “Çocuğum gözlerine kadar çekmişsin onu zamanla dayanamaz zaten çıkarırsın (nenelerin tecrübeleri), bari evlenince yapsaydın kısmetin çıkmaz seni böyle görürlerse (tipik teyze endişeleri), yavrum iyi güzel de insanları İslam’dan soğutursun (malum anlayış), tamam yap ama burnunu aç bari (neden burnumu bu kadar görmek istiyorlar anlamadım hiç.), bir şey demeyin buna hevesini alınca çıkarır, bunun yüzünde bir şey var kesin yoksa niye kapatsın v.b sözler.. Zamanla anlıyorsunki tamamen farklı iki insandan aynı sözleri kelimesi kelimesine işitmeni sağlayan tek şey cahillik. Farklı yerlerde olmalarına rağmen aynı tepkiyi veren insanların cehaleti aynı.

Biz böyle durumlar olmasına rağmen peçenin bize verdiği onurla tüm bu sözlerin üstesinden geliyoruz çok şükür. Alnımız ak, yüzümüz kapalı, başımız dik daima 🙂

Amine (23): Aslında 17 yaşında taktım ama işten sebep çıkarmak zorunda kaldım. Tamamen 19 yaşında takmış oldum. Benim için çevre faktöründen sebep peçe takmak cesaret işiydi. Önce iş yeri sonra Müslümanlar.. Ve beni asıl zorlayan etrafımdaki Müslümanlar oldu. Tebrik etmelerini hayırlı olsun demelerini beklerken yok peçe daha dikkat çekiyormuş, yok gözleri daha güzel gösteriyormuş, en azından burnumu açsaymışım v.b cümleler işte..
Birde bu tepkiler etrafımdaki dini öğrendiğim insanlardan olunca o dönemde hem üzüntü hem de Müslümanlara karşı bir ön yargı oluştu bende.

Velhasıl kelam peçeyle ben, çevrem, dış görünüşüm baya bir şey değişti hayatımda. Ama ben olması gerekenin, takvaya en yakın halin bu olduğuna inandım hep ve öyle yaşamaya çalıştım. Peçe bence bir kalkan, koruyucu. Dışarıdan size bakan tarafından her ne kadar olumsuz şeyler duysanızda sırf örtüden dolayı saygınlık kazandırıyor. Her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğunu buyuruyor ya Rabbimiz, onun rızası için yapılan bir amelde kulunu darda bırakmıyor…

Meryem (21): Peçeyi 18 yaşında taktım. Kendimi özel hissettim. Daha farklı daha kutsal ve bir Müslüman olarak bu çağda böyle bir kıyafeti taşımak için daha donanımlı olmam gerektiğini düşündüm. Çünkü insanlar genelde önyargı ve kötü gözle baktıkları için bu önyargıyı nasıl kırabilirim diye düşündüm. Ve özellikle kıyafetimden ötürü çocuklar benden dışarıda korkmasın bu görüntüyü sevsinler diye çantamda onlara vermek için şeker taşıyordum 🙂
Ailemden en yakınlarımdan tepki gördüm, garipsendim. Ama bu kıyafetimden Allah’ın razı olduğu düşüncesi yüreğimi hafifletti.

Olumsuz olarak şöyle bir olay yaşamıştım.
Fransa konsolosluğunun bahçesinde oturup içeride işi olan bir arkadaşımı beklerken, ordaki İslam düşmanı, kalpleri kin dolu, gözlerinden zehir fışkıran insanlıktan bir damla nasibini almamış, medeniyet ayağına yatan zavallıların ne kadar sefil ve din düşmanı olduğunu gördüm. Oradaki görevli kadın beni gördüğünde ‘bu ucubeyi buraya kim aldı nasıl girebilmiş buraya!’ der gibi baktı. Elinde olsa peçeme saldırıp yırtacaktı.

Ve peçemi açmamı, açmazsam şayet orda duramayacağımı söyledi. Aksi halde polis çağırmakla tehdit etti. Nasıl bir korku nasıl bir nefretse artık..
Kadın bana ‘burası Fransa toprakları ve Fransa topraklarında peçe kanunen yasak biliyorsunuz değil mi?’ dedi. Bende ‘evet biliyorum ama burası Türkiye ve Türkiye toprakları’ dedim. Kadın daha bir sinirlendi ve ısrarla Fransa topraklarında olduğumu yüzümü açmak zorunda olduğumu söyledi.
Ben de burası Türkiye ve peçemi açmıyorum dedim. Biraz çekiştikten sonra kadın gitti peşinden Fransız polisi geldi ve bana Fransızca bir şeyler söyledi. Yanımda Fransızca bilen başka bir kadın tercüme etti. Poliste tekrar burasının Fransa konsolosluğu olduğunu yani peçenin yasak olduğunu ve yüzümü açtığım taktirde orada durabileceğimi söyledi. Ben de açmayacağımı söyleyip hışımla arkama dahi bakmadan çıktım..

Giderken içim de bir heyecan bir ürperti bir sevinç karışımı duygu yoğunluğu yaşıyordum.
Dışarı çıktım ve gözlerimden sicim gibi yaşlar boşaldı.
Taksim gibi bir yerde insanların hepsi çok garip ve hepsi tip tip bakıyordu bana. Sığınabileceğim bir cami avlusu bile yoktu..
Güya Müslüman geçinilen bir memlekette kendimi çok yabancı hissettim.
Sokaklarda nereye gittiğimi bilmez bir şekilde yürüyordum. O kadar kırılmış ve incinmiştim ki, içimden Rabbim her şey senin için diyordum. Sadece senin rızan için…
Bir müddet ağladım ağladım..
Aslında benim yaşadığım bir şey değildi. Bu dava için ne eziyetler çekmiş yurtlarından sürülmüş kardeşlerimi düşündüm. Ve çok kutsal bir davanın halifesi olduğumu idrak ettim.
Hiçbir kitap hiçbir konferans bana orada yaşadığım şeyi veremezdi.
Ben İslam’ın neferiydim. Ve bu davanın aslında hiç basit olmadığını ve Rabbim için savaştığımı daha iyi idrak ettim.

Siz de hikayenizi anlatmak isterseniz niqabinja@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Bunları da Okuyabilirsiniz

2 Yorumlar

  • Reply Adsız 24 Mart 2015 at 23:13

    O kadar peceli var mıydı ya 🙂
    MasAllah Allah sayısını çoğaltsın..

    siz dimdik olun size bakan Allah ı hatırlar.Bakmayın başkaları hep laf atar tepki gösterir ama onlar sizin eşinizle, hayatla olan mutluluğunuzu içten içe kıskanır.

    Allah yardımcınız olsun 🙂

    ~Selametle~

  • Reply ESRA 21 Haziran 2017 at 13:29

    Yalnız uluslararası teamüllere göre konsolosluk toprakları o ülkenin toprakları sayılır ve o ülkenin kanunları geçerlidir. Yani Türkiye’deki Fransa konsolosluğunun toprakları Fransa toprağı sayılıyor ve Fransa kanunları geçerli oluyor. Bu kızımız bilmiyormuş sanırım.. Allah hepsinden razı olsun tabii, bize de nasip etsin tesettürü hakkıyla eda etmeyi..

  • Cevap Bırak