Yazılarımız

Safları Sıklaştıran O Teyze

2 Ekim 2016

Pazartesi günü yatsı namazını kılmak üzere şehrimizin merkez camilerinden birine gittik. Komşumuz ve dört yaşındaki oğlu da bize eşlik ettiler.
Bayanlar bölümüne çıktık. Hani o küçücük miniminnacık, teravihlerde sıcaktan bayıldığımız, kapısında kocaman “hanımlar için namaz kılma yeri” yazan bölüm var ya, hah işte orası. Caminin bir bayan için ne demek olduğunu bilmedikleri için hala yeni yapılan camilerde bile bize ayrılan yer bir evin salonu kadar oluyor. Halbuki cami sıcaktan bunalan mütesettir hanımın gelip rahatladığı yerdir, bebeği acıkan anne için mahremiyetini koruyacak yegane sığınaktır, dışarda yemek yemeyi sevmeyen peçeli/peçesiz bayan için bir peçete serilip lokantaya çevrilen yerdir. Daha fazla uzatırsam korkarım bu konu “cami neydi cami umuttu, hayattı cami ” muhabbetine dönüşecek…:)

Velhasıl kendi bölümümüze girdik, ezanı bekliyoruz. Parmaklıklara yaklaşmak tehlikeli ve yasaktır zira siz caminin mimarisine hayran hayran bakarken tanımadığınız bir ses aniden “erkeklere bakmayın cık cık cık” diyebilir. “Nesine bakıcam erkeklerin takkeleriyle omurga kemiklerine mi?” Diyemeyeceğiniz için susup oturmak durumunda kalırsınız…:)
Komşumuzun oğlu tabiki girer girmez koşturmaya başladı. Ben çocuk olsam o kocaman halıları, eşyasız duvarları görünce benim de aklıma yalnız koşmak gelir vallahi. Gayri ihtiyari “tam koşmalık alan ama hakkaten” deyip namaza durdum. İnsan caminin verdiği o müthiş huzur hissini özlüyor. Camiler abartılı süslenmesin evet ama ben ince ince işlenmiş kubbeye her baktığımda içimde bir yer genişliyor sanki, güçleniyorum. Kocaman bir ümmet olduğumuzu hatırlayıp çocuk gibi seviniyorum. Her cadde başında sığınabileceğimiz böyle muhteşem evlerin olması harika birşey değil mi?

Hani her camide mutlaka en az bir tane bulunan teyzeler vardır. Bilirsiniz, çocukken ya tesbih vurmuşlardır size yahut en azından bir çatık kaş görmüşsünüzdür. İşte o teyze bizim koşuşturup duran oğlanı iyi bir azarladıktan sonra iğne yapmakla tehdit etti. Tabi böyle birşey olunca devreler yanıyor sizde. Teyzeyi bir çuvala koyup pencereden atmayı filan düşünüyorsunuz 🙂 ama genelde susmakla neticeleniyor iç kasırgalarınız. Farzı beklerken biraz düşündüm. Yaşlılar ve çocukların ne kadar benzediğine hep hayret etmişimdir. Herşeyin sürekli başa dönmesi gibi insan da yaşı ilerledikçe sanki başa dönüyor. Çocuk inatçıdır, yaşlı da. Çocuk laf anlamaz,yaşlı da. Çocuk bildiğini yapar, yaşlı da.
Derken kamet getirildi. Cemaatle namaz kılarken beni en çok yaralayan şey safların ayrık ayrık olmasıdır. Ki biz bayanlarda genelde böyle oluyor. Sıkışmayı sevmiyoruz şekerim! Kamet getirilirken benim aklım yine saflardaydı. Konuşmaya başladım. “Kardeşlerim deseydim kardeşlerim! Saflarımızı sık ve düzgün tutalım. Şeytan aramıza sızamasın. Omuzlarımız birbirine değsin ki kardeş olduğumuzu hissedelim” konuşuyorum, ama içimden! Bunları sesli sesli imkanı yok söyleyemem. Arka saftakileri önlerdeki boşluklara nasıl çağırsam ki diye düşünürken “o teyze” yüksek sesle uyarmaya başladı herkesi. Teyzeye itiraz etmek ne mümkün, safımız sımsıkı bir saf oldu. Mekke’den sonra ilk kez öyle bir namaz kıldım sanırım. Gerçek bir ümmet olduğumuzu hissederek… imanda, namazda,  merhamette, tüm yüce şeylerde birleşen bir ümmet…

Namaz bitti. Teyzeye minnettar kaldım. Ümmet olmak işte böyle birşey dedim kendi kendime. Herkesin en güzel yönüyle daha da güzeleştirmesi birliğimizi. Çocuklara kızarken kaba evet, ama o kabalığın altında inandığı şeyi kimseden çekinmeden söylemek var. Ve bizim öyle insanlara çok ihtiyacımız var. Çünkü kendilerinden çok daha fazla şey bilenlerin yapamadıklarını korkusuzca yapanlar onlardır. .

Sünnetler, salat-ı vitrler bitti, teyzem çarşafını aldı üstüne geldi. İğne yaparım dedi ya içinden tuttu tabi 🙂 açıklama yapmaya koyuldu. Bi hocayı dinlemiş, çocuklar yedi yaşına kadar camiye gelmeyeceklermiş. Geliyorsa da anasının dibinde oturacakmış 🙂 Kız kardeşim “teyze sen böyle yaptığın için çocuk camiden korkacak, onun çok güzel bir dünyası var burda huzur buluyor” gibi cümleler kurunca “hiçbirşeyin farkında değil o” dedi suratını ekşiterek. Yüzüme yayılan sırıtışı bastırıp itirazcıların yanından aldım teyzeyi. Başbaşa konuştuk biraz. Gönlünü aldım. Başı ağrıyan olur hasta olan olur dedi çok doğru dedim. Hem sen de haklısın çocuk geliyorsa sınırını bilecek dedim. (Dimi fatma hocam http://m.yenisafak.com/yazarlar/fatmakbarbarosoglu/cocuklar-camide-oyuncakları-ellerinde-2029853 )

Alışıp da ne olacak büyüyünce alışsın dedi baş eğdim. (Küçükken bana camide kızdılardı o yüzden şimdi gidesim gelmiyor edebiyatı da ucuzladı bence, küçükken bilmiyordun şimdi biliyorsun işte herkesin öyle olmadığını hem öyle olanlarla güzel olduğumuzu, camiye gitmemek için bahaneler üretme kardeşim) Merdivenlerden inene kadar tasdik ettim teyzeyi, ee o bize lazım sonuçta. .;)

Bunları da Okuyabilirsiniz

Yorum yok

Cevap Bırak