Yazılarımız

Rüyamdaki Müfettiş (1. Bölüm)

8 Mart 2015
Müdür yardımcısı sınıf kapısısını büyük bir hışımla açtı. Nefes nefese kalmıştı.
– Çabuuuk hemen başlarınızı açın, müfettiş geldi.

Ne olacağını düşünmeden kaçmak için sınıfın kapısına doğru koştum. Müdür yardımcısının bana bağırtısı eşliğinde merdivenlerden aşağı doğru hızla koşuyordum.

Merdivenlerin sonuna geldiğimde olan olmuştu. Okulun eğitim düzeyini denetlemek (!) için sürekli ani baskın yapan müfettişle göz göze gelmiştim. Ne yapacağımı şaşırdım. Müfettişin yanındaki okul müdürü de şaşırmıştı. Sonunda bizi sürekli uyardığı ve olması halinde çok kötü şeylerin olacağı olay meydana gelmişti. Müfettiş beni okul forması ve başörtümle beraber görmüştü. Arkamı döndüm ve yukarı doğru hızla kaçmaya başladım. Peşimden müfettiş de koşmaya başlamıştı. Ben kaçıyordum o kovalıyordu. Okuldan dışarı çıkıyordum koşarak ve hala peşimden geliyordu. Uçsuz bucaksız yollarda koşuyordum, o da peşimden koşuyordu. Tam arkamdan yakalayacakken…

Kan-ter içinde uyandım.
Şu müfettiş rüyalarından artık bıkmıştım. Her seferinde aynı stresi tekrar yaşamak zihnimi son derece yoruyordu. Ne yazık ki, ortaokul dönemi boyunca gördüğüm bu rüyalardan uzun süre kurtulamadım.

Çoğumuz 28 Şubat sürecinde başörtülü ablalarımızın neler yaşadığını az çok biliyoruz. Üniversite kapılarında başlarını açmadıkları için mağdur edilip polis tarafından tartaklanıp hapse atılan ablalarımız… Diploma alacağı son sınavında başını açmadığı için okuldan atılan ablalarımız…

Benim anlatacaklarım bir üniversite macerası değil. O yaşananları görmedim ama yaşadıklarım onların yaşadıkları ile aynıydı…

Çarşaflı ninelerimizin düşmandan kurtardığı bu topraklar artık bize gerçek bir Müslüman gibi yaşamayı yasaklamıştı. Bizler de bu yasaklara topyekün karşı çıkma yerine sürekli geçici çözümler ve alternatifler arama peşindeydik. Herkes kendi imanını kurtarmak zorundaydı.

28 Şubat sürecinden sonra evlerine kapanan Müslümanlar zorunlu kılınan 8 yıllık eğitime ve bu eğitim içerisindeki kılık-kıyafet düzenlemesine ciddi bir birlik içerisinde karşı çıkamadılar. Çoğumuz devletin dayattığı bu yasağa boyun eğerek buluğa eren kız çocuklarımızı başları açık orta okullara gönderdik. Hatta bununla kalmayıp liselere bile yollayanlar oldu.

Şuan özel okullar ve kolejlerdeki kılık- kıyafet rahatlığını 8-9 sene önce bulmak çok zordu. Etrafımızda bilinçli aileler ya kız çocuklarını ilk okuldan sonra okutmuyor –ki bu da şikayet meselesinden dolayı çok azdı – ya da özel okullara göndererek bir çözüm bulmaya çalışıyorlardı.

Ben de orta okul sorununu özel okulda başörtülü okuyarak atlatan kızlardandım. Sadece muhafazakar kesime ait olduğu ve başörtülü durmama izin verdikleri için ailem beni o okula göndermişti. Orada yaşadıklarım hayatım boyunca unutamayacağım, arada rüyalarıma giren birer anı olarak kaldı.

Bu yazacaklarım 11-12 yaşlarında başörtüsü mücadelesi vermiş kızların yaşadığı o ruh halini anlatmaya yetmez. Ama bir nebze de olsa neden böyle olduğumuzu anlamanıza yardımcı olacağını umuyorum..

**********

Sınıfta sessizlik hakimdi. Herkes önündeki sınav kağıdına pür dikkat kesilmiş ve Fen bilgisi final sınavından iyi bir not almak için ter döküyordu. En sevdiğim ve başarılı olduğum derslerden biriydi Fen ve teknoloji dersi.. O yüzden sınavı çok da önemsemiyordum. Bulmaca çözer gibi önümdeki sınav kağıdını doldurmaya başladım.

Sınava gireli henüz 15 dakika olmuştu. Sessizlik sanki olacakların habercisi gibi korkutucuydu. Aniden kendisinden daima çekindiğimiz müdür yardımcısı yaşlı bayan hışımla içeri girdi.

– Çabuuuk, çabuukk başlarınızı açın, ani baskın müfettiş geldiii!

Müfettiş sık sık okula gelirdi, ama bu ani baskınlar yok mu bizim için kabustan daha beterdi. Hocanın yüzündeki korku dolu ifade ve bağırtısı beni son derece tedirgin etmiş ve gayri ihtiyari ayağa kalkmama sebep olmuştu. Ne yapacağımı şaşırmış bir vaziyette öylece kalakaldım.

– Niye bekliyorsunuz, çabuk açın başınızı! Açsanızaaa!

Hocanın sesiyle irkildim. Ne yapmam gerektiğini düşünmeye çalışıyor ama bir türlü zihnimi harekete geçiremiyordum. Adeta donakalmıştım. Herkes sınavı bırakıp bizi izliyordu. Olaylar saniyede gelişiyordu. Müdür yardımcısı bağırmanın fayda etmeyeceğini anlamış olmalı ki hızla yanımıza geldi. Sağ tarafımdaki sırada ayakta duran arkadaşıma doğru yöneldi. Ne yapacağını kestirememiştim.

– Acele edinn hadiii! derken eli arkadaşımın başörtüsüne uzandı ve tuttuğu gibi aşağı doğru çekti.

Şok olmuştum. Zihnim artık durmuş ne yapacağını düşünemez hale gelmişti. Müdür yardımcısı sınıfın kapısına doğru yönelip ani refleksle kaçmamızı önlemek için kapıyı tutmuştu. Bir yandan da bağırması durmuyor, emirler yağdırmaya devam ediyordu. Başımızdaki başörtülü Fen hocası da çoktan başörtüsünü indirmişti bile.

Herkes bana bakıyordu. Ne olacağını hiç düşünmeden kapıya doğru hızla koştum ve önümde duran müdür yardımcısını var gücümle itekleyerek merdivenlerden koşmaya başladım. Müdür yardımcısı arkamdan hırkamı tutmaya çalışmış fakat başarılı olamamıştı. İsmim tüm koridorlarda onun sesiyle yankılanmıştı.

Aşağı doğru nereye gideceğimi bilmeden merdivenlerden koşmaya adeta uçmaya başlamıştım. Okulun en aşağısında bir çıkış kapısı daha vardı. Onun yanındaki kullanılmayan depo aklıma geldi ve oraya doğru kendimi attım. Deponun içine girdiğimde çömeldim ve nefesimi kontrol etmeye çalıştım. Kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi küt küt atıyordu.

Gördüğüm olayların şokunu bir türlü üzerimden atamadım. Erkeklerin gözü önünde en iyi arkadaşımın başı açılmıştı. Bu nasıl bir duyguydu Allah’ım! Sonradan o arkadaşımla göz göze geldiğimizde tek kelime etmedik. Onunla beraber akıttığım gözyaşı her şeyi anlatıyordu. Henüz 12 yaşındaydık ama yaşadığımız olaylar ve duygular bir çocuğun kalbinin alamayacağı kadar yoğundu.

Depoda 5 dakika soluklanmamdan sonra merdivenlerden bir koşma sesi hissettim. Kafamı kaldırdığımda başka bir arkadaşımın daha kaçtığını gördüm. Yanıma geldi ve nefes nefese kalmıştı. “Senden sonra cesaret bulup ben de peşinden kaçtım” dedi. Sevindim.

Hiç değilse iki kişi kaçmayı başarabilmiştik. Geriye kalan 3 başörtülü arkadaşım zaten bu tür durumlarda hemen açacaklarına dair okul yönetimine taahhütte bulunmuşlardı.

Biraz daha sakinleşmiştik. Okul bahçesinin yan kısmında yaşlı bir teyzeye ait küçük bir ev vardı. Bir keresinde böyle bir durumda onun evine sığınmıştık. Tekrar kapısını çaldık. Güler yüzüyle bizi içeri aldı. Salona girdiğimizde üst sınıfımızdaki başörtülü arkadaşlardan birkaçının daha burada olduğunu gördük. İçimiz daha da rahatlamıştı. Oturup beklemeye başladık…

Birkaç saat sonra kaçtığımız evin telefonu okul müdürü tarafından aratılıp acil bir şekilde gelmemiz emredilmişti. Okula girdiğimizde ise tüm başörtülü öğrencilerin bir sınıfta toplanması gerektiği söylendi. Sınıfa girdiğimizde direnmeden başlarını açan öğrenciler bizden önce yerlerini almıştı bile. Toplam sayımızı on beşi geçmezdi. Birkaç dakika sonra müdür yanında birkaç başörtülü bayan hocayla beraber geldi. Kendisi muhafazakar biriydi. Okuluna başörtülüleri alma riskini göze almıştı. Ama bu riski ne kadar da alsa belli durumlarda yapabileceği bir şey yoktu. Teftişlerde veya Milli Eğitim’den bir yetkili gelmesi durumunda başlarımızı açacaktık, şartı buydu. Okul hocalarının ekserisi de başörtülü hocalardı. Bu yüzden bizi daha anlayışlı karşılarlar diye düşünüyorduk ama öyle olmuyordu. Onlar başlarını belli zamanlarda örtebildikleri için şükrediyor bizse okul yönetiminin bize kaçma imkanı sağlamadıkları için nankörlük (!) ediyorduk.

Müdür kızgın suratıyla bizlere okulu ne kadar çok tehlike altına soktuğumuzu anlatmaya başlamıştı. Hep aynı şeyler diye geçirdim içimden.. Müdür başlarını açanların el kaldırmalarını istedi. Ve kendilerine çok teşekkür edip, bu tür durumlarda İslam’ın Ammar b. Yasir’in yaptığı gibi imanı içimizde yaşayarak dışarıdan küfretmemize izin verdiğini açıklamaya çalıştı. İçimden gülmeye başladım. Kim olsa gülerdi verdiği bu örneğe.

Kendilerine teşekkür ettikten sonra onların çıkabileceğini söyledi. Onlar gidince de tekrar bize karşı esip gürlemeye başladı. Böyle yaparsak bizi baştan böyle kabul etmeyeceğini söyledi. On dakika kadar kızgınlığını ifade ettikten sonra çıkabileceğimizi söyledi. Bende sakin adımlarla kapıya doğru yönelen arkadaşlarımla beraber çıkmaya hazırlanıyordum. Birden sert bir sesle irkildim.

– Sınavdan kaçanlar kimdi? Peşinden Fen hocasının sesi:
– Bu ikisi hocam!
– Siz burda kalın o halde!

Sınıf boşalmış arkadaşım ve ben hocalarla başbaşa kalmıştık. Sınavından kaçtığımız hocanın ve müdür yardımcısının gözleri ateş püskürüyordu adeta.

– Sınavdan kaçmak da ne demek? Nasıl cesaret edersiniz? Diye söze başlamıştı müdür. Başımı kaldırmadan beş dakika boyunca aynı lafları tekrar dinledim. Bu sefer fena kızmıştı.
– Hocanızdan özür dileyin! diye sert bir emirle konuşmasını bitirip çıkmamıza izin verdi.

Sınıftan çıktığımızda beraber kaçtığımız arkadaşım bana bakarak hocadan özür dileyip dilemeyeceğimi sordu. “Hayır” dedim! “Niye özür dileyecekmişim, ben yüzümü kızartacak veya özür dilenecek hiçbir iş yapmadım” diye yanıt verdim. Özür dilersek belki bizi tekrar sınava alabileceğini söyledi. Kızgın gözlerle baktım.. Sınav umrumda değildi artık. Yüz puan alsam ne olacaktı ki? Sınıfın, okulun, şehrin birincisi olsam ne olacaktı? Beni böyle başörtümle asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyordum. Artık her şey daha da belirginleşmeye başlamıştı zihnimde. Bu zihniyetle biz azılı birer düşmandık. Ya onlara boyun eğecektim ya da boyun eğmeden farklı bir hayatı tercih edecektim…

Bu yaşadığım son olayla okula karşı kalbimde soğukluk oluşmaya başlamıştı bile..

(devamı gelecek…)

Bunları da Okuyabilirsiniz

12 Yorumlar

  • Reply Adsız 10 Mart 2015 at 09:22

    kardeşim yaratan hiç bilmez mi? erkeğin de kadının da fıtratını huyunu suyunu en iyi bilen Allah'tır. Biz de müslümanız diyorsun ama Allah'ın emri söz konusu olunca yok araplar yüzünden yok bilmem ne. İslam arapların dini değildir, müslümanca yaşamak da araplaşmak değildir. şunu bir anlayın artık. Bez parçası dediğiniz şey bizim özgürlüğümüzdür Ayet'tir, İslam'dır! İnşallah birgün anlayacaksınız.

  • Reply Adsız 10 Mart 2015 at 09:22

    Bence mesele karma eğitimin kendisi. Yeni ergenliğe girmiş kız ve erkekleri aynı ortama koyduğumuzda ne gibi iğrençliklerin olduğunu az çok hepimiz biliyoruzdur liselerden. Ama asıl sorun bu müslüman(!) ülkenin Hz Muhammed in bizzat uygulattığı tesettüre karşı olması.
    Kadınların korunması, metalaştırılmaması, vücudunun her yerde sadece bi görsel obje gibi kullanılmaması, toplumda hayvani duyguların sürekli ön planda olmaması yani sosyal yapı olarak daha insani temeller üzerine kurulmuş bi toplum oluşturulması – bu sadece kadının örtüsüyle olacak bişey değil,erkeklerinde bi o kadar özverili davranması gerek- böylece daha sağlıklı aile yapısı dolayısıyla daha sağlıklı birey ve toplum yapısı.. İşte bunlar ve bizim öngöremediğimiz daha bi çok seyden dolayı kadına değer verildiği için Allah ın emrettiği ve Hz Muhammedin uygulattığı tesettür.. Toplum yapısı hakkında hiç bi bilgisi olmayan insanların bez parçası diye aşağıladığı tesettür.. Bu sadece arap kültürü denilerek batı özentiliğiyle ayaklar altına alınmış tesettür.. 28 şubat sürecinde coblarla üniversitelerde kızların başından çıkartılmış tesettür..
    Ve müslüman(!) ülkemiz…

  • Reply Sonsuzluğa Yolculuk 10 Mart 2015 at 09:22

    Tesettür Efendimiz aleyhisselam ın getirdiği Islam dinininin emridir. Nur Suresi bu konuda rehberdir. Ayrıca Asabi kiram hanımları bize bu gerçeği tüm çarpiciligi ile gösterir. Efendimiz aleyhisselam ın hanimi Hz Aişe anamız tesettürü ile müslüman kadının toplumdaki kıyafetini ve yerini biz Müslüman hanimlara en iyi şekilde anlatır.

  • Reply Adsız 10 Mart 2015 at 09:22

    Adsız merhaba, sana bir sorum olacak, belli ki tesettür nedir bilmiyorsun, iman da etmiyorsun, peki neden bu sitedesin, buradaki herkesi hizaya getirip başlarını açtıran müfettiş olmak için mi? Lütfen kendine başka bir blog aç ve derdini orada senin gibi düşünenler ile paylaş. Bloguna isim önerisi bile benden, Tesettür avcıları.

  • Reply yettigari 14 Mart 2015 at 16:43

    Bu arada müslüman ülke olarak ünlemler kinayeler almış Türkiye.Daha ne kadar müslüman olsun istiyorsunuz onu birisi açıkça cevaplayabilir mi lütfen?

  • Reply yettigari 14 Mart 2015 at 16:43

    Bu yazıyı bu ajitasyonu artık klişeleşmiş başörtülü bacı mevzusunu yanlış zamanda yayınlamışsınız.seçime biraz daha yakın yayınlamalıydınız.kivircik saçlı vatandaşlar düz saçlılar üstünde hakimiyet kurmaya kalkarsa yalnızca bu iddiadaki Kıvırcık saçlıların hadleri bildirilir.fakat bu hareket arkasına bir inancı bir hassasiyeti aldığında aşırı tepkiler verilmiş önlem olarak.okulda başörtü zararsızdı belki ama senin örtülü çocuğun benim örtüsüz çocuğumdan üstün tutulduğunda başlıyor sorun.sorun benim çocuğum senin inancına hayat tarzına psikolojik baskıyla itildiğinde başlıyor.ama o başörtülü bacı mevzusunu sakız gibi uzatın, bütün ülke yasayla çarşafa sokulana kadar inada devam edin.tam seçimden önce de milleti salak yerine koyuyor,çalıyor ama çalışıyor sloganlı bir sahabe uydurup yazın benden size tavsiye!

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 16 Mart 2015 at 13:37

    propaganda avcısı (!) çok tahammülsüzsün 🙂 burada kalıp kendi fikirlerini savunamayacaksan ve hakaret içerikli şeyler yazacaksan tabiki takip etmemekte serbestsin.

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 16 Mart 2015 at 13:39

    Yetti Gari: "senin örtülü çocuğun benim örtüsüz çocuğumdan üstün tutulduğunda başlıyor sorun"
    Bu yoruma ancak gülünür. 🙂 Tam tersi olmasınn sakın

  • Reply Adsız 24 Mart 2015 at 23:14

    Bu ülke demokratik, laik, sosyal bi hukuk devleti, islam devleti değil. Bu ülke kurulduğundan beri insanlara islamı sadece Allah ile kul arasında vicdani, kişisel bi din olarak yanlış tanıtmış bi ülke, daha doğrusu 'din, ilah, rabb, ibadet' kavramlarının ne olduğunu tam olarak bilmeyen bir çok insanın 'müslümanım' dediği bi ülke.. Medyaya çıkan hocaların(!) din adı altında insanları küfre yönlendirdiği, ibadet diye yapılan, yaptırılan bi çok şeyin şirk olduğu bi ülke.. Asla Allah ın insanlar için koyduğu nizamın kabul edilmediği ve uygulanmadığı bi ülke.. Allah ın kanunlarının değil çoğunluğun kanunlarının üstün olduğu, bu noktada açıkça küfür içinde olan bi ülke.. Bu ülke insanlarının Allah ı değilde parayı, aşkı, farklı ideolojileri vs ilah edindiği bi ülke.. Kısaca insanlarının put edinmeden Allah a kul olamadığı bi ülke.. O kinayeler bundan işte.

  • Reply İsimsiz Mücahide 13 Temmuz 2015 at 10:30

    Bence Güzel Bir Yazı Olmuş

  • Reply Adsız 13 Temmuz 2015 at 10:49

    Lütfen içinde yaşadığımız topluma realist bir gözle bakın.Başörtülü olmanın ajitasyonu yapılarak kayırmalar, oy toplamalar gırla gidiyor.hem de başı açık olan tecavüzü haketmistir bile denilebiliyorken.işte böyle bir ortamda başörtüsü veya pece veya çarşaf tarafsız, iltimassız olabilir mi? Erkek çocukları ayırt ettirmek için de alnına Müslüman yazın oldu olacak

  • Reply Adsız 13 Temmuz 2015 at 10:49

    Arkadaş da bunu demiş zaten.Islam ile yönetildiğini iddia eden bir ülkeye böyle kinayeli yorumlar yapsanız tamam ama Turkiye Cumhuriyetinin şer'i hükümlerle yönetilmek gibi bir iddiası yok.yani herhangi bir iskandinav ülkesine "sözde müslüman (!)" Demenizle aynı şey

  • Cevap Bırak