Sizden Gelenler

Peçeyle Başlayan Devrim

15 Ocak 2015
Her şey ne zaman başladı, bilmiyorum. İlk ne zaman içimde tomurcuklanmaya ve yeşermeye başladı peçe sevgisi? Doğru ya, ne ailemde vardı böyle bir örf, ne de daha önce zihnimde tahayyül edilmiş bir tablo. Ama sanırım kabullenmek, hiçbir zaman rotasını bilemediğimiz derin bir yolculuk her zaman.

Yıl iki bin on iki, aylardan Mayıs, hafta iki ve gün Cumartesi. Sanki dünmüş gibi hissettiğim coşku, korku ve umutlar. Daha önce evde defalarca denediğim ve aynanın karşısında dakikalarca seyre daldığım peçem. Sanki bir devrim gibi, saat sekizi beş geçiyor gibi.

İlkler her zaman unutulmazdırlar. Her zaman ortaya çıktığı tazeliği, canlılığı muhafaza ederler. İlk kitap, ilk gün, ilk hediye, ilk şiir… İşte anı defterimden unutamadığım bir sayfadır, peçeyi taktığım ilk gün. Bir daha hiç hissedemediğim yutkunmalarım; göremediğim,  gözlerimdeki ateş ve kalbimdeki sekinet. Nefsimden bağımsız attığımı hissettiğim ilk adımlarım, belki de o güne dek kendimi ilk kez böylesine özgür hissettiğim o mucizevi an.

O gün neler yaşandığına dair elle tutulur, gözle görülür ve beş duyu organı ile algılanabilir şeyler diyemem. Anlatacak devasa olaylarım da olmadı o güne dair. Ama bu bir serüven, bir varoluş bildirgesi. Zaman geçtikçe dolan bir seyir defteri… Eksilmeden ve sürekli artan bir mücadele…

Hayatımı ikiye ayırmak, bu açıdan mümkün olabilir. Ama bu ayrışma, olumlu yönde seyretmeye de biliyor, kimi yerlerde. Peçe takmak amelinde, birçoğumuzun geçtiği evrelerden geçtim ben de. Level atladım, kimi zaman basamak basamak indim mücadele merdiveninde. Annemin itirazları, babamın bakışları ve toplumun o göremediğimiz ama her daim hissettiğimiz baskılarını tattım, hepimiz gibi. Düşünüyorum da, zorluklar davaya asılmada körüklemiş bizleri. İlk istediğimiz anda takıverseydik, biraz daha yavan ve yozlaştırılmış olabilirdi. Ama zaman ve imtihan bir elmanın olgunlaştırması gibi olgunlaştırdı seni, beni ve onu. En azından temennimiz bu yönde oldu, kaybettiğimiz zamanın tesellisini yaptık bu şekilde. Derken Allah, katından bir nimet bahşetti, kalpler yumuşamasa da yoruldu, gözler görmemeye, kulaklar ise işitmemeye başladı. Vuslat hasıl oldu, taktık peçemizi. Önceleri her şey bir peçe ile olur zannettik. Sanki bütün olay on beş santimlik medine ipeği kumaş ile bitiverecek gibi düşündük. Olgunlaştık zannettik, daha pişmemişken. En azından geriye dönüp baktığımda kendimde tespit edebildiğim şeylerdi bunlar.

Bir şekilde bu yönde ilerleyen insanlarla kesişti yolumuz. İyisini de gördük, kötüsünü de. Her insan, zihnimizdeki peçeli kız nasıl olmalı sorusunun cevabına bir şekilde katık oldu. Karakterlerden derlediğimiz uygun bir pozisyon aradık. Selamlaşmanın üslubunu, hediyeleşme ve asla arkasından konuşmama… Eleştirdik birbirimizi, kimi zaman acımasızca. Eleştiri aldığımızda hep şunu fısıldadık kalbimize ‘ din nasihattir.’

Tabii ki bunlar ütopik gelebilir. Ben de her peçe takanın ahlakının otomatik bir talimat ile düzelmeyeceğini biliyorum. Ama ahlakın inşası için zaman gerektiği sonucuna vardım. Ve peçe takan yeni kardeşlerimize bunların belki de peçe takmaktan daha büyük bir önem arz ettiğini ifade etmekti, yegane amacım. Uygun şartlarda otobüste bir yaşlıya yer vermek, tabuların yıkılmasında atılmış bir adımdır. Duruşunu bozmamak  ‘Geldin mi şimdi bizim dediğimize’ diyenlere verilmiş esaslı bir cevaptır. Yemek yapmak, ev işlerine belli bir vakit ayırmak ve hatta akşam babana yaptığın kahveyi saygı ile sunmak… İşte bunların hepsi peçenin talimatlarındandır.

Bizler, yeni bir dünya inşa etmeye soyunmuş işçileriz. Biliyoruz ki ilim kadar önemli birçok sorumluluğumuz da var. Hazır yiyecek tüketimine biraz da olsa dur demek, artık dağılmış akraba ve aile bağlarını bir araya getirmek, temizlik yapmak… Bütün bunlar, modern dünyanın Müslümanı yozlaştırdığı etkenlerdir. Ve bizim tek hedefimiz, Müslümanın yozlaştırmasına tesettürle başlayıp süregelen bir dava ile karşı çıkmaktır.
Konuk Yazar: Peltek Vaiz

Bunları da Okuyabilirsiniz

11 Yorumlar

  • Reply Gurretiayn Kafkasya 15 Ocak 2015 at 23:07

    eline sağlık.. (:

  • Reply Hatice 1 Şubat 2015 at 00:46

    Rabbin selamı üzerinize olsun kardeşim. Kullandığınız dile dikkat edin biraz.Edep ya hu.Soyunmak filan.Devrim deyince gençlerimiz yanlış şeyler anlayabilir.Haşa devlete karşı devrim olmaz.Biraz dikkat edin sözünüze

  • Reply Aczimin Giryesi 1 Şubat 2015 at 00:52

    süper 🙂

  • Reply Aysel 1 Şubat 2015 at 00:52

    Yazınız çok hoşuma gitti ayrıca bu yazınızı okurken bende peçemi takmış ilkkez dışarı çıkma heyecanı ile kendime sonkez ayna karşısında bakmaktaydım evet bugün günlerden Cumartesi 2015 ve ben ilkdefa peçemle dışarı çıkıcam çevremde böyle kimse yok ve herkez beni öcü gibi görücek ama ne önemi varki Allah memnunya gerisi boş..
    Hadi bakalım vakit geldi,artık bu çekimserlik duygusu altında gizlenen şeytanı çatlatmalı…

  • Reply Adsız 28 Şubat 2015 at 19:51

    Gercekten ama gercekten davasini kendiyle butunlestirmis bir ummet ver artik karsinizda! Dua eder dua beklerim Rabbim bize de nasip etsin.Agladigimi biliyorum.Bu universite hayalleri yok mu !Allah sonumuzu hayr etsin..

  • Reply Adsız 5 Mart 2015 at 16:36

    Bende peçe takmak istiyorum. Allah banada en kısa zamanda nasip eder inşallah. Yazınız çok güzel bu arada ellerinize sağlık. Allah peçenizi hayırlı uzun ömürlerde gururla takmanızı nasip eder inşallah 🙂

  • Reply Tuğba Kadıoğlu 14 Mart 2015 at 16:42

    Merhaba
    tesettürün ölçüsünü Rabbimiz Kuranı Kerimde belirlemiş. Peçe bir takva ölçüsü değildir ve tesettürün gereği de değildir. Takmak isteyen tabi ki takar fakat bunun İslama mal edilmemesi gerek. Aksi takdirde insanları boşu boşuna töhmet altında bırakmış olacaksınız.
    selametle….

  • Reply Adsız 24 Mart 2015 at 23:13

    Tum pecelilere gunulden selamlar.evet kuranda belirtlmis ama pece takanlari farkli buluyorm ben.secilmis gibiler..

  • Reply Adsız 24 Mart 2015 at 23:13

    Tebrik ederim bende pece takmyi dusunuyorum

  • Reply ummu Omer 16 Nisan 2015 at 18:27

    Tugba kadioglu kardesim. İslamin her emrini Peygamberimzden ogrendigimiz gibi tesetturu de Ondan (hanimlarindan) ogreniriz. Peygamber esleri yuzu ortuluydu. Ayrica Hanifi mezhebi disindaki tum mezhep alimleri peçeyi(yuz ortmeyi) farz yada vacip gormuslerdir. Size nur suresinin tefsirini okumanizi tavsiye ederim. Selametle…

  • Reply Adsız 16 Nisan 2015 at 18:27

    4 mezhebe gore hanifi hariç desek 3 mezhebe gore peçe takmak farzmis hanifi mezhebine gore ise fitne ortami varsa farzdır. Ve biz şuan ahir zamandayiz fitnenin göbeği dir diğer adi selametle kardeşim. 🙂

  • Cevap Bırak