Yazılarımız

Peçemle Konuştum Bugün…

13 Eylül 2015
Peçemle Konuştum Bugün

Ben böyle değildim. Ne oldu inan bilmiyorum. Seni yüzüme takarken samuraylar gibi havalara girerdim. Birazdan aynasızlara haddini bildirecek maskeli bir eylemci gibi heycanlanırdım.

Hani şakayla karışık hep diyordum ya.
“Yüzümde gördüğünüz yalnızca peçe değil. Onun ardında fikir var ve fikirlere kurşun işlemez!!!”

Peki ne olmuştu da şimdi böyle keyifsizdim. Elim peçemin iğnesine uzanırken neden bir yaşlı eli gibi titriyordu?… Neden kalabalıklar arasından geçerken başımı eğiyordum?

Kalabalıklardan korkar mı olmuştum?

Galiba yorulmuştum ben. Şehrin gürültüsüne tıkanmaktan ağrımıştı kulaklarım. İnsanlara derdimi anlatmaktan boğazım kurumuştu. Öylesine de yalnızdım ki, nereye gitsem beni anlayan insan arayışım sonuçsuz kalıyordu. Hem o hani meydanda arkalarını dönüp dönüp bana bakan laubali çiftin gözlerini de hatırlamak istemiyordum. Haberler karmakarışık, ülkem bölünmenin eşiğinde, örtüm her yerde tehdit unsuru, dünya berbat bir yerdi!

Ağladım çok, ama bunu kimse bilmesin. Bağırdım peçeme “yoruldum!” dedim “sen olmasaydın belki de..”

Onun olmadığı bir kendim hayal ettim sonra. Ne kadar eksiktim. O varken, moda umrumda değildi mesela. Ama Allah korusun o giderse, belki diğerleri de giderdi farkettirmeden, yavaş yavaş… Aldım karşıma peçemi, konuştuk gün boyu:

“Sen varken birçok şeyden mahrum kalıyorum bazen. Ama farkettim de bunun adı mahrum kalmak değil, Rabbimin özel koruması. Sen varken çoğu zaman güzel değilim. Ama düşündüm de güzel tanımını kim belirliyor? Yani benim Ayşe annem dünyadaki tüm süslü püslü manikürlü pedikürlü kuaförlü bakımlı kadınlardan daha güzel değil mi? Sen varken insanlar bana çok fena bakıyor, inan çok rahatsız oluyorum. Ama düşündüm de her iyi iş yapan insan zaten kötü bakışlara, olumsuz sözlere maruz kalmamış mıdır? Ne yani bakıyorlar diye onlara daha çok imkan sağlamak için açsa mıydım yüzümü? Bazen evet, sen varsın diye beni bir çok yere almıyorlar. Öğrenmek istediğim diller var mesela, okumak istediğim okullar, katılmak istediğim topluluklar. Ama düşündüm de ben sen olmadan sahip olsam onlara, mutlu olamam ki. Gülerim belki ama huzurlu olamam ki. Sen varsın ya, gerisi umrumda değil!” dedim ve sarıldık işte peçemle.. Nasıl da özlemişim.

Sonra o da konuştu tabi. Yine en derininden etkiledi kalbimi.

“Burası dünya yahu” dedi. “Burası bu kadar işte. Burayı bırak da biz sağ salim cennete gitmeye bakalım”

Bunları da Okuyabilirsiniz

20 Yorumlar

  • Reply Adsız 15 Eylül 2015 at 14:58

    çok güzel bir yazı olmuş allah razı olsun.. demin aynı hüznü yaşadım, karma eğitim almamak için okulu bırakmıştım. acaba dedim, bu peçe bu hassasiyet gereksiz mi? sonra aklıma duha suresi geldi. rabbin sana gönlündekini verecek ve seni hoşnut kılacak.. istediğim zaten allahın rızası değil mi? ne kadar hassasiyet o kadar allahın rızası..

  • Reply Aslıhan T. 15 Eylül 2015 at 14:59

    Geçenlerde yürüyorum yolda düşünüyorum ki biri bir şey söylese şöyle derim böyle konuşurum arkamda çarşaflı bir abla ve eşi var.Sonra işgüzarın biri biz kafa kesmeyiz bak bunlar keser dedi.Ben hiç bir şey diyemedim. Hatta yıllardır beni tanıyan arkadaşlarım bile siyah ve geniş giyinmeme takıldılar o gün…Daha neler olacak acaba…

  • Reply Toprak 15 Eylül 2015 at 14:59

    "garib" olmaya alışmak lazım. Asla anlaşılmayacak fikirler. Asla herkes tarafından onaylanmayacak…

  • Reply minah 15 Eylül 2015 at 14:59

    Peçeli değilim ama seviyorum. Bir peçeli, peçe takmak zor değil devam ettirmek zor diye yazmıştı. Peçe bence bir kale, tek başına tebliğ. Ben ne kadar istersem o kadar görebilirsin beni demek.

  • Reply Ayşenur Sağlam 10 Ekim 2015 at 11:10

    Selamün aleyküm.

    Öncelikle Allah razı olsun hepinizden, bu bloğu açıp düşüncelerinizle sizin gibi düşünenleri yalnız bırakmadığınız için.

    Ben kapanalı henüz bir ay bile olmadı. Tesettür ölçüsüne dikkatle uymaya çalışıyorum. Tek ve koyu renk giyiniyorum. Pardesüm bol, bağını sıkıca bağlamıyorum belim ortaya çıkmasın diye. Topuz yapmıyorum, şalı da omuzlarımdan göğsüm üstüne bolca salıyorum… Lakin… Lakin… Yine de yeterince kapalı hissetmiyorum. Hala teşhircilik yapıyorum gibi hissediyorum ve inanılmaz rahatsız oluyorum.

    Medine'den gelme, hediye bir peçem vardı benim. Şu an kayıp. Yani..işte ilgiliydim zaten peçeye. İnternette araştırma yapmaya başladım çünkü etrafımda turist Arapları saymazsak peçe takan biri yok. Çarşaf var ama peçe yok. Neyse araştırmaya başladım. Ekşisözlük vb sitelere de baktım… Yok peçe iletişimi blokaj ediyormuş da yok efendim kadını eritip toplumda yok ediyormuş da… Ya ya, tabi. Bu sözlükler değil mi, hemcinslerim hakkında sayfalarca yazı yazan. Bir bayanın saç rengi nasıl olmalıdırdan tutun, parmağının üstündeki kılların duruşuna kadar tonlarca makale yazan adamların olduğu sözlükler… Hani şu bayanlara sadece ama sadece dış görünüşüyle utanmadan değer biçen adamlar… Kim olarak bre gafil? Ve acıdır ki bu adamlar bu toplumda, mahallemizde bulunan adamlar.

    Sordum kendime. Peçeyle ilgili yarım yamalak azıcık şey yazılmıştı bu sözlükte. Lakin tesettürsüz hanım kardeşlerim hakkında 46275738572 trilyon adet şey yazılmıştı ve hepsi de dış görünüşleriyle ilgili değerlendirme raporu gibi 'aşağılık' şeylerdi. Tekrar sordum kendime. Kim daha özgür diye… Nikabıyla dışarı çıkan mı? Yoksa dışarı çıkmak için 1 saat öncesinden hazırlanmaya başlayıp aynada 5000 kere kendini kontrol ederek dışarısının onayını alabileceği bir görüntüyle kendini kandıran mı? Saçını yakan kül eden aletlerle yap; sonra zavallı hayvanların üstünde denenip onları katleden makyaj ürünlerini sür, kimya deneyi misali binbir çeşit kimyasal dolu parfümü derine fıslat gözeneklerin emsin onu sen kendini zehirlediğini fark edeme… (Çevreye zararını söyleyemiyorum bile.) Sonra giy tak bütün güzelliğin meydanda olsun… Ne için? Cansız, ruhsuz, içi bomboş diktalar için.

    Fikirlerimizle kabul görüp saygı duyulması yerine üst baş/makyaj/dış görünüşle ondan bundan takdir görme peşinde koşturmaya başladılar bizi.

    Esasında kimsenin ne giydiğini bırakın nasıl düşünmek istiyorsa öyle düşünebileceğini iddia eden modernite, artık arkasına gizlenmiş sinsi emelleri kapatamıyor. Keşke bütün hanım kardeşlerim saçlarından tırnaklarına varıncaya dek, büyük bir rant aracı haline getirildiklerini fark edebilselerdi. Trilyondolarlık sermayelerden bahsediliyor. Dünyanın en naif, em merhametli varlıkları üzerinden akıtılan kirli paranın bulantı vermeyeceği bir mide olabilir mi?

    Allah razı olsun. Ben naçizane fikirlerimi paylaşmak ve teşekkür etmek istedim. ☺

  • Reply Adsız 10 Ekim 2015 at 11:11

    Sizlerin peceye olan bu sevginiz bana çok garip geliyor. Ben de müslümanim ama peçe farz mı? Allah'in çok kesin bir emri mi ki bu kadar bağlısiniz ve peçe yüzünden Allahın normalde sınırlarını aşmayacak isteklerinizden vazgeciyorsunuz? Bol ve sade giyinmeyi anlıyorum ama siyahlara girmek zorunda miyiz bu da yeterince dikkat çekici değil mi? Yazın ne yapıyorsunuz peki? Eğer bu kesin bir farz değilse kesin bir emirmiş gibi davranmanizda pek hoş görünmüyor bana. Evet Allah rızası için yapıyorsunuz ama o'nun net bir emri degıl ama izin verdiği bir şey ise kendinizi buna adar gibi davranmaniz da uygun değil bence. Peki sizce başörtüsü takan insanlar günaha mi giriyorlar? Pece hakkindaki inancinizi merak ediyorum aslında. Lutfen cevap verin çünkü bloğunuzu okumaya ve kararlıliginizi çok seviyorum. Keske ben de bu kadar güclu olsam. Ama inancımız biraz farklı olduğu ıcin anlayamıyorum bu davanizi. Ve mahsuru yoksa hangi mezhep ya da cemaatten oldugunuzu söyler misiniz ve bu konularda ne düşünüyorsunuz

    • Merve İsra
      Reply Merve İsra 28 Mayıs 2016 at 13:04

      Herhangi bir gruba cemaate bağlı değiliz kardeşim.
      Peçe bizim için asrı saadet kadinlarini temsil ediyor. Aişe annemiz mesela. Onun gibi olmaya çalışmak çok hoşumuza gidiyor napalım 🙂

  • Reply Adsız 10 Ekim 2015 at 11:11

    Ne kadar da güzel ve ihtişamlı anlatiyorsun o kadar ozendiriyorsun ki insanlara keşke diyor insan, belki diyor sonra şimdi diyor

  • Reply cesur ısık ozcan 20 Ekim 2015 at 21:40

    gercektende bu kadar yanlizlik ve ikilem yaşıyor musunuz ?

  • Reply peçeli Muennes 23 Ekim 2015 at 15:08

    Selamun Aleykum bende biraya yaklasiyor yüzümü kapatmam carsafin pecesiyle kapatiyorum ama yinede tatmin olmuyorum kasların açıkta kaliyo çünki peçem var ama peceyi takip çıkamıyorum yavaş yavaş alistiriyorum kendimi cesaret edemiyorum.

  • Reply Mertcan Yüce 23 Ekim 2015 at 22:07

    Bu yorum yazar tarafından silindi.

  • Reply Siyaha Meftun 3 Mayıs 2016 at 13:37

    Yaz ayları falan hikaye cehennem daha sıcak be kardeşim :))

  • Reply Siyaha Meftun 3 Mayıs 2016 at 13:37

    Peçe tabiki de farz değil. Lakin bir gün Hz. Fatıma annemize sorarlar " en hayırlı kadın kimdir? " ve annemiz şu cevabı verir " başka erkeklerin hayalinde gezmeyen kadındır." Bundan da anlaşılmaz mı peçenin önemi. Yaz ayları da tesettüre engel değildir. Allah mükafatını da sabrını da verir. Çünkü cehennem daha sıcaktır. Bir de hu yönüyle bak kardeşim:))

  • Reply Üç Nokta 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Bende sizin gibi düşünüyor dum.sonuçta Hanefi mezhebinde izin verilmiş yüzü açmak. Bende bu yüzden çok üzerinde durmuyordum. Şafi mezhebinde farz mesela yüzü örtmek. Hanefi mezhebinde ise herhangi bir fitneye sebeb olmayacaksa izin verilmiş. Bu açıdan düşünürsek zamanımız fitne dolu olduğu için bu zamanda yüzü örtmek farz olabilir.Gerçek örtü içindekinin genç yaşlı çirkin veya güzel olduğunu belli etmeyen örtüdür diyor. Buda ancak yüzün örtülü olması ile gerçekleşir. Çünkü karşı tarafı en etkileyen şey insanın yüzüdür. Bu bakımdan asıl yüzün örtülmesi gerekir diyen alemlerin sayısı oldukça fazla. Ben şuan ÇARŞAF-I ŞERİF RİSALESİ adlı kitabı okuyorum. Ve baya da etkilendim bu peçe konusunda. Onu okursanız eğer kitap gayet açık ve geniş şekilde kaynaklarıyla birlikte bir çok alimin görüşünü aktarıyor

  • Reply Bir.kul 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Ahzab suresi 53. Ayetin tamamını okuyun lütfen. İman edenlere hitaben :… peygamberin hanımlarından birşey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. .. diyor rabbimiz mealen. Neden peçe? Sorusunun cevabı neden teheccüd?ün cevabı gibi. Peygamberimiz ve peygamber hanımları sadece farzlarla yetinmiş mi? Neden nafile oruç tutmuş peygamberimiz sahabeler? Neden sahabeden malının kırkta birini vermek yerine malının yarısını malının tamamını zekat olarak verenler vardı? Çünkü vakıa suresinde Allah üç grup insandan söz eder ahirette. Sağ ehli sol ehli ve essabikun yani önde olanlar. Derdi cennet değil de derdi Allah rızası olanlar da hayırlarda önde olmaya çalışırlar. Fetvayı değil takvayı, ruhsatı değil azimeti tercih ederler güçleri yettiğince inşallah. Kuran'ı peygamberimiz sav gibi takva üzere yaşamaya çalışırlar. Bayanlara ait hususlarda da onun tahir zevcelerini örnek alırlar. Hz. Aişe tesettürü nasıl takva üzere yaşamış? Reşit haylamazın hz. Aişe kitabından okuyabilirsiniz kaynaklarıyla. Ben peçeli değilim. Peçeyi Allah için seviyorum. Peçelileri görünce mutlu oluyorum. Mekkeyi hatırlıyorum.görünüşüyle Allah'ı hatırlatan kardeşlerimize selam olsun… rabbimiz görünüşüyle Allah'ı hatırlatanlardan olmayı bize de nasip etsin. Peygamber hanımlarının güzel hayatlarından hisse almayı nasip etsin

  • Reply Adsız 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Peçeli hanımlara karşı saygım sonsuz yanı sizlere ancak çarşafı da anlarım ama pece niye ? Allah ellerinizi ve yüzümüzü gostermemize müsaade etmiş neden pece takayim üstüne birde ince şal orten var ve hakikaten çok dikkat çekiyor.ve günümüzde peçeyi kullanıp hırsızlık yapan bomba taşıyan var. Velhasıl neden pece ve gerçekten anlamıyorum bende yeni kapandım ve isteyerek oldu yakında ferace giyecegim bilemiyorum anlayamıyorum. Bir önceki yazinizda peceli işte dışarda konuşamaz zaruriyeti olmadıkça dışarda durmaz evinde oturur çocuklarına bakar tarzında şeyler yazmissiniz ne kadar doğru? İslam düşmanlarının saldırdıkları nokta tam da bu değil mi kadını eve kapattığı dusuncesi. Peki biz musluman kadınlar calismazsak üniversite okumazsak sınırlar içerisinde kendimizi ve sosyal hayatımızı geliştirmesek ne anlamı kalır yanı mesela doğum yapacaksın kim yaptıracak o zaman ? Kadınlar evde oturacaksa erkek doktorlar var diye doktor olmayacaksa kime gideceğiz biz?

  • Reply Adsız 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Peçeli hanımlara karşı saygım sonsuz yanı sizlere ancak çarşafı da anlarım ama pece niye ? Allah ellerinizi ve yüzümüzü gostermemize müsaade etmiş neden pece takayim üstüne birde ince şal orten var ve hakikaten çok dikkat çekiyor.ve günümüzde peçeyi kullanıp hırsızlık yapan bomba taşıyan var. Velhasıl neden pece ve gerçekten anlamıyorum bende yeni kapandım ve isteyerek oldu yakında ferace giyecegim bilemiyorum anlayamıyorum. Bir önceki yazinizda peceli işte dışarda konuşamaz zaruriyeti olmadıkça dışarda durmaz evinde oturur çocuklarına bakar tarzında şeyler yazmissiniz ne kadar doğru? İslam düşmanlarının saldırdıkları nokta tam da bu değil mi kadını eve kapattığı dusuncesi. Peki biz musluman kadınlar calismazsak üniversite okumazsak sınırlar içerisinde kendimizi ve sosyal hayatımızı geliştirmesek ne anlamı kalır yanı mesela doğum yapacaksın kim yaptıracak o zaman ? Kadınlar evde oturacaksa erkek doktorlar var diye doktor olmayacaksa kime gideceğiz biz?

  • Reply Bir.kul 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Ahzab suresi 53. Ayetin tamamını okuyun lütfen. İman edenlere hitaben :… peygamberin hanımlarından birşey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. .. diyor rabbimiz mealen. Neden peçe? Sorusunun cevabı neden teheccüd?ün cevabı gibi. Peygamberimiz ve peygamber hanımları sadece farzlarla yetinmiş mi? Neden nafile oruç tutmuş peygamberimiz sahabeler? Neden sahabeden malının kırkta birini vermek yerine malının yarısını malının tamamını zekat olarak verenler vardı? Çünkü vakıa suresinde Allah üç grup insandan söz eder ahirette. Sağ ehli sol ehli ve essabikun yani önde olanlar. Derdi cennet değil de derdi Allah rızası olanlar da hayırlarda önde olmaya çalışırlar. Fetvayı değil takvayı, ruhsatı değil azimeti tercih ederler güçleri yettiğince inşallah. Kuran'ı peygamberimiz sav gibi takva üzere yaşamaya çalışırlar. Bayanlara ait hususlarda da onun tahir zevcelerini örnek alırlar. Hz. Aişe tesettürü nasıl takva üzere yaşamış? Reşit haylamazın hz. Aişe kitabından okuyabilirsiniz kaynaklarıyla. Ben peçeli değilim. Peçeyi Allah için seviyorum. Peçelileri görünce mutlu oluyorum. Mekkeyi hatırlıyorum.görünüşüyle Allah'ı hatırlatan kardeşlerimize selam olsun… rabbimiz görünüşüyle Allah'ı hatırlatanlardan olmayı bize de nasip etsin. Peygamber hanımlarının güzel hayatlarından hisse almayı nasip etsin

  • Reply Bir.kul 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Ahzab suresi 53. Ayetin tamamını okuyun lütfen. Müminlere hitaben…Peygamber hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin …diyor rabbimiz. Vakıa suresinde üç grup insandan söz edilir. Sağdakiler soldakiler ve önde olanlar. Hayırda önde olanlar ecirde de öndedirler biiznillah. Neden peçe? Sorusunun cevabıyla şu soruların cevabı benzerdir: neden teheccüd? Neden nafile oruç? Neden nafile namazlar? Sahabe neden malının kırkta birini zekat olarak verebilecekken yarısını vermiş? Tamamını vermiş? İslamı sadece farzlarla yaşamak isteyenin bu kendi tercihidir. İslamı peygamberimiz gibi yaşamaya çalışanların gözü ise essabikundadır inşallah. Ruhsatı değil azimeti takvayı tercih etmeye çalışırlar. Kuranı peygamberimiz sav gibi yaşamaya çalışırlar inşallah. Bayanlara ait hususlarda ise peygamber hanımları gibi yaşamaya çalışırlar inşallah. Reşit haylamaz'ın hz. Aişe kitabından onun nasıl bir tesettürü olduğuna kaynaklarıyla bakabilirsiniz. Ben peçeli değilim. Peçeyi seviyorum. Peçeli kardeşlerimi görünce Mekke'yi hatırlıyorum. Görünüşüyle Allah'ı hatırlatanlara selam olsun… rabbimiz bize de sevdiklerini sevdirsin… amin

  • Reply Muslime 10 Kasım 2016 at 17:38

    Allah razı olsun yazı öyle içten ve öyle güzel ki…
    Bazıları burada peçe farz mı ki?? Diye sormuşlar nâcizane okuduğum güzel bir yazıdan alıntılar yaparak açıklamak isterim.

    Nur suresi 31. ayetinde ‘’..görünen kısımları müstesna..’’ derken Allah subhana wa taala, bir çoğunuzunda Kuran mealinde bulunan parantez içinde ‘’ (yüz,el,ayak) ‘’ tabiri eklenmiştir. Bu sözden Allah subhana wa taala beridir. Rabbimiz böyle bir şey dememiştir. Bu bir beşerin kelamıdır, Rabbimizin ayeti değildir. Nitekim arapçasına kelime kelime bakarsanız da bu söylediğim hakikati göreceksiniz. Ne el ne ayak ne yüz tabiri bulunmamaktadır. Allah subhana wa taala unutkan değildir öyle söylemek isteseydi onuda eklerdi, o bize noksan bir kitap da indirmemiştir . Bu zikri bozamayacaklarını bilen gafiller Allah subhana wa taala’nın arapça olarak indirdiği kelama elbette bir şey yapamaz, şayet buna yeltenirlerse biz oyunlarını mutlaka apaçık görürdük.

    Gerçekten biz, akıl erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. (Yusuf -2)

    Bunun için türkçe olarak çevirdikleri ayetlerden bazı kilit noktalara (modernleşmek,normalleşmek için) parantez içlerinde yukarıda verdiğim örneklerdeki gibi bir şeyler ekleyerek müminleri Allah ile kandırmaya çalışmaktadırlar.

    NİKAB RİSALESİ

    “ Sizden buna karşılık hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım âlemlerin Rabb’ine âittir. ‘’ | Şuarâ – 109

    Şüphesiz hamd yalnız Allah’adır. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. O’nun saptırdığını da kimse doğru yola iletemez.

    Süphesiz sözlerin en güzeli Allah’ın Kelam’ı, yolların en hayırlısı Muhammed Sallallahu aleyhi ve ve sellem’in yoludur. Işlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlarıdır. Her sonradan çıkarılan şey bid’attir ve her bid’at sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.

    “Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felâhı bulanlar bunlar olacaklardır.” |Al-i İmran 104

    Bundan sonra;

    Bazı uydurma şüphelerle, kadının yüzünü örtmeden de tesettürlü olabileceği şeklindeki batıl görüş yayılmakta, batılılaşmaktan ve taklitçilikten kurtulamayan insanlar Allah subhana wa taala’nın ve rasulü aleyhissalatu wassalam’ın önüne başka isimleri geçirmektedirler.

    Bu söylemiş oldukları ve yapmış oldukları batıl işin dinde bir yeri yoktur. Dayandıkları ise falanca hocalar,falanca kurumlardan başka bir şey değildir. Oysa ki; biz onlara sözlerin en güzeline; Allah subhana wa taala ve rasulu aleyhissalatu wasselam’ın sözünü tatbik etmeye davet ediyoruz, delilimizi gösteriyoruz, onlar ise bize falanca hocayı örnek gösteriyorlar. Bu yaptıkları ile Allahın ve Rasulun sözünü çiğniyorlar başkalarının sözünü yüceltiyorlar.

    Abdullah b. Abbas radiyallahu anh diyorki;

    “Neredeyse gökten başınıza taş yağacak! Ben size Allah’ın Rasulü böyle söylüyor diyorum, siz ise, bana Ebu Bekir ve Ömer şöyle söyledi diyorsunuz.”

    Allah subhana wa taala diyor ki ;

    Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzap-36)

    Yine bu kimselere bu yaptıkları batıl işin adının tesettür olmadığını söylediğimizde ‘’ hadi sizde bizim size gösterdiğimiz gibi, bize Rabbimizin ayetini veya Rasulunun sözünü gösterin ‘’ dediğimizde bize Kuran-ı azimüş şan’dan parantez içindeki sözleri gösterip bunları Rabbimizin ayetleri olduklarını idda ediyorlar ki bu Allah subhana wa taala’ya apaçık bir iftiradır. Parantez içindeki kısımlar ise meali yazan kimselerin kendi yorumları ve zanlarıdır. Bu uydurmanın kaynağına gittiğinizde göreceksinizki laiklik ve cumhuriyet hangi beldeye girdiyse o beldede Allah subhana wa taalanın ayetleri ifsat edilmeye çalışılarak avrupalılaşma ve modernleşmeye gidilmek istenilmiştir. Bundan dolayı Kuran’ın özüne bir şey yapamayacaklarını bilen hainler sinelerin özüne girmiştir!

    Örneğin; Nur suresi 31. ayetinde ‘’..görünen kısımları müstesna..’’ derken Allah subhana wa taala, bir çoğunuzunda Kuran mealinde bulunan parantez içinde ‘’ (yüz,el,ayak) ‘’ tabiri eklenmiştir. Bu sözden Allah subhana wa taala beridir. Rabbimiz böyle bir şey dememiştir. Bu bir beşerin kelamıdır, Rabbimizin ayeti değildir. Nitekim arapçasına kelime kelime bakarsanız da bu söylediğim hakikati göreceksiniz. Ne el ne ayak ne yüz tabiri bulunmamaktadır. Allah subhana wa taala unutkan değildir öyle söylemek isteseydi onuda eklerdi, o bize noksan bir kitap da indirmemiştir . Bu zikri bozamayacaklarını bilen gafiller Allah subhana wa taala’nın arapça olarak indirdiği kelama elbette bir şey yapamaz, şayet buna yeltenirlerse biz oyunlarını mutlaka apaçık görürdük.

    Gerçekten biz, akıl erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. (Yusuf -2)

    Bunun için türkçe olarak çevirdikleri ayetlerden bazı kilit noktalara (modernleşmek,normalleşmek için) parantez içlerinde yukarıda verdiğim örneklerdeki gibi bir şeyler ekleyerek müminleri Allah ile kandırmaya çalışmaktadırlar.

    Hiç şüphesiz, zikri biz indirdik; onun koruyucuları da gerçekten biziz. (hicr-9)

    Malesef bugune kadar bu konuyla alakalı olarak hiç bir hoca(!) alim(!) mümin(!) bu tuzaktan ve onların global planlarından bahsetmedi. Kadınlara dawah yaparken karşılaştığımız en büyük ve ciddi problemlerden bir tanesi bu parantez içlerindeki yanıltmalar,uydurmalar; bu bizi zor duruma sokmakla beraber sözümüzdeki anlaşılırlığı da zorlaştırıyor. Biz onlara nur suresi 31. ayeti gösterdiğimizde ‘’..ama Kuranda el yüz ve ayak müstesna diyor..’’ diye cevap veriyorlar. Tebliğ konusunda kız kardeşlerimizin aceleciliği ve kitap okurken çoğunun fıska kayışları onları bu konuları tespit etmekten alıkoyuyor, malesef karşılarındakilere ‘’ ..ama validelerimiz, sahabe hanımları böyle giyinirlermiş, hadisler var hatta..’’ deyip hadisleri göstererek onlara tebliğ etmeye çalışıyorlar. Onların yapmış olduğu bu ameli küçümsemekten Allah subhana wa taala’ya sığınırım. Lakin meselenin özü şudur;

    Peygamber keyfine göre konuşmaz. O ancak kendisine vahyolunanı söyler. (necm-3)

    Zaten Allah subhana wa taala bize arapça olarak indirdiği Kuran’da tesettürü böyle vahyetmiştir. Evet, validelerimiz böyle giyiniyorlardı, sahabe hanımları da böyle giyiniyordu ( radıyallahu anhum). Çünkü Allah subhana wa taala böyle emretmişti. Onların takvalı olmak zorunda olduklarından dolayı kendi insiyatifleri ile veya Rasulullah aleyhissalatu wasselam’ın onlara has emri ile yaptıkları bir amel değildi. Bu Peygamber hanımları ve mümin hanımlara has Allah subhana wa taala’nın emriydi.
    Bundan dolayı tesettür ile ilgili tebliğ yapacak kız kardeşlere veya tesettür ile amel edecek kız arkadaşlara bu çağrıma kulak vermelerini temenni ediyorum. Bu konuda size böyle söyledikleri zaman onlara bu parantez içlerindeki kelamların bir yorum olduğunu söyleyerek söze başlayın. Bizimde onlarında inandığı kitabı açıp gösterin. ‘’ İşte ayet burada! Sen şimdi bir beşerin sözünemi iman edeceksin yoksa Allah subhana wa taalanın sözünemi ‘’ deyin! Ve iyi bilin ki Rabbimizin ayetleri bütün yaratılmışların sözünden münezzehtir. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’adır!

    Bu çalışmamda peçe’nin (nikab) farz oluşunun delillerini net ve en kısa şekilde açıklayıp, bu konu etrafında yayılan şüpheleri gidermeye çalıştım. Rabbimden bu kısa çalışmamı mizanıma hasenat olarak yazmasını, kardeşlerimizi, zevcemi ve beni dinde muvaffak kılmasını dilerim.Şüphesiz ki O’subhana wa taala duayı işitir ve icabet eder.Şüphesiz ki O’subhana wa taala amelleri zayi etmez. Yapmış olduğum hatalar var ise Allah subhana wa taala beni affetsin. Sizlere burdaki noksanlıkları arıtarak ulaşmasını nasip etsin.
    Astağfurallahal azim wa atubi ilaykh!
    Salat ve selam Rasulünün,ashabının,tabiin üzerine olsun.

    “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” | Yasin-17

    Umm Osama

    Kostantiniyya | 1 Safer 1437

    Deliller;

    Ahzab 59. Ayet | Cilbab Ayet

    Allah subhana wa taala şöyle buyurmuştur:
    “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle dış örtülerini üzerlerine alıp örtünsünler Bu onların başkaları tarafından tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Ahzab 59)
    Bu ayet, cilbab (dış örtü) giyme ve idna (üzerinden sarkıtma) emrini içermektedir. Bu da yüzü örtmeyi kapsar. Zira ayetin devamında “Tanınmamaları için” buyrulmuştur. Tanınmamak nasıl olur ?
    Ayrıca bu ayet, cariyelere bir emir değil, sadece hürleredir. Zira “Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle” buyruluyor. “ma meleket yemiynik: elinin altındaki (cariye)ler” demiyor. Cariyeler müminlerin hanımlarından da değildir.
    Önemli ikaz: Hicab emri ile cilbab emri birbiriyle alakalı iki emirdir; Hicab ayeti: Ahzab 53. Ayetidir:
    “Onlardan bir şey isteyeceğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz olanıdır…” (Ahzab 53)
    Alimler bu ayette kastedilenin tamamen örtünmek olduğu hususunda ihtilaf etmemişlerdir. Dolayısıyla yüz de görülmez. Tam anlamıyla örtünerek müminlerin annelerine perde arkasında olmak emri, müminlerin kadınlarına da bir atıftır. Cilbab (dış örtü) emri ise Ahzab 59. Ayetindedir.
    Zira ayetin nüzul sebebi, cariyelere sataşılmasıdır. Hür kadınlardan tanınmayanlar da cariye zannedilip sataşılırdı. Sadece başın örtülmesi konuşmalardan alıkoymaz. Kadın ancak yüzünü örterse bundan korunabilir. Zira yüzün açık olması konuşmayı kolaylaştırır. Nitekim o dönemin bir şairi şöyle demiştir:
    ‘Bir bakış, bir gülüş, ardından selam ve kelam görüşme vaadidir. ‘

    Şeyhulislam İbn Teymiye rahimahullah şöyle demiştir: “Hicab ayetinden önce kadınlar cilbabsız olarak çıkıyorlardı. Elleri ve yüzlerini erkekler görüyorlardı. O sıralarda yüzünü ve ellerini açması caiz olduğundan bunlara bakmak da caizdi. Allah Azze ve Celle hicab ayetini (Ahzab 59.) indirince kadınlar erkeklere karşı örtündü.”
    | El-Fetava (22/110) Kurtubi Tefsiri (14/243-244)
    Abdurrazzak, Ma’mer – İbn Huseym – Safiyye bt. Şeybe – Ümm Seleme radıyallahu anha isnadıyla rivayet ediyor:
    “Bu ayet (Ahzab 59) nazil olunca Ensar kadınları başlarında karga varmış gibi sükûnet içinde oldular üzerlerinde siyah çarşaflar vardı.”
    | Ebu Davud (4101-4) Taberi (22/29) Beyhaki (2/234, 7/88) Ahmed (6/30) Hakim (2/397) Tefsiru Abdurrazzak (2/101) İbn Ebi Hatim (10/3154) Cessas (3/372) İbnu Katan Kitabu’n- Nazar (s.175) Cemu’l-Fevaid (5730) Suyuti Durru’l-Mensur (8/208) en-Nihaye (3/352) İbni Kesir (6/482) Kayrevani Cami (210) Belazuri (1/574)

    Aişe radıyallahu anha’dan gelen rivayette;
    “Allah ilk muhacir hanımlara rahmet eylesin. “Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle…” ayeti nazil olunca elbiselerinin bir parçasını yırtarak yüzlerini örttüler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında başlarında kargalar varmış gibi namaz kıldılar.”
    | Buhari (4759) Ebu Davud (4102) Taberi (18/94) Beyhaki (7/88) İshak b. Rahuye (1280) Hakim (2/431, 4/216)) İbnu Katan Kitabu’n-Nazar (s.173) İbn Ebi Hatim Tefsir (8/2575) Fethu’l-Bari (8/490) İbni Habib Gaye ve Nihaye (s.213) Durru’l-Mensur (8/209) Zemahşeri Keşşaf (4/401)

    Muhammed b. Sîrîn diyor ki: “Ben, Ubeyde es- Selmâni radıyallahu anh’e bu âyetten (Ahzab 59. Ayetinin manası hakkında) sordum. Ubeyde bir milhafeyi (tüm vücudu örten örtü) kaldırdı, başını kaşlarına kadar tamamen örttü, yüzünü de örttü. Sadece yüzünün bir kısmından sol gözünü ve gözünden çok az bir yeri açıkta bıraktı.” İsnadı sahihtir.
    | Taberi (20/325) İbn Ebi Hatim (10/3154) Cessas (3/458) Suyuti Durru’l-Mensur (8/209) İbni Kesir (6/482) Begavi Tefsiri (6/376) sahihtir.

    Taberi; Ali – Ebu Salih (Leys’in katibi) – Muaviye (b. Salih) – Ali (b. Ebi Talha) – İbn Abbas radıyallahu anhuma isnadıyla rivayet ediyor: Abdullah b. Abbas radıyallahu anhuma diyor ki:
    “Allah, müminlerin kadınlarına, bir ihtiyaçları için evlerinden çıktıklarında, başlarının üzerinden örtecekleri örtüleriyle yüzlerini örtmelerini ve sadece bir gözlerini açmalarını emretmektedir.”
    İsnadı hasendir. Ali b. Ebi Talha’nın İbn Abbas’tan işitmemiş olması sebebiyle isnadına itiraz edilmiştir. Lakin onun Mucahid ve ikrime yoluyla İbn Abbas’tan rivayette bulunduğu sabit olmuştur. Bu ikisi ise güvenilir ravilerdir. Senedindeki kopukluk illeti böylece zail olmuştur.
    İsnadında Leys’in kâtibi Abdullah b. Salih vardır. İmam Buhari onun Muaviye b. Salih – Ali b. Ebi Talha – İbn Abbas yoluyla rivayet edilen sahifesine itimad etmiştir. Abdulmelik b. Şuayb, İbn Main ve bir cemaat onun güvenilir olduğunu belirtmişlerdir. İbn Hacer onun hakkında: “saduk (dürüst), çok hata eder. Yazıyla rivayetinde sağlamdır. Kendisinde gaflet vardı” demiştir. Bu rivayet ise ezberinden değil, yazıyla rivayettir. Eğer başka güvenilir ravilerin rivayeti ona muhalif olmazsa, sahife ile rivayeti makbuldür.
    | Taberi (20/324) İbn Ebi Hatim (10/3153) Durru’l-Mensur (8/208) İbn Kesir (6/481) Şevkani Fethu’l-Kadir (6/82) Tefsiru’l-Begavi (6/376)

    İbn Abbas ra.’dan bu ayetin anlamı hakkında diğer bir görüş daha gelmiştir. Bu konuda doğru olanı Nebi sav.’den yüzün örtülmesine dair sabit delillerdir. Zira kadın avrettir buyrulmuştur. Avret ise yabancıya gösterilmemesi gereken şeydir.
    Abdullah Bin Mes’ud Radıyallahu anh’den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
    “Kadın avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan, bakışları ona çevirtir. Kadının Rabbine en yakın olduğu yer, evinin ortasıdır.”
    | İbni Huzeyme (3/93) İbni Hibban (12/412, 413) Bezzar (5/489, 492) Taberani (9/295, 10/108) Deylemi (6713) Abdulhak İşbili Ahkam (2/46) Hatib Tarih (8/451) Darekutni İlel (5/314) “hasen, sahih” kaydıyla Tirmizi (1173) Mecmauz Zevaid (2/35) mevkuf olarak da rivayet edildi İbni Ebi Şeybe (2/157) lakin Darekutni merfu olarak rivayetinin sahih olduğunu belirtti. Münziri ve Heysemi dediler ki; “Bunu Taberani Evsat’ta İbni Ömer radıyallahu anhuma’dan sahih isnad ile rivayet etti.” Bkz.: Mecmauz Zevaid (4/314) Tergib ve Terhib (1/304) Elbani de sahih olduğunu belirtmiştir.

    Ayrıca dört mezhebde bunun hükmü nedir? Diyenler olmuş.
    Şafi-Maliki ve Hanbeli mezhebine göre farz,Hanefi alimlerine göre de fitne zamanı farzdır.
    Şimdi sorarım size,bütün fuhşiyatın ve sapıklığın yayıldığı bu topluluk fitne değildir de nedir??

    Selamunaleykum

  • Cevap Bırak