Kütüphane

Tesettürle İlgili Tavsiye Kitaplar

20 Nisan 2015
Tesettür, örtünme ve yüz örtme ile alakalı tavsiye ettiğimiz kitaplar.
Bir Bayan Niçin Örtünmek İstemez?
Feyzullah Birışık
Polen Yayınları
” Örtünme olgusu üzerine yapılmış farklı ve özgün bir çalışma. örtünmek isyemeyen bayanlarla yapılmış mülakatlardan hareketle, örtünmeme tercihi irdeleniyor. Öne sürdükleri nedenler, geliştirdikleri savunma mekanizmaları ve erteledikleri farizalar ile ilgili tartışmalar, yorumlar ve yazarın bu tartışmalardan çıkardığı sonuçlar. Tesettür gerçeğine farklı bir açıdan yaklaşan kitap okuyucuyu, örtünmek istemeyen bayanların öne sürdüğü 23 neden üzerine düşünmeye davet ediyor.”

Okumaya Devam Et…

Not Defteri

Cezayiri Fransızlardan Çarşaf Kurtaracak

16 Nisan 2015

Ünlü düşünür Frantz Fanon’un Cezayir sömürgesi ve çarşafla alakalı bazı tespitlerine rastladım. Tespitler Cumhuriyet ilanı ile çarşafları çıkartılan Türkiye kadınları için de çok uygun tespitler. Osmanlı’nın yıkılışından sonra Türkler, dünyada ilk güzellik yarışmasına katıldıklarında Avrupalılar bu karara çok sevinmişler. “Sonuçta Türkleri açmayı başardık” diye… Acı halimiz ne yazık ki…

Frantz Fanon diyor ki:
“Atılan her çarşaf bugüne kadar yasaklanmış ufukları işgalcilere açar ve çıplaklaştırılan kadının tenini parça parça gösterir. Açılan çarşafla birlikte gün yüzüne çıkan her yüzden sonra, işgalcinin şirretliği, dolayısıyla umutları daha da artar. Çarşafını çıkaran her yeni Cezayirli kadın, işgalciye savunma mekanizmasının yıkılma, açık düşme ve dağılma yolunda olan bir Cezayir toplumunu haber verir.”

Yine  Fanon, çarşafını kaybeden Cezayir’in durumunu şöyle resmeder:
“Düşen her peçe, ananevi kıyafet hayık’ın (çarşafın) kıskacından kurtulan her vücut, işgalcinin sabırsız ve cüretkâr bakışlarına açılan her yüz, Cezayir’in kendini inkâr etmeye başladığını ve sömürgecinin iğfalini kabul ettiğini ifade eder.

pece

 

Yazılarımız

Rüyamdaki Müfettiş (2. Bölüm)

14 Mart 2015

İslamı hayat düsturu edinen bir ailede yetiştim. Annem Allah’ın emirlerinin bu hayatta herşeyden daha üstün ve önemli olduğunu nakşetmişti akıllarımıza. Küçük de olsak, o yanımızda olmasa da aldığımız bu terbiye üzerine hareket etmeye çalışıyorduk. 6. sınıfa başladığımda henüz 10 yaşındaydım. Tesettüre yeni yeni alışıyordum. Okula başörtülü gidiyordum fakat her fırsatta kimseye söylememem gerektiği söyleniyordu. Böyle bir şehirde özel de olsa başörtülü okula gitmek gerçekten tehlikeliydi.
O sene bizden büyük ablalar müfettiş geldiğinde bize yardımcı oluyor ve hep beraber okuldan kaçıyorduk. Sorunlar yaşıyorduk fakat üst sınıftaki ablalar yardım ettikleri için çok da dokunmuyordu bize. Bir keresinde müdürün kaçmayalım diye okulu kilitlediğini ve bizi merdivenlerde kovaladığını hiç unutmuyorum. Başörtüsü konusunda direnmeyi en çok da 8. Sınıftaki bir abladan öğreniyorduk. Başımı kesseniz de açmam diyordu.. Onun bu kararlılığı okulda bir çok kişiye örnek olmuştu.

Ortaokul dönemi boyunca bir çok olay yaşadım. Kimi zaman kaçtım, kimi zaman tuvaletlerde saklandım… Okulu başörtüsünü açmadan bitiren birkaç kişiden biriydim. Okul yönetmenliğine aykırı giyindiğim için 7. Sınıfta idareye gönderildim. Okul sicilime ağır idare cezası aldığım işlendi. 8.sınıfta kızları örgütlediğim ve başlarını açmamalarına yardım ettiğim için idare tarafından suçlamalara maruz kaldım… Vazgeçirmek için sicilime ileriki okul hayatımı etkileyecek şeyler yazacaklarını söylüyorlardı her defasında. Diploma ve kariyerin bir put olduğunu ilk o zaman canlı olarak görmüştüm. İlk bölümde anlattığım gibi bir çok olay yaşadım. Her seferinde başımızı açmamak için yaşadığımız o stres ve sıkıntıyı hayatım boyunca hiç unutamıyorum. Tenefüslerde birbirimize anlattığımız rüyalarımıza giren müfettiş maceraları aslında nasıl bir psikolojide olduğumuzu çok iyi gösteriyordu. Bizden istenen sadece senede birkaç kere başımızı açmaktı belki… Ama taviz tavizi nasıl doğuruyor kendi gözlerimle gördüm.
Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Rüyamdaki Müfettiş (1. Bölüm)

8 Mart 2015
Müdür yardımcısı sınıf kapısısını büyük bir hışımla açtı. Nefes nefese kalmıştı.
– Çabuuuk hemen başlarınızı açın, müfettiş geldi.

Ne olacağını düşünmeden kaçmak için sınıfın kapısına doğru koştum. Müdür yardımcısının bana bağırtısı eşliğinde merdivenlerden aşağı doğru hızla koşuyordum.

Merdivenlerin sonuna geldiğimde olan olmuştu. Okulun eğitim düzeyini denetlemek (!) için sürekli ani baskın yapan müfettişle göz göze gelmiştim. Ne yapacağımı şaşırdım. Müfettişin yanındaki okul müdürü de şaşırmıştı. Sonunda bizi sürekli uyardığı ve olması halinde çok kötü şeylerin olacağı olay meydana gelmişti. Müfettiş beni okul forması ve başörtümle beraber görmüştü. Arkamı döndüm ve yukarı doğru hızla kaçmaya başladım. Peşimden müfettiş de koşmaya başlamıştı. Ben kaçıyordum o kovalıyordu. Okuldan dışarı çıkıyordum koşarak ve hala peşimden geliyordu. Uçsuz bucaksız yollarda koşuyordum, o da peşimden koşuyordu. Tam arkamdan yakalayacakken…

Kan-ter içinde uyandım.
Şu müfettiş rüyalarından artık bıkmıştım. Her seferinde aynı stresi tekrar yaşamak zihnimi son derece yoruyordu. Ne yazık ki, ortaokul dönemi boyunca gördüğüm bu rüyalardan uzun süre kurtulamadım.

Okumaya Devam Et…

Sizden Gelenler

Üst Komşu!

5 Mart 2015
Üst Komşu!

Şu sıralar hayli sinirlerinizin bozuk olduğunu görüyorum. Çok nahoş bir hadise yaşadınız. Siz evinizde mutlu mesut yaşarken bir gün apartman kapınızın önünde birilerini gördünüz. Ama öyle tahammül edeceğiniz cinsten değildi. Boydan boya sihaylar giyinmiş, yetmiyormuş gibi yüzüne de peçe örtmüş bir kadın! Aman Allah’ım! Oda ne? Alt katınıza taşınıyorlar!

Kaygılı bakışlarla pencerenizden olan biteni izlemeye başladınız… Her şey ortadaydı işte. Müslüman bir aile komşu olacaktı size…

O an bakışlarınıza alabildiğince aşağılama ifadesi yerleştirerek bir daha baktınız. Ama bu kadın ne kadar da garip davranıyordu! Sanki bu bakışlara zerre önem vermiyordu. Ne yazık ki böyle adamlar bir acayip oluyor işte. Ne eleştiriye kulak asıyorlar nede göklere çıkarılmaya. Zaten önemseselerdi böyle bir hayatı tercih edebilirler miydi? Size rağmen? Biraz çaresizlik hissi kaplıyor o an içinizi. Yinede bir umutla devam ediyorsunuz kendinizi fark ettirmeye.

Oldukça mütevazı birkaç eşyayı karıkoca el ele verip sessizce, kimseyi rahatsız etmeden yerleştiriyorlar. Derken günler akmaya başlıyor… Biraz olsun kafanıza takmamaya çalıştınız fakat o malum gün gelene kadar… Kapısını asla çalmayacağınız, karşılaşmak dahi istemediğiniz bu kişi ile karşılaşma vakti gelip çattı. O gün Her zaman ki edası ile koridorda yürürken onu görür görmez sinirleriniz birden tepenize çıktı ve “Şuna bak ne seviyesiz giyinmiş.” deyiverdiniz. O an yüzünüze bakıp suratınızdaki o ifadeyi anlamlandırmaya çalıştı biran.
Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

21. Yüzyılın Karanlık Çağlarından Yazıyorum…

17 Şubat 2015
Düşünüyorum…
Ortaçağ cahiliyyesinde kızlarını küçükken diri diri toprağa gömenler mi vahşi,
Yoksa en ileri, en çağdaş 21.yüzyılda kızlara tecavüz edip diri diri yakanlar mı?
Bizi toprağa gömselerdi de görmeseydik böyle bir vahşeti Özgecan…
Günlerdir nasıl bu hale geldik diye düşünüyorum.
 Daha geçenlerde vapurda şiddetli rüzgardan dolayı elbisesi yukarı doğru açılan bir kızın karşısında iğrenç bir şekilde gülerek izleyen gençler gözümün önüne geliyor.
Ortaokul 8.sınıfa giden bir öğrencimin “Hocam bizim sınıfta erkekler toplanıp küfür etme yarışı yapıyorlar. Kim anasına bacısına en berbat küfrü yaparsa oooo diye bağırıp alkışlıyorlar.” diye anlattığı olayı hiç unutmuyorum.
Bu toplum, bu insanlar nasıl bu kadar hayvandan daha aşağılık olmayı başardılar?!
Yıllardır bize sundukları ileri, çağdaş medeniyetin sonucu bu muydu? Yıllardır topluma aşılamaya çalıştığınız ve başardığınız batı medeniyetin harika eseri bu muydu?
Bu topluma senelerdir “istediğin herşey senindir, sen özgürsün” mantığı aşıladınız  tvlerinizle, eğitim sistemlerinizle..
“Bir kızı nasıl tavlarsın, nasıl daha çekici gözükebilirsin” başlıkları gazetelerinizin birinci sayfasındaydı..!
“Bir kızı mı sevdin  ne olursa olsun o senin malındır!” Mesajını verdiniz sürekli ahlaksız dizilerinizle…
Filmleriniz, web siteleriniz, kabul ettiğiniz mantık… hepsi bir erkeğe ne istiyorsa onu yapma özgürlüğü tanımıştı bir kere.
Her gün ağzınızdan düşürmediğiniz o pis küfürleri gülerek yüklediniz sosyal paylaşım sitelerine ve ülkenin fenomeni oldunuz!
Öyle iğrençleştiniz ki kadına sadece cinsel bir obje olarak bakmaya başladınız. Saçma araba reklamlarınızda bile onun bedenini kullandınız!
Onu güzelse ve çekiciyse kabul ettiniz!
Şimdide kalkmış utanmadan kendi eserinize lanetler yağdırıyorsunuz!

Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Kürtleri Hangi Süper Kahraman Kurtaracak?

13 Şubat 2015

Benim bir arkadaşım var.
Güneydoğulu.
Türk değil, beyaz değil, erkek değil. Ne yönden baksanız şanssız yani!
Yukarıdaki fotoğrafı görünce o geldi aklıma.
Ailesi eyleme giderken onun tek başına evde duruşu..
Ailesinin batıl inançlarına, parti taassuplarına rağmen onlara İslamı anlatmaya uğraşması..
Hayatımda gördüğüm en sağlam müslümanlardan biridir o.
Ailesi örtüye dahi karşıyken bir çok riski göze alarak evden hergün çarşafı/peçesiyle çıkar.
Ailesi ‘malum kişi’ ne derse kayıtsız şatsız yaparken, o ancak Allaha ve Rasulüne kayıtsız şartsız itaat edilebileceğini anlatır.
Onlar kürtün üstünlüğünü savunurken, o üstünlüğün ancak müslüman olmakla elde edileceğini söyler.
Reelde çok fazla görmediği, göremediği müslümanlarla okuduğu kitaplar sayesinde arkadaş olur. Hayatlarını ezbere bilir.
Ailesi çarşafla dışarı çıkamayacağını söylediğinde ömür boyu evde oturmayı göze alır da tesettüründen taviz vermez.

Okumaya Devam Et…

Duyurular

Önemli Duyuru!

1 Şubat 2015

Sevgili arkadaşlar!
İçerisinde hakaret olmayan tüm yorumlar yayınlanmaktadır. Karşıt, zıt görüş olsa dahi…
Uzun süre yorum yayınlamamamızın sebebi bloga giriş yapmadığımızdan dolayıdır. Lütfen tek taraflı yorum yayınlıyorsunuz gibi iddialarda bulunmayalım.

Sizden Gelenler

Peçeyle Başlayan Devrim

15 Ocak 2015
Her şey ne zaman başladı, bilmiyorum. İlk ne zaman içimde tomurcuklanmaya ve yeşermeye başladı peçe sevgisi? Doğru ya, ne ailemde vardı böyle bir örf, ne de daha önce zihnimde tahayyül edilmiş bir tablo. Ama sanırım kabullenmek, hiçbir zaman rotasını bilemediğimiz derin bir yolculuk her zaman.

Yıl iki bin on iki, aylardan Mayıs, hafta iki ve gün Cumartesi. Sanki dünmüş gibi hissettiğim coşku, korku ve umutlar. Daha önce evde defalarca denediğim ve aynanın karşısında dakikalarca seyre daldığım peçem. Sanki bir devrim gibi, saat sekizi beş geçiyor gibi.

İlkler her zaman unutulmazdırlar. Her zaman ortaya çıktığı tazeliği, canlılığı muhafaza ederler. İlk kitap, ilk gün, ilk hediye, ilk şiir… İşte anı defterimden unutamadığım bir sayfadır, peçeyi taktığım ilk gün. Bir daha hiç hissedemediğim yutkunmalarım; göremediğim,  gözlerimdeki ateş ve kalbimdeki sekinet. Nefsimden bağımsız attığımı hissettiğim ilk adımlarım, belki de o güne dek kendimi ilk kez böylesine özgür hissettiğim o mucizevi an.
Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Peçemin Altından Bildiriyorum

2 Ocak 2015

Yazmaya bir süredir ara vermiştim. Fakat bazen öyle oluyor ki “desem öldürürler, demesem öldüm” pozisyonuna erişebiliyorsunuz. Kalem kağıdı okşamadan kalbiniz huzur bulmuyor.

Ne diyordu yazar: “kalem benim kale’m!”

Özdilek markası 2015 yılı için bastırdığı takvimlere bir resim koymuş. Heyhat ki resim bir çocuğun elinden çıkmış.

Bir ilkokul çocuğunun!

Peçeli/çarşaflı kadınları parmaklıkların arkasına çizmiş. Onların önüne de kollarını iki yana açmış sarı saçlı, özgür(!) bir genç bayan…

Bu resim hakkında arkadaşımla konuşurken bir an durup hüzünlü bir tebessümle ‘sahi’ dedim, ‘ilkokuldayken ben de çiziyordum bu resimlerden’… “Halkların çıplaklığı”nı savunduğumdan falan değil.. O zamanlar “benim bedenim benim kararım” eylemleri de yok.. Çocuk aklıyla sarı saçlı,mini etekli resim öğretmenimden bir aferin almak içindi hepsi.. Ha bir de “kara çarşaflı” kadınların nasıl modernleştiğini anlatan resimler okul sergisine alınırdı genelde..

Bu resmi çizen çocuk başka bir ülkede yaşıyor olsa neyse.. Ama halkının çoğu müslüman olan bir ülkede yaşayan ve uzaktan da olsa peçeye/çarşafa şahit olan bir çocuğun bunu bilinçli olarak yaptığını zannetmiyorum ben.. Olsa olsa kemalist öğretmenlerin zihin bulandırmalarının, yada her akşam izlediği tv dizilerinin bilinç altında bıraktığı birtakım izlerin neticesidir bu resim..

Ebeveynlerin kafa dinlemek için çocuklarını önüne attıkları tv dizilerinde -ve tabi en “muhafazakar” kanallarda- ne söyleniyor?

Bir yanda doğudan gelen başörtülü kız ve onu zorla evlendirmek isteyen babasını; diğer yanda istediği zaman sevgili değiştiren, ailesinden ayrı yaşayan üniversiteli özgür(!) kızı anlatıp hayatları kıyaslanıyor…
Okumaya Devam Et…