Yazılarımız

Ölüm İle Nasıl Tanıştım

18 Ocak 2016
 Çok uzun zaman oldu, bir kardeşim bu günlük için benden bir yazı yazmamı istemişti. Sade ve kolay anlaşılır olması gerekiyordu ve benim zihnim öylesi karışık ve bulanıktı ki bir türlü ahdimi yerine getirememiş ve yazamamıştım. Şimdi sözümü tutmak istiyorum. Sizlere itiraf etmem gerekir ki ne yazacağımı şu an ben bile bilmiyorum. Yalnızca bildiğim bir gerçek var, geçtiğimiz Ramazan ve Kurban bayramları arasında yaklaşık bir ay aralıklarla üç yakınımı Rahman’ın huzuruna yolladım. Ölüm var ve şüphesiz bunu en iyi ölüler anlatıyor. Belki yarın ben de… Dedim ve yazmaya başladım.

Ölümün tecrübesi olmaz elbette, hayatta her şeyi tecrübe edebiliriz ama ölümü asla. Bir kereliktir o, yalnızca bir zamana aittir. Ama şahit olabiliriz ona. Ne kadarına? Bize hissettirdiği kadarına elbette… Suni bir konuşma yapmak istemem sizinle. Ama bana kulak verin isterim. Ramazan bayramının ikinci günü dedesini, bir ay sonra büyük yengesini, Kurban bayramı öncesinde de genç yaşta babasını kaybeden – affedin, kaybetmek değil bu, ayrılmak- bu kardeşinize kulak verin isterim.

Ölümü haberlerden okumak, televizyonlardan izlemek, kitaplarda görmek değilmiş bizi sarsan şey. Hepimiz Cennet’i umut ediyoruz. Kokuşmuş ve artık miadını doldurmuş dünyadan nefret ediyoruz. Hepimiz, hepimiz kardeşlerim dünyada olup dünyalı olmamaya çalışıyoruz. Ama bir kalp var içimizde, Rasulullah’ın (sav) evirip çevrildiğini ifade ettiği, her vakit doğru yolda sabitlenmesi için Rabbine(cc) dua ettiği bir kalp bu. Bazen tutamayız dümeni, kendimizi kaçırırız. Bulduğumuzda ise dünyalık bir iş hem zihnimizi hem elimizi meşgul ediyordur. Tövbe ederiz. Sonra tekrar dalarız. Sonra tekrar tövbe ederiz. Mühim değil. Tekrar ve daha sağlam bir şekilde döneceksek Rabbimize hata yapmanın ne kötülüğü olabilir ki? Büyüdük deriz. Müslüman idik, mümin olduk deriz. Bak ne de güzel şeytanı alt ettik deriz. Bir daha yeneriz, bir daha yeneriz, daha iyi yeneriz.

Girmiş olduğumuz bütün yollarda ayağımız takılır. Yürümeyi hafife almayız ama bazen çabuk kırılır şevkimiz. Rabbimize bakarız. İsyan etmek istemem, derdim itaattir, işimi hafiflet deriz. Nasıl olacağını bilebilir miyiz? Bilemeyiz. İşte kardeşlerim, böyle bir anda tanıştırıldım ölümle. Zihnim öylesi bulanıktı ki, artık sahih düşünceyi duyamaz hale gelmiştim. Aklımda cevabını arayan birçok soru vardı. Ve bana sunulan birçok cevap. Ama eşleştiremedim, sorularla boğuşmaya başladım. Karışıktı aklım, sahiden benden başka doğru düşünen yok muydu? Dedem, Cennet’i hak etmezdi bana göre. Nasıl ölecek derdim içimden, Rabbim sen bağışla. Hâşâ, onun ahretini zihnimde onun için üzülürken takdir ettiğimi fark ettim. Sakındım ama alıkoyamadım da kendimi. İyi adamdı dedem. Hak hukuk çiğnediğini işitmedim. Torunlarını da severdi, akrabalık ilişkilerini korutur gözetirdi. Ama velhasıl birçok konuda çok farklı düşünürdük dedemle. Sonra bir gün, hiç beklemediğimiz bir gündü bu; Ramazan bayramının ikinci günü dedem Hakk’a yürüdü. Akşam namazından hemen sonraydı. Her zaman yemekten sonra namazını kılan dedem o gün yemekten önce kılmıştı namazını. Bayram yemeklerinden tatmıştı. Elini yıkamak için kalktığı sofraya da bir daha dönememişti. Ve Allah şahit kardeşlerim çok güzeldi ölümün duruşu dedemde. Gülümsemişti, bembeyazdı ve yine Allah şahit can da çekişmemişti dedem. Şükür ki Allah benim gibi gaddar değildi. O affetmek için küçücük bir sadakayı bile sebep gösterendi. Tövbe ettim, yeniden iman ettim, Cennet’te görüşmek dileğiyle dedeme de veda ettim.

İmtihan bu sandım. Canımız ilk defa yanmıştı böyle. Evet, diğer dedemi de Hakk’a uğurlamıştık ama çok küçüktüm o zamanlar. Ölüm beni sarsamazdı. Ölümden korkacak kadar günaha bulanmamıştım daha. 18 Temmuz 2015’te anladım, ölümün bir saati kovaladığını.

İmtihan bu sandım. Seksen küsur yaşındaydı dedem. Ölümün eğreti durmayacağı insanlardandı. Sabretmek düşmemişti henüz payıma. Özlemek düşmüştü sadece. Sonra bir süre geçti, büyük yengemizi uğurladık aynı yola. Bu da ölümün nefesini üflemişti ellerime yalnızca. Dua, hatırlama, belki bir küçük prova. İmtihan? Hayır, asla.

Sonra bir sabah evden hastane kontrolü için çıkan babama saatli bomba dediler. Bu kapıdan çıkar çıkmaz ölebilirsin dediler. Uyandığımda babamı ameliyata hazırlıyorlardı. Yetişemedim. Gittiğimde çoktan girmişti o soğuk odaya babam. Dua ettik, bekledik. Bu kadar ani olanda bir hayır nasıl aranırdı, onu öğrendik. Sağ salim çıkmıştı babam, iyiydi. Ertesi gün odaya alabilirlerdi. Aldılar da. Neşe içinde gittik eve. Kalbi dayanmıştı, kız çocuklarına ayrılmış o baba kalbi dayanmıştı. Sabah namazına kalktığımızda geldi haber. Apar topar hastaneye gittik. Kriz geçirmişti babam, yeniden yoğun bakım kapısında beklemeye başladık. Tam yirmi saat bekledik. Gece yarısını geçmiş, saat üçe yaklaşıyordu. Babam gitti. Aniden, hiç sezdirmeden, gitmeyecekmiş gibi duran babam gidiverdi.

Herkesin bir hüznü vardır. Duygu sömürüsü yapmak değil niyetim. Dünyanın her yerinde katliamlar, savaşlar, açlıklar varken burada babamın ölümünü merkeze alarak bir şeyler anlatmaktaki amacım; ben buna şahidim arkadaşlar. Allah biliyor, Suriye, Irak, Afganistan ve daha birçok coğrafyadaki kardeşlerimiz için üzüldük. Kendi topraklarımız içindekiler de öyle. Elimizden gelen; evvela dua, sonra ne gelirse yapmaya gayret gösterdik. O acıların çekilmiş videolarını, fotoğraflarını gördüğümüzde gözlerimiz doldu, daha bir nefret ettik dünyadan. Ama kendi adıma ilk kez; ölüm beni böylesine yaktı. Şunu söyledim hep; imtihana uğramak başka, imtihanda yanmak başka. Bunu anladım. Bir imtihan bizi kederlendiriyorsa bunu atlatmak o kadar da zor olmayabilir. Ama bir imtihan bizi yakıyorsa iki yol vardır. Ya isyan, ya pişmek… Pişmeyi umdum. Hala da umuyorum.

Çok farklıydık babamla. Benim hem kendime çok yakın bulduğum hem de çok uzak bulduğum birisiydi babam. İlk ilimleri kendisinden aldığım, bana güzel bir kütüphane bırakan babam; şükür ki onun da güzeldi yüzü. Esmer teninde ölüm bembeyaz durmuştu. Ve gülümsüyordu da. Dedem gibi. Anladım ben kardeşlerim, bizi kurtaracak olan ideolojiler, stratejiler, fikirlerden ördüğümüz duvarlardan daha esaslı olan bir şey var; SEVGİ. Romantik olmak istemem. Hakkımızı kollamak, bir Müslüman olarak şahsiyetimizi korumak zorundayız. Ama bunların da ötesinde sevmek zorundayız.

Şairin de dediği gibi;

‘’Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime,
toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum.’’

Allah’tan tüm gidenlerimize rahmet, kalanlarımıza sahih bir bakış, sabır ve güzel umutlar diliyorum. Ve bir not; bu kardeşinize babasıyla Cennet’te kavuşması için dua eder misiniz?

Son cümle; Ayrılabiliriz sevdiklerimizden ama asla kaybetmeyiz. Ayrılığın hakikisi var da kavuşmanın yok mu?

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Yazar: birgaripkaktüs


Bunları da Okuyabilirsiniz

6 Yorumlar

  • Reply Nalan 24 Mart 2016 at 19:05

    Selamun aleykum , bloğu çok uzun zamandır takip ediyorum Allah razı olsun,Rabbim iki cihan saadeti versin cümlemize, sevdiklerimizle firdevs cennetlerinde buluşmayı nasib etsin …

  • Reply Nefise h. 24 Mart 2016 at 19:06

    Allah sabır versin.. Imanla öldükten sonra hiiic de uzulmemelisin.. Ama iste özlem can yakıyor

  • Reply sofi 7834 24 Mart 2016 at 19:07

    Belki de bazı şeyleri ayıkabilmek için ölümü Rabıta edip öyle tövbe ediyoruz. Ani ve sessiz ne zaman geleceği belli olmadığı için belki de. Sonraki hayat için kıymet bilmemiz için düşünmemiz gerek.

    Not: yazılarıniz daha sık olursa kardeşiniz size minnettar olur.

    Enes ekemen

  • Reply masum sofi 3 Mayıs 2016 at 13:38

    Allah rahmet eylesin bacim rabbim sabrini versin.
    Yatmak icin girdigim yatagima gecenin yarisinda kendimi bu yaziyi okur buldum. Cok huzunlendim, babasina asik bir kiz cocugu olarak kendimi sizin yerinize koydum ve gözlerimden yaslar süzüldü.
    Ölüm agizi dolduran kalbi ürperten akli donduran bir kelime. Bende dusunuyorum bazen kelimenin kendisi bile bu denli heybetliyse karsilastigimizda bizlerde deden gibi baban gibi onu gülümseyerek karsiliyabilcez mi acaba…
    Mümin kardeslerim birbirimize hayirli yasam ve ölum icin dua edelimm insallah.

  • Reply Ihvancık 24 Mayıs 2016 at 22:13

    Maşallah kardeşim Allâh yardimcin olsun ne güzel yazmışsın . Cok dokunaklı, akıp gitti yazı okurken… Allah (cc) Cennette Resulullah ‘a (sav) komşu eylesin sizi de ailenizi de. Bana da dua eder misiniz medreseye başlamam için hayırlısı ile ailemin rızası ile halis bir niyet ile bu sene inşallah. Allab’a emanet…

  • Reply betül 13 Ağustos 2016 at 21:56

    Ölüm insana oyle bir gelir ki sağını solunu şaşırtır 3 ay arayla annemi buyuk enistemi ve anneannemi kaybettim ve 15 yasindaydim… Sonrasindan bahsetmek istemiyorum kardesim seni oyle iyi anliyorum ki Allah seni ayrildiklarinla cennetinde kavustursun hepimizin kaybettiklerine rahmet ve magfiret bagislasin ölüm ölmüyor onu hatirda tuttukca hayat daha kolay Allaha emanet olun

  • Cevap Bırak