Yazılarımız

Kalabalıklardan Ürküyorum 

25 Ekim 2016


Kalabalıklardan ürküyorum. 
Bu eskiden de olurdu. Ama böyle derin değil. Şimdi sanki diş ağrısı gibi. Ara ara ama birden keskince giriveriyor eksenime. Yiğenlerimi götürdüğüm parkta oturduğum o bank zihnimin ağırlığından yoruluyor. Ben daha çok yoruluyorum. Hayat böyle böyle biten birşey mi diye sormak istiyorum anneme de olumlu cevap alırım diye korkup soramıyorum. Biz hep böyle bir koşturmacanın içinde hayatın hızından kendimize yetişemeyerek mi yaşayacağız? Nereye çıksak bu insan seli yüzümüze yüzümüze mi vuracak? İnsanlar neden bu kadar yabancı geliyor gözüme.. oysa ülkemdeyim ben. Doğduğum, büyüdüğüm şehirde sevdiğim bir mahallede. 
Kalabalıklardan ürküyorum. 

Hani şu kurtarmayı hedeflediğimiz kalabalıklar. Hani şu şairin diliyle ‘hayat rengini sazendelik sanan yırtlaz kalabalık’, hani ‘şehrin insanı’… Hani o kitaptaki cümleyi sık sık tekrar etmeme sebep olanlar ‘kaldırımlarda bize çarpmalarına bakma, toprağın kabul etmediği ölüler bunlar’… 
Kalabalıklardan ürküyorum. 

Yanlarına gittiğim zaman ışid muhabbeti açan kalabalıklar. “Bizim orda da çok ışidci yakalandı çok”. Tanışmak istediğim zaman yüzünü benden kaçıran çocuklar… Beni tuhaf tuhaf süzen gözler…Sebebsiz, saçma, kırıcı sorular, sözlerle yıpratan insanlar. 
Kalabalıklardan ürküyorum.

Küçük bir kasabaya kaçmak istiyorum. Sadece samimi insanlar görmek istiyorum. Tek derdim komşumun beş çayına gecikmesi olsun istiyorum. İnsanlardan daha çok karıncalar ve tavuklarla muhabbet ediyim istiyorum. 
Kalabalıklardan ürküyorum. Rabbim bana güç ver. Esas vazifelerimi unutturma. Bana hayata karşı peygamberi bir duruş ver. Beni ibrahimi ateşten koruduğun gibi koru kalabalıkların dalgınlıklarından. Musayı sihirbazlara galip getirdiğin gibi kalbimde vahyi diğer tüm karanlıklara galip getir. Meryem o ağır imtihanından imanla çıkardığın gibi beni de imtihanlarımdan imanla çıkar. Yunusa yeniden fırsat verdiğin gibi bana da yeni yeni fırsatlar ver. Acizim. Muhtacım. Eksiğim. Beşerim. Beni destekle. 

Bunları da Okuyabilirsiniz

7 Yorumlar

  • Reply Bahar 26 Ekim 2016 at 23:03

    Rabbim bana güç ver. Esas vazifelerimi unutturma. Bana hayata karşı peygamberi bir duruş ver. Beni ibrahimi ateşten koruduğun gibi koru kalabalıkların dalgınlıklarından. Musayı sihirbazlara galip getirdiğin gibi kalbimde vahyi diğer tüm karanlıklara galip getir. Meryem o ağır imtihanından imanla çıkardığın gibi beni de imtihanlarımdan imanla çıkar. Yunusa yeniden fırsat verdiğin gibi bana da yeni yeni fırsatlar ver. Acizim. Muhtacım. Eksiğim. Beşerim. Beni destekle.

    Amin amin amin cümlemizi inşaallah

  • Reply HAYIRLISI 3 Kasım 2016 at 22:20

    Bu yazıyı 2 ay önce okusaydım sanırım bu kadar etkilenmez abarttığınızı bile düşünebilirdim. Ben de pek sevememişimdir kalabalıkları ama ürkmek mi yeni yeni yaşıyorum bunu ne yapacağımı nasıl davranacağımı defalarca düşündüğüm samimiyetinden son derece şüpheli olduğum bir güruhun içindeyim.Şimdi bu yazıya tam yerindedir diyebiliyorum.Henüz ışidci filan olduğumu düşünmüyorlar ama aşırı bulunduğum kesin.Hayırlısı bakalım.

  • Reply İşte öyle bir şey 10 Kasım 2016 at 18:56

    Tam da bu çıkmazdayken yazının karşıma çıkması..Teşekkür ederim kardeşim, yazın sadece durumu(muzu)tasvir etse de ürkekliğimin getirdiği olumsuz hislerin yerini umut aldı. Teşekkür ederim..

  • Reply Elif 26 Aralık 2016 at 00:54

    Bu yazınızı okuyunca çok üzüldüm. Sonra bir kadın neden kendine bu işkenceyi yapar diye düşündüm. Bu blogda ki tüm yazılarınızı hemen hemen okudum ama hala bu soruya bir cevap bulmuş değilim. Farz olmayan bir şeyi burada zorunluymuş gibi dayatıp genç insanları yanlış yönde etkilemeniz doğru değil elinizi vicdanınıza koyun. Bu sözlerimden tesettüre karşı olduğum anlaşılmasın fakat yüz kapatmak ve sürekli
    Siyah uzun giyinmek hem insani açıdan Hemde güvenlik açısından uygun değil üstelik din için bir elzem de değil. Bunu bir an önce anlamanız dileğiyle…

  • Reply Tuğçe 8 Nisan 2017 at 20:14

    Kalabalıklardan ürkmek çarşaf giyebilmeyi başarmış bir hanıma yakışmaz bence , çok ötekileştiren bir toplumda yaşıyoruz lakin siz böyle bir zamanda nefsinizi yenip inandığınız doğruyu üstünüzde taşıyorsunuz , yardımcınız muhakkak Allah’dır , İşerinizde muvaffakiyet diliyorum , uğrarsanız bloğuma beklerim , selametle .

  • Reply Nur 13 Mayıs 2017 at 03:42

    Ben de zamanında ürkerdim kalabalıklardan. Ilk tesetture girip, etek ve başörtüsü kullandığımda değil, daha ilerisini yaptığımda.

    Her şey radikalleşmemle başladı. Bol siyah ferace, siyah başörtüsü, siyah ayakkabı ve eldiven.. Evet, isteyen istediği gibi giyinsin, ama şunu anladım ki; bi kişi toplumda yüreği daralacak duruma gelmemeli. Ben baştan aşşağı siyah olduğum dönemlerde dışlandım; işlere almadılar, okulda dışladılar, türlü hakarete ve iftiraya maruz kaldım.

    Öyle çok toplumdan uzaklaştım ki, kaçmak istedim. Radikalleştim ve az kalsın, dönüşü olmayan bir yola giriyordum. Rabbim acıdı bana ki, gözlerim açıldı. Karar verdim ve normalleştim.

    Şu bir kesin arkadaş! Bu dünyada siyah tesettür (özellikle çarşaf) radikallikle bağdaştırılıyor ve insanı toplumun dışına itiyor.

    Siyah yerine lacivert giysek, çarşaf yerine farklı renklerde ferace ve eşarp taksak ölmeyiz. Biz müslümanız, insanların içine karışmak zorundayız.

    Bir beldede çarşaf dikkat çekiyorsa, giymeyiveririz arkadaş!

    Ben artık siyah başörtüsü takmıyorum. Çok dikkat çekmemek şartıyla renkli giyiniyorum. Böylelikle insanların dikkatini de, öfkesini de üzerime çekmiyorum.

    Oh, mis!

  • Reply Ahmet 1 Ağustos 2017 at 23:25

    Oncelikle selamun aleykum. Bu yaziyi okuyana kadar pecenin iyi bir “sey” oldugunu dusunuyordum fakat yukarida yazdiklariniz radikal islam teroristlerinin (isid ornegin) nasil olustugunu anlatir nitelikte (lutfen yanlis anlamayin). Herkes sizin gibi dirayetli degil dolayisiyla radikallesip cok yanlis yerlere sapabilirler. Allah yardimciniz olsun ne diyeyim.

  • Cevap Bırak