Yazılarımız

“İyi Günler” Komşuluğu

14 Aralık 2013

Vira bismillah. Sıkı sıkı giyiniyorum üstümü. Atkıya-bereye ihtiyacım yok. Hava sıcaklığının -10lara dayandığı yurdumda soğuktan korunmak için basit bir formülüm var. Bone+eşarp+peçe=baş, boyun, yüz bölgesinin ısınması. Her ne kadar peçenin henüz kışlık versiyonu üretilmemiş olsa da, ağızdan çıkan sıcak havanın çıkacak delik bulamayıp peçe ve yüz arasındaki boşlukta dönmek suretiyle ısıyı..tamam tamam sustum. “Peçe üzerinden mizah yapmak yakışıyor mu bacım” diyen abla ve abilerimiz hatırına. 

Esas konumuza dönecek olursak, şehrimize bu yıl ortalamanın üstünde bir kar yağışı olacağı bekleniyor sayın seyirciler. Anlaşılan eve doğru gerçekleştireceğimiz yolculuk biraz zorlu geçecek. Karların erimesiyle birlikte yokuşlarda oluşan dereciklere dikkat edelim lütfen.

Yine köşe başını tutmuş şehrimin tavukları, horozları ve onların tüyü bitmemiş yavruları. Şehrin en çok uğranan caddelerinde dahi bu hayvancıklara rastlamak mümkün. Ee onlar olmasa koca koca binaların arasında nasıl anlardık güneydoğuda yaşadığımızı. Ahh bu caddeler arasında koşuşturup duran tavuklardan ne afilli bi roman çıkardı. Bu kafamın bir yerinde dursun. “Kümes İmparatorluğu”Eleştirmenler hakkımda Hayvan Çiftliği’nden esinlenmiş yazarlardı belki. Ama olsun her yazar başlarda birilerinden etkilenmiştir demi. Öyle diyordu yola İsmet Özel olmak için çıkıp İbrahim Tenekeci olan adam.

Konuyu çok dağıttığımın farkındayım, uzun süre yazmayınca böyle oluyor sanırım. Bir de “daha sık yazı yayınlasanız” diyen okurlar yok mu. Böyle demek yerine biraz da siz yazı yollasanız ya kardeşim. (Siz beğeniyorsunuz da biz yollamıyoruz zaten)

-Bir öğrenci uzatır mısınız

Minibüse telaşla binmem, bindiğim an buharlanan gözlüklerime hala silecek icat edilmemiş olması, bir türlü dengede duramamam ve tabi peçem! “Evet sayın minibüs ahalisi, son derece tuhaf karşıladınız görünüşümü biliyorum(her ne kadar an itibariyle görme yetim kısa süreliğine kaybolmuş olsa da) Ama hakkınız var, sabahtan akşama kadar tv reklamı seyretsem bana bile tuhaf gelirdi bu görüntü inanın”
Yer vermeyecek olmasaydınız bunların hepsini sesli sesli söylerdim ahh! (buradaki ahh’ın he’leri dişler arasından çıkıyor sevgili okur.)

Neyse ki bu şehir halkının hala kadına saygısı var. Benim için boşalan yere el yordamıyla oturup gözlük camlarımı siliyorum. Gözlüğümü taktığımda göz göze geliyoruz. Gözlerimi kaçırmam kar etmiyor, yakalanıyorum yaya radarına! Hemen sokuluyor yanıma. Eski bir tanıdık. Kitaplarını göğsüne bastırmış, kaşkolü sıkıca sardığı yüzünden sadece kızarmış gözleri ve alnı gözüküyor. Formalite icabı nasıl olduğumu sorduktan sonra esas soruyu patlatıyor:ee neler yapıyorsun? Olduğum yerde kıpırdanıyorum. Yahu kardeşim bu soruya tikim var sana söylemediler mi? Bu soruyu duyunca kendimi aşağılanmış gibi hissediyorum. ‘Varlığın aleme tehlike, bari bişeyler yap da işe yara’ der gibi. Yada ‘sen zaten ne yapabilirsin ki’ alaycılığıyla dudak kenarından gülümser gibi. Yaşayıp gidiyorum işte yetmez mi?

Evdeyim desem, ‘evde neler yapıyorsun?? Ne yani kitap da mı okumuyorsun? Ev kızı mı oldun hahaha’ BİŞEY YAPMIYORUM kardeşim olamaz mı yani? Dernek, vakıf, kurs, okul, miting, kurs, sohbet, kermes. Hiçbirine gitmiyorum. Uyuyorum, uyanıyorum, yemek yapıyorum, annemle muhabbet ediyorum, komşuyu ziyaret ediyorum, namaz kılıyorum, babama kahve yapıyorum, kuran okuyorum, kardeşimle oyun oynuyorum. Cilt cilt kitaplar falan bitirdiğim yok, ders halkası da kurmadım kimseyle, falanca hocanın semineri, filanca yerde miting. GİT-Mİ-YO-RUM.

Sen insanları on iki yıl okula, ondan sonra da derslere, derneklere göm, hayatın içine düşünce böyle afallarlar işte. Yahu senin büyük işler yapmana gerek yok ki, evde oturman ibadet, kocana çay yapman ibadet!
Bunun adı da çalışamayan kadın kompleksi olsun sayın okur. ‘Çalışmıyorum amaa birsürü faaaliyete katılıyorum’ ‘Evdeyim ama sizden daha çok iş yapıyorum yaaa’
Yüzüme bakan kırmızı gözler ‘duymadı mı acaba’ şeklinde kısılıyor. Hay Allah ne cevap vereceğiz şimdi. Kitap projemden bahsetsem? Yok olmaz. İki gün sonra gelir ‘ne oldu senin kitap’ diye sorar, benden çok sahiplenir. Nerden başlasam acaba. Neyse, Allah kerim!

-Müsait bi yerdee! Benim burda inmem gerekiyor da, görüşürüz canım.
Oh temiz hava gibisi yok. Üç mesele’den biri kadın olmalıydı bence. Bu toplumda kadın yerini bilse gerisi tamamlanır gibime geliyor.

Nihayet geldim köyümüze. Öyle tavuk sesleri, çiçek kokuları, domates tarlaları falan beklemeyin, burası modern bir köy. Geleneksel köyden farkı burada evler üst üste yığılı. Aslında çok fark var ama mesele bu değil sayın okur, bi mesaj verip çıkacağım.

48 daire var. Her dairede 5 kişi olduğunu varsaysak (ki bu güneydoğu için son derece gülünç bi rakam) toplamda 240 kişi yaşıyor bu köyde. Yeni taşınan biriyle tanışma adeti çoktan unutulmuş. Aynı kattaki komşular bile birbirini tanımıyor. Giriş-çıkışlarda karşılaştığım komşularımın hiçbirini tanımam. Tanışmak gibi bi ihtiyaç da hissetmeyiz. Ama köyümüz sakinlerinin çok güzel bir huyu vardır. Eğer asansörde birlikte çıkmak zorunda kalırsak, birbirimizin yüzüne hiç bakmayız. Kimimiz aynaya, kimimiz ilerleyen rakamlara, kimimiz de yere bakar. Ama tüm bunlara rağmen şu güzel geleneğimizi sürdürürüz: asansörden ilk inen kimse geride kalanların yüzüne bakmadan ‘iyi günler’ der ve öyle iner. Çok nazik insanlarızdır. İşte ‘iyi günler komşuluğu’ tam olarak böyle bişey oluyor. Üç mesele’den birini ümmet yapalım, alt başlık olarak da komşuluğu ekleyelim.

Bunları da Okuyabilirsiniz

7 Yorumlar

  • Reply Ayşe Lale 15 Aralık 2013 at 13:08

    Hııııı ((= Aynen ya komşuluk yok artık…

  • Reply Pofuduk Terlik 27 Aralık 2013 at 21:34

    Yazılarınız çok güzel ama çoook uzun daha kısa ve öz olabilir.. Emeğinize sağlık.. 🙂

  • Reply Adsız 31 Aralık 2013 at 15:38

    bi hftadır falan sürekli yazılarınızı okuyorum öyle olduki orda ayrı dünyam omdu hatta varya okuyacam hepsini bitecek diye korkuyorum günde bi tane okuyorum çok mükemmel yazılarınız

  • Reply Adsız 5 Ocak 2014 at 08:56

    selamün alryküm kardeşim ben ilahiyat fakültesi din kültürü okuyorum ama son zamqnlarda çok düşünmeye başladım çalışmamaya karar vrrdim sadece buda değil bi kurs olsa oturduğumuz yerde sadece ona gidip okulu bırakmak istiyorum çok kararsızım bana öneride bulunabilirmisin size soruyorum çünkü benim.için bi ümit laynağı oldunuz lütfen bi tavsiye

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 5 Ocak 2014 at 09:02

    Aleykum selam kardeşim. Soruları "soru sor" kısmında yanıtlıyoruz inşallah bundan sonra oraya yazın. Sorunuza gelecek olursak. Böyle bir kararı verecek olan elbette ki bi başkası değil, sizsiniz. Eğer kendiniz için dünya ve ahiretinize faydalı görüyorsanız devam edin. Ama eğer dünya ve ahiretinize faydalı değilse yada haram işleme, Allahın sınırlarını aşma gibi bir durum söz konusu oluyorsa orada durduğunuz her saniye size zarar getirecektir.
    Üniversite konusunda hiç kimseden net bir cevap alamazsınız, bunu bilmenizi isteriz. Çünkü kişiye, ortama, şehre göre değişebilir söylenecek sözler. Bu yüzden durumunuzu en iyi siz değerlendirebilir, Kuran ve sünnet ışığında dünya ve ahiret arasındaki dengeyi kurarak vicdanınıza da danıştıktan sonra kararınızı verebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun..

  • Reply Little Miss Islam 28 Ocak 2014 at 17:27

    hahah cok guldum! cok guzel! 😀

  • Reply Rabia Erin 26 Haziran 2014 at 16:40

    Güzel bir yazi şimdiki komsuluklar bu durumda maalesef bende komsularimla güzel ilişkiler kurmak isterim ama gittiğimiz zaman dedikodu bos konuşma disinda yaptigimiz bisey olmuyor bu yüzden gitmekten hoslanmiyorum. Ama bina giriş cikislarinda karsilasiyoruz. Hal hatir soruyor biraz ayak ustu muhabbetlerimiz oluyor. Bazende güzel bir yemek pisirdigimizde bunu komsuma götürerek yine ayak ustu hal hatir soruluyor veya balkonda camasir aşarken gorsek o an yine bir halhatir sorma oluyor. Komşuluk ilişkilerini tamamen koparmamaya calisalim inşallah.

  • Cevap Bırak