Yazılarımız

Herkese bi’ fısfıs lazım..

15 Kasım 2013
Babamın yaşlı bir teyzesi var. Tam Anadolu kadınıdır, çok severim kendisini.. 

Bir gün yaşadığı o Anadolu şehrinden bizi ziyaret geldi. Şalvarıyla, başörtüsüyle tam bir eski toprak hani..
Biraz farklılık olsun, hava alsın diye beraberce gezmeye çıktık. Arabada yanında oturdum, bana sürekli bir şeyler anlatıyor. Belki ilmi bizim kadar (!) yoktur ama imanı sapasağlam teyzemin maşallah.

Bir ara dışarıyı seyrederken, kızmaya başladı. Hayırdır teyze dedim. “Durdurun bu arabayı ben inip söyleyeceğim!” 

“Ne söyleyeceksin teyzecim?” 

“Dışarıdaki dükkanlara kötü, ayıp şeyler koymuşlar. Böyle olmaz durdurun ben onlara kızıp geri geleceğim.”

Arkama doğru baktım, araba yavaş ilerlediği için hangi dükkanları kast ettiğini anlamıştım. Bir tekstil dükkanının önünde üstleri boş kadın mankenleri  var ve bir de açık seçik resimli kuaför dükkanı. Bize göre çok bariz bir şey yoktu aslında.. Alışkanlık mı oldu ne?!

Şaşkın bakışlarımla teyzeyi yatıştırmaya çalışıyorum. “Teyzecim geçtik sanırım boşver, hem buralar hep böyle maalesef”

“Olmaaz, olmaz öyle şey. Bizim dimemiz gerek. İndirin beni.”

Teyzeyi zor bela sakinleştiriyorum. Trafiği bahane ederek acil gitmemiz gerektiğini söylüyorum. O da bana hem kızıyor hem de  başından geçen bir olayı anlatmaya başlıyor.
“Bir keresinde hacı dedenle biz çarşıda yürüyorduk. Adamlar bir kadın koymuşlar tam sokağın ortasına, hareketsiz duruyor. (mankenden bahsediyor) ben dayanamadım, gittim adamın yanına bunu kaldıracaksınız didim. Yoksa alırım elime baltamı bunu kırarım o zaman görürsünüz didim. Hemen kaldırdılar ordan o kadını..”

“Hey maşallah teyzecim, korkmadın mı yahu”

“Niye korkayan ben. Düverim hepsini.”

Sesli sesli gülmeye başladım. Döver mi döver di valla.. “Ver elini öpeyim teyzecim ya”

“Yok istimez. Hem Peygamberimiz demiyor mu ilk başta elinizle düzelteceksiniz.”

“Valla öyle diyor teyzecim haklısın.”

Bize sorsan sana Arapçasıyla hatta ravisiyle bile söyleriz o hadisin aslını. Ama gel gelelim icraata orda biz yokuz işte. 

Bu teyzenin davranışını görünce kendimden utanıyorum. Şu yaşında bile “amaan banane” demiyordu teyzecim.

Aklıma ortaokulda yaptığımız hadiseler geliyor hemen. Birkaç arkadaş akşam vakti yakınımızdaki reklam durağına gidip, o zamanlar tepkiyle karşıladığımız bir krem reklamının üzerini bir güzel boyamıştık. Sabah olunca da “aaa bunu kim yapmış ellerine sağlık yapanların” diyerek caddede güle oynaya gitmiştik. Çocukluk heyecanı bir başka demek ki..

Bir keresinde de ilkokul dört veya beşinci sınıf yaşlarındayken büyük ablalar vermişti ellerimize boya kalemlerini “hadi bakalım boyayın şu reklam panolarını” demişlerdi. Biz birkaç arkadaş büyük hevesle gidip bir güzel boyadık. Çocuklara yeter ki boyama olsun her şeyi boyarlar nihayetinde 🙂

Ertesi gün gittiğimizde belediye görevlilerinin panoyu temizleyip eski haline getirdiğini görmüştük. Büyük bir hırsla mahallemizde bulunan küçük kum tepesinin orda aldık soluğumuzu. Büyük kaplara güzel bir çamur hazırladık. Sonrada reklam panosunun önüne gidip hazırladığımız çamurları atma yarışına giriştik.
“Heyy bakın tam 12’den vurdum!” 
Reklam panosunu çamurla bir güzel sıvadık. Ertesi gün kontrole gittiğimizde o çamurlar sanki taş olmuşlardı da cama yapışmışlardı. Görevliler tüm çabalarına rağmen o çamurları çıkartamadılar. Uzun bir süre reklam panosu öyle kaldı. Daha sonra camı değiştirmişlerdi sanırım.. Bizde çocuk aklıyla  Allah’ın yaptığımız cıvık çamurları taşa çevirdiğine inanmıştık. Gerçi hala öyle olduğuna inanırım 🙂

Daha sonraları arabayla bir yerlere gittiğimizde sürekli arabanın camından birbirimize “buraya bi fıss fıss lazım” der sanki yapıyormuşçasına elimizle ‘fıs fıs’ hareketi yapardık.

15 yaşında çizdiğim bir projenin taslağı 🙂

Velhasıl insan gördüğü kötülüklere, çirkinliklere tepki vermeye vermeye alışır. Alışınca da hiçbir şey olmamış gibi devam eder hayatına. Ve birde bakmışsınız ki o tepki verilecek çirkinlikler hayatımızın bir parçası olmuş.

Dışarıda boy boy gördüğümüz haramlara gözlerimiz artık öyle alışmışki, ki ayrı kimsenin zorlaması olmaksızın onları evlerimize dahi alıyoruz. Evet evet televizyondaki izlediğimiz diziler, bilgisayarda izlediğimiz o filmler bunların bir parçası. Eskiden içinde nahoş sahne olan bir film tavsiye etmekten utanır haya ederdik birbirimize. Şimdi ise çok rahat izlediğimiz gibi bir de sosyal ağlar vesilesi ile herkese izlediğimizi gösterir, tavsiye eder olduk.

Sakallı erkek kardeşlerimin, tesettürlü kız kardeşlerimin profillerinde – hesaplarında izledikleri filmlerin o çirkin afişlerini boy boy yayınladıklarını görünce şaşırmadan edemiyorum.

Selef alimlerimiz der ki: Günahtan daha çok günaha alışmak kötüdür. Ve yine derler ki bir kimsenin günahını ifşa etmesi daha ayrı bir günahtır. 

Yaz tatilinde camiye gittiğim sıralar hepimizin sevdiği genç bir Kur’an hocamız vardı. Bir gün bizim yanımızda konuştuğu arkadaşına “ben falanca artistin şarkısını çok severim” dediğinde ne kadar hayal kırıklığına uğradığımı hatırlıyorum. Bahsettiği şarkı dinlenilmeyecek derecede içinde kötü lafızların yer aldığı bir pop şarkısıydı. O hoca hiç fark etmedi nasıl örnek olduğunu.. Ama çocuk bu, ne zaman neyi alacağı belli olmaz. Onunla alakalı aklımda kalan tek sahne de bu maalesef..

İşte bizler de bazen farkında olmadan birilerine kötü örnek oluyoruz birer abi ablalar olarak.. Facebook profilinde veya Twitter hesabında izlediğin filmi gören bir arkadaşın veya bir öğrencin, bir yakının “aa bu izlemişse güzeldir” veya “bu abi/abla kötü bir şey izlemez nasılsa bende izleyeyim” deyip de izliyorsa bu iyi veya kötü örnek olduğumuzun küçük bir göstergesidir. İçinde haram olan bir sahneyi (filmin konusu, kadının giyinişi, kız-erkek ilişkileri hepsi buna dahil) izlediğinde kötülüğe öncü etmiş olarak bize de bir yükümlülük olmayacak mı acaba?
O yüzden izlemek veya dinlemek bir yana bunu açık bir şekilde ifşa etmenin ayrı bir sorumluluk getirdiğini hatırlatmak isterim.

Yani elbette insanız çeşitli hatalarımız olabilir. Ama bu hatayı tüm insanları şahit kılarak yapıyorsak o zaman işte vay halimize..

Dışarıda gördüğümüz büyük binalardaki afişleri nasıl fısfıslarız diye düşünürken bir bakmışız o afişler küçülüp evimize kadar girmiş. Girmişte bunun farkında bile değiliz..

Evet, Teyzeye bunları anlatamadım maalesef. “Teyzecim biz ilk başta dükkanlardan değil de kendi evlerimizden, benliklerimizden mi başlasak ne” diyemedim. Onun umudunu kırmak istemedim açıkçası. 

Küçükken arabanın penceresinden beri gördüğümüz her kötü resme ‘fısfısss’ hareketi yaparken, şimdi bu ‘fısfısları’ ilk başta kendi evimize, bilgisayarımıza, televizyonlara yapmak gerektiğini düşünüyorum. Herkes hayatındaki bu haramlara bir ‘fısfıs’ çekse toplumda git gide artan ahlaki problemlerin azalacağına inanıyorum. Hiç değilse biz üzerimize düşen görevi yapmış oluruz…

Bir Müslüman kız/erkek olarak hepimizin haya-edeb peçesini gözlerimize indirmemiz gerekiyor ilk başta. Bunu başarınca zaten diğer peçeler kolay gelir. Vesselam..

Editöre Not: Ben yine peçeli kızın günlüğünde olduğumu unutup ‘ne yiyip nerelere gittiğimi bana böyle dediler böyle yaptılar’ hikayeleri anlatmak yerine yine bir toplumsal meseleye dokundum sanki. Olmuyor arkadaş illa ki bir sosyal mesaj vermem lazım. Ve bence karşı taraftan daha çok kendi tarafımızı konuşsak, daha mı iyi olur sanki aziz kardeşim..( El Cevap: Doğru diyosun azize de nasıl olacak bu işler 😛 )

Bunları da Okuyabilirsiniz

9 Yorumlar

  • Reply ümmü hamza 16 Kasım 2013 at 14:12

    Adblock plus isimli bir program var, istenmeyen birçok reklamı daha siteye girmeden engelliyor, girdiğiniz sitede de istediğiniz resimleri kaldırabiliyorsunuz, her sitede yüzde yüz etkili mi bilmiyorum; fakat büyük ölçüde rahatlık sağlıyor. Galiba en etkili mozillada çalışıyor.İnşallah kardeşlerime de faydası olur.
    Mesaj kaygını kaybetmemen duasıyla…

  • Reply Adsız 26 Kasım 2013 at 20:06

    Keşke biraz daha güncel olsanız:))

  • Reply Sonsuz 26 Kasım 2013 at 20:06

    ve yazının içeriği çok güzel, film posterleri başlığı altında bende film önerilerinde bulunuyorum =/ eskiden bir filmde öpüşme sahnesi olunca ev ahalisi nereye savrulcağını şaşırırdı, şimdi herkes çoluk çocuk gevşek gevşek izliyoruz ama gidişatın vahimliğinin farkında değiliz ve bunu kişilere izah edemiyoruz !

  • Reply Sonsuz 26 Kasım 2013 at 20:06

    Demin önemli notta yazanları yapmadım yorumu tekrarlıyorum ne güzel bir blog ^-^

  • Reply Sonsuz 26 Kasım 2013 at 20:06

    çok güzel bir blog ^-^

  • Reply cevapsız 14 Ocak 2014 at 16:38

    Sanırım bi çoğumuz sorunların farkındayız ve tartışıyoruz da ama önemli olan kısım çözümdür. Umarım çözümsüzlükler içinde boğulmayız…

  • Reply Sakalsız Mü'min Genç 13 Nisan 2014 at 20:13

    Selamu Aleykum ablalarım, bacılarım.

    "Sakallı erkek kardeşlerimin, tesettürlü kız kardeşlerimin profillerinde – hesaplarında izledikleri filmlerin o çirkin afişlerini boy boy yayınladıklarını görünce şaşırmadan edemiyorum."

    Son zamanlarda yukarıdaki gibi “sakallı/sakalsız” tabirine İslami sitelerde sık rastlar oldum. Ve her rastlamamda bir rahatsızlık hissediyorum. Çünkü: sakalı dindarlık göstergesi gibi ölçülendiriyorsunuz ve ben sakalsızım… Bende isterdim Şamil Basayev gibi sakal bırakmayı ama “vermeyince mabud neylesin Mahmud” modundayım. Benim gibi sakalı çıkmayan bir arkadaşım daha var, ikimizde farz ibadetlerimizi aksatmıyor, yasaklardan haramlardan kaçıyor, ayrıca yukarıda yazılanları da yapmıyoruz fakat sakalımız yok. Ve sizin kastettiğiniz gibi “sakallı” olan imam çocuğu arkadaşlarımız var ama (utanarak, Allah’tan hidayet ve af dileyerek söylüyorum) namaz bile kılmıyorlar. Bu toplum peçelileri, çarşaflıları ötekileştirdi doğru ama “sakallı/sakalsız” diye bir ötekileştirmede var maalesef. “Sakallı” tabirinden dindar olanı kastediyorsunuz tamam ama sizden ricamız, kastettiğinizi yazınız lütfen. Görünüşle yargılananlar olarak görünüşle yargılamayınız. Hayatınızdan İslam eksik olmasın, bakî selamlar.

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 18 Nisan 2014 at 13:36

    Sevgili Sakalsız Mü'min Genç kardeşim, elbette bizler sakalı dindarlık ölçüsü kılmıyoruz. Burda sakalı bu bilinçle uzatıp da açıktan bir günahı yaymalarını eleştirdik. Hakeza biz tesettürlü olanların da… Toplumda bazı islami simgeleri taşıyorsak bunun da bir bedeli olmalı. Yoksa hepimiz bu işin dış görünüşlerden daha çok iç meselesi olduğunun farkındayız.
    Amin, teşekkür ederiz kardeşim..

  • Reply elhamdulillah99 9 Haziran 2014 at 19:13

    Adblock Plus ve diğerleri için bloguma beklerim:Link:
    http://elhamdulillah99.wordpress.com/2014/06/09/interneti-muslumanca-kullanmak/

  • Cevap Bırak