Yazılarımız

Dünyayı sallayan anneler

22 Şubat 2014
Dünyayı Sallayan Anneler

Yoğun koşturmacanın ardından bitkin bir vaziyette sonunda misafirlerimin yanına oturabiliyorum. Bir yandan sıcak çayımızı yudumlarken bir yandan da güzel bir muhabbet sardırıyoruz. Daima büyükleri dinlemek hoşuma gitmiştir. Onların hayat tecrübelerini dinleyip yararlanmaya çalışmışımdır. Öyle demişti zamanın dervişi lakabını taktığım bir teyze.. “Büyüklerin tecrübelerini dinle! Onlar o tecrübeyi elde edene kadar yıllarını vermişlerdir ama sana o tecrübe hayatında kısa yol olur!”

Evet ne diyorduk, çay ve muhabbet.. Konu tabiki döndü dolaştı çoluk çocuk muhabbetine geldi. Eskiden dinlerken sıkıldığımız konular birden ilgi alanımız olmaya başladı. Hayat insanı aşama aşama olgunlaştırıyor demek ki..
Karşımdaki genç gözüken teyzeye kaç çocuğunuz var dedim kibarca. Yedi dedi… Evet sayıyla tam 7 tane çocuk büyütmüş. Allah bağışlasın demekle geçemedim. Kafamda ışık hızıyla birden sorular dolanmaya başladı.
 Baştan itibaren düşünmeye başladım. İlk çocuk.. 9 ay binbir zorluklarla taşımış. Doğum olmuş ve ilk bebeklik sürecini atlatmadan bir diğeri. Bebekken anne uyuyamıyor. Hızlı yemek yemek zorunda. Bazen yemek bile yapamıyor. Kendine bakmayı bile unutuyor. Çocuğun diş çıkartma süreci, tuvalete alıştırma süreci, hastalıklar v.b uğraşlar. Daha sonra yürüme başlıyor ve peşinden koşturmacalar. Sonra eğitim kısmı başlıyor. Şöyle otur, şöyle ye, böyle yap v.s Ve tam peşpeşe 7 çocuk düşünün…

Düşünürken bile yoruluyorum. “Acaba nasıl yaşamış bu teyze ya” diye içimden geçiriyorum. Bir değil iki değil kaç sene acaba uykusuz kalmıştır. Gayet de hayat dolu gözüküyor. Biz mi güçsüzüz arkadaş?!
Bir aylık uykusuzluktan sonra artık hayata bu gözle bakmaya başlamıştım. Bu kadın gözümde o kadar büyüdü ki gidip elini ayağını öpesim geldi. İşte tam da Cennet onun ayaklarının altındaydı..

Pekii dedim nasıl yapabildin nasıl yetiştirebildin bu kadar çocuğu?
“Allah yardım etti” dedi sadece..

Bu teyze köyden gelme biri değil. Evde oturup altın günlerini dolaşan, dikiş nakış kurslarından çıkma biri de değil. Gayet o anlayışa (!)  göre tahsilli biri. Hatta “Müslüman kadının asıl yeri evidir!” anlayışından sonra tahsil hayatına son veren biri.

“Üniversite okuyup dışarıda hizmet etme bahanesinde olanlar kaçıyorlar” dedi. “Asıl görevlerinden kaçıyorlar.” “Allahu tealanın kadına yüklediği asıl görev Müslüman bir nesil yetiştirmesidir. Bu zor geldiği için yapamayanlar dışarıda arayış içine giriyorlar. Tabiri caizse bir kaçış dedi.”

Valla iyi de söyledi hani. Ben bir türlü bulamamıştım bu “kaçış” lafını.. Şimdi yavaş yavaş anlamaya başlıyordum insanların niye çocuk sorumluluğuna girmediklerini.

Evet düşünmeye devam ediyorum. Bu teyze 7 çocuğunu İslam üzere yetiştirse topluma 7 Müslüman fert kazandırmış oluyor. İleride onlarında en az 4-5 çocukları olduğunu düşünürsek bir ümmeti Muhammed ortaya çıkıyor 🙂
“Bu devirde çocuk yetiştirmek çok zor ama” diyorum. “Allah kaldıramayacağımız yükü yüklemez, dua et” diyor.
Aslında ben bu anlayışta büyümüş biriydim. Müslüman kadının asıl sorumluluğunun bilincindeydim. Ama realite bazen fikirlere üstün gelebiliyor. Fikirler soyut ve realite somut olunca bazen en iyi bildiğiniz şeyler  bile sizi afallatabiliyor.

Bu sefer gerçekten kitapları, konuşmaları, münazaraları bir kenara bırakıp düşünmeye başladım. Sahi biz kadınların görevi nedir bu dünyada? Allahu teala’nın üzerimize yüklediği vazife tam olarak nedir?
Kulluk tüm insanlığın görevi.  Peki özelde kadının görevi?

Etrafımı inceliyorum. Genç kızların hayalleri üniversite okuyup kariyer sahibi olmak, hoca hanım olmak, doktor olmak, öğretmen olmak v.b.. Niyetler insanlığa hizmet adına…
Etrafımda koşuşturan Müslüman bayanlara bakıyorum. Dernekler, vakıflar, konferanslar, kermesler….
Hepsi güzel şeyler elbette. Ama birinci sorumluluk bu mu acaba?

Bu dışarlarda hizmet için koşturan ablalardan biri geldi geçende evime. Muhabbetin içinde ne yaptığımı sordu. “Evdeyim dedim, iş güçten kalan vakitlerimde kitap okuyorum, eşimin misafirlerini ağırlıyorum, haftada bir de küçük kızlarla ilgileniyorum.”
“Hımm” dedi.  “Bu kadar yani.” Ben de seni aktif biri sanırdım demeye getirdi işi. O dernek senin bu dernek benim koşturup derslere katılmamı, konferansları, mitingleri kaçırmamamı bekliyordu.

Bir sürü soru birikti aklımda inanın. Bizim önceliğimiz ev, eş, çocuk değil mi? Bu İslam ümmetini oluşturacak bireyleri kim yetiştirecek? Anneler.. tek kelime ile anneler… Kadın evde olmazsa nasıl çocukları yetiştirecek peki? Rasulullah’ın buyurduğu  “Bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur, bir de kocasına itaat ederse, ona ‘Haydi, cennetin hangi kapısından istersen gir’ denilir” müjdesini nasıl algılayabiliriz biz bu mantıkla?

Çok basit geliyor değil mi? Evde oturup çocuk yetiştirmek, bir de eşe itaat etmek…
Dışarıdan basit gördüğümüz şeylerin aslında ne kadar ağır olduklarını insan yaşayınca anlıyor.
Velhasıl tekrar düşünelim bu mevzuları, düşünelim ve kendimizi ona göre hazırlayalım. Çünkü dünya imtihanlarını biz kendi elimizle seçmiyoruz. Ve biz kadınların asıl imtihanları evde başlıyor.

Son olarak atalarımız demişki: Bir eliyle beşik sallayan anneler, diğer eliyle dünyayı sallar” 

Vesselam…

Bunları da Okuyabilirsiniz

5 Yorumlar

  • Reply Adsız 23 Şubat 2014 at 11:58

    Aramıza döndünüz. Sevindim dogrusu uzun zaman oldu:)

  • Reply Hamza şahin 24 Şubat 2014 at 14:37

    son dönemde gerçekler acıda olsa şunun farkına varmış olmaktayız…
    "KADIN EVİNDEN ÇIKINCA ASLİ GÖREVİNİ ASLİ DERDİNİ BIRAKTI. ANNELİK GÖREVİNİ BASİT GÖRÜP, DIŞARIDA ANNELİK YAPMAYA BAŞLADI. DIŞARIYI KURTARAYIM DERKEN İÇERİDEN YENİLMEYE YIKILMAYA BAŞLADI…DIŞARIDA AKTİF OLAN, MUHAKKAK İÇERİDE DIŞARIDA OLDUĞU GİBİ AKTİF OLAMAZ…

    DERNEKLER, VAKIFLAR, MİTİNGLER,TOPLANTILAR, SEMİNERLER,KERMESLER, DERKEN ANNELİK (EĞİTİM-ÖĞRETİM) OLAN ASLİ VE ESAS GÖREVE ZAMAN KALMADI…
    ……………………………………….

    PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER

  • Reply Adsız 3 Mart 2014 at 17:36

    selamunaleykum oncelikle blogunuzun cok faydali olduguna inaniyorum allah hepinizden razi olsun.. peceli, universiteli ve bu hususta dertli biri olarak, hassaten bu yazi beni utandirdi. dunyanin aldatmasiyla uyusan beyinlerimiz ve kavrayisimiz perdelenmis durumda.. rabbim basiretimizi arttirsin, kalplerimizi dini uzere sabit kilsin ve bizi ozledigimiz evlerimize dondursun vesselam..

  • Reply Adsız 3 Mayıs 2014 at 13:38

    Esselamu Aleykum…
    Gerçekten önemli bir soruna değinmişsiniz. Günümüzde hanımlar bir erkek gibi olmaya karar vermişler sanki. Ne yazık… Hatta o kadar ki bazı hanımlar eşlerine sen olmasan da olur demeye getiriyorlar sanki. Evde oturmak gurur meselesi oldu. Halbuki hanım ne kadar ilim sahibi olursa olsun mütevaziliği en önemli meziyet bilmelidir. Eş… Hanımın efendisidir eşi. Ancak şimdi oldular kadın-erkek eşit ! Yazık.. Bir çocuk yetiştirmekten aciz kalmak da dedir böyle ki evlerine kendi çocuklarına bakması için bir 'yardımcı' alıyorlar. Çok yazık … O halde tabii ki İslam terbiyesinden yoksun evlatlar yetişir. Tabii ki insanlar seni görünce öcü derler. Tabii ki cenaze de Kur'an-ı Kerim okuyacak insan aranır… Hayır nasib eyle Ya Rab! Şerleri def' et. (AMİN)

  • Reply nesibe 1 Şubat 2015 at 00:49

    Hanımefendi ben de peçeli bir kadınım.fikrinizi doğru bulmuyorum.Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur diyen bir dini cinsiyetciliğe alet etmelerine mani olmalıyız.Ayrica unutmayın "efendi"miz yalnızca Peygamber Efendimiz s.a.v olabilir

  • Cevap Bırak