Yazılarımız

Bu Uzaylı da Nerden Çıktı?

19 Ekim 2013
Bu Uzaylı da Nerden Çıktı?
Vira bismillah. Anahtar, cüzdan, telefon. Hepsi tamam. Peçem? Neyse ki o da yerinde. İlk yaptığım zamanlar unuttuğum oluyordu canım ne var yani. Kapıyı da çektim mi çıkabilirim. Bir atım olsaydı kulağına taktığım teypten ‘cevadül fecr’ dinleyip şehrimin sokaklarında koşturabilirdim pekala. Ama yok.  Bu yüzden otobüs kullanmak zorundayım. Neyse ki türkiyenin en mutaassıp şehirlerinden birindeyim, tuhaf bakış oranı biraz olsun az olabilir diğer şehirlere kıyasla. Ohh durağımız da başörtülü ablacıklarla dolu. Hemen şu iki teyzemin arasına oturayım. Bilmiyorlar ama çantamdan kitabımı çıkarırken tüm gözlerin dikkatle beni süzdüğünün farkındayım elbette. Kitabımı çıkardıktan sonra hiç bir şey olmamış gibi kafamı kaldırıp başımı etrafta şöyle bir gezdiriyorum. Allahtan durakta hiç mayın yok!(mayın mı?durakta?)
Solumdaki tesbihli teyze usulca soruyor:
-nereye bağlısın kızım?
-free takılıyorum teyzecim. Teyzenin tuhaf bakışlarının alevine körük fabrikası sürmüşken sorudan güç alan durak sakinleri nefes almaksızın sormaya başlıyorlar:
-neden çarşaf değil de peçe diyor güllü yasine gömdüğü kafasını bir an kaldıran teyze
-hangi çağda yaşıyoruz diye atlıyor modern-sosyetik teyze
-yaniii diyor âlâ kızı, kendini bu kadar sıkma şekerim
Sonra bir hikaye yığını birikmeye başlıyor önümde:
-ay benim de görümcemin kızı böyle giyiniyor, kocası bi yere bırakmıyor
-benim de komşum var bi tane, balkon yıkarken bile böyle(burada sağ elin işaret parmağı hışımla bana dönüyor)
-Allah da istemez ki canım aşırılığı
Konuşmanın seyri son derece ilmi bir zemine kayarken haykırıyorum: duruuuuuuuuunnnnnnn!
-bu benim otobüsüm!
Otobüs duruyor ve atlıyorum. Etrafı hızlı bir kolaçan. Otobüs temiz. Hiç mayın yok. Neden bana mezarından çıkmış ölü görmüşçesine şaşkın bakıyorsunuz yolcu kardeşlerim? Ha siz ben koşarak bindim ya ondan baktınız. Dimi? Şu açık bayanın yanına oturayım. Kitabımı da okutmadılar ki! Evet sevgili otobüs arkadaşım selefi-vahhabi-terörist tarzı bi yazar okuyup kitabımdan kopardığın birkaç cümleyle ailene anlatacağın bir efsane malzemesi verebilirdim sana. Ama çok üzgünüm bu hafta Nuri Pakdil okuyorum. Biliyor musunuz ben okuma yazma biliyorum. Hatta o kadar ki edebiyat seven bi insanım. Arada yazı falan yazıyorum, düşünün yanii. İki tane kulağım var. Bi de o peçeyi herhangi bir cilt problemim olduğu için değil, inancımdan dolayı taktım. Her neyse, çok kültürlü üniversiteli kardeşlerim zihinleri bilgiyle, kültürle fena halde dolduğundan yolculukta dışarıdaki arabaların tekerlerini saymayı tercih edebilirler. Ben yolculuklarda kitap okuyorum.
‘Önce kalbimizden vurulduk’ diyor Nuri Pakdil. Hey! İnsan kardeşlerim! Duyuyor musunuz kalp diyor adam, vurulduk diyor.
Aman Allahım o da nesi! Otobüse binen bir mayın! Annesinin elinden tutmuş bana doğru gelmiyor mu! Göz göze mi geldik ne? Yok yok başka bir yere bakıyordur o. Dur! Ne olur bakma buraya! Aha kitabım sayesinde yırttım derken …yahu başka yer yok mu da gelip önüme oturdunuz!
Evet, mayın diye bahsettiğim, ülkemin pek sevimli minikleridir. Çocukları çok severim sayın okur, sakın yanlış anlamayın. Ama şu kahrolası bozuk düzen! ‘Resmi öğreti’ demiş Nuri Pakdil. Alttan alta sosyal mesaj vermeye niyetim yok saygıdeğer otobüs sakinleri! Çocukların bize öcü muamelesi yapmasının sorumlusu resmi öğreti’den başkası değil! İlkokulda çizdiğimiz resimleri ne çabuk unuttunuz? Çarşaflı şişman bir kadın, yanında mini etekli endamlı bir sarışın. Türkiye’nin yaşadığı harika dönüşümü anlatıyoruz sözüm ona.
Peki ya annelere ne demeli? Yahu siz çocuğunuza çarşaflı/peçeli asrı saadet ve Osmanlı kadınlarının o dağ gibi duruşlarını, ilimde pek çok erkeğe hocalık yapışlarını, tesettürlerine sahip çıkışlarını, bir toplum inşa edişlerini anlatmıyorsunuz da neyi anlatıyorsunuz Allah aşkına? Mini etekli kadının çocuğunu tv önüne koyup kariyer yapmasını mı? Neymişş çok başarılı iş kadınıymış. Patrona en çok çay taşıyan kadın olarak ginese adaymış. En iyi lastik reklamı oyuncusuymuş.
Kıyafetlerinizle onları dininizden ve tarihinizden uzaklaştırdığınız yetmezmiş gibi bir de hiç bahsetmiyorsunuz bizden. Sanki bu ülkenin bir ferdi değiliz biz! Kızmayım diyorum ama olmuyor ki azizim. Geçenlerde de otobüs bekliyorum. Yanımdaki çocuk beni görünce annesinin etrafında dönmeye başladı: korkutucu!korkutucuu! diye bağırarak. Annesi hiç tepki vermiyor. Yahu ‘yavrum o da insan, bak dokunalım bişey yapmıyor’ falan desen ne var! Ama yoooookkkk…
Neyse, sözü fazla uzattım galiba. Ama ne yapıyım çocukları çok sevmeme rağmen benden böyle korkmaları sinirlerimde kısa devreye yol açıyor.
Eveett çok sevgili mayınımız patladı patlayacak. Bana dönüp parmağıyla işaret etmeye başlamışsa tehlike çanları çalıyor demektir. Bismillah. Plan-A devrede. Çantaya istiflediğimiz şekerleri miniğimize uzatıyoruz. Oh neyse ki bu plan tuttu. Biraz daha büyük mayınlara şeker numarası tutmuyor. Onlara öncelikle peçenin mahiyetine dair kısa bir bilgilendirme yapıyor ve imkan dahilinde peçemizi kaldırıp dil çıkarıyoruz.
Dinleyin beni yurdumun çocukları! Ben öcü değilim.
Bu günlük bu kadar yeter sanırım. Selametle.

Bunları da Okuyabilirsiniz

Yorum (1)

  • Reply Tuhaf Şeyler Dükkanı 30 Eylül 2014 at 18:26

    Süper bir yazı olmuş, özellikle mayınlarla başa çıkma yöntemlerine bayıldım =)

  • Cevap Bırak