Yazılarımız

Bir Sakızlık Mesafe

30 Kasım 2013
Bir Sakızlık Mesafe
Yatılı kursa gidenler bilirler, kurs arkadaşları ne kadar zaman geçse de unutulmazdır. İşte bugün kurs beraberliğimizden sonra uzun zamandır görmediğim farklı şehirde oturan bir arkadaşım geldi ziyarete. Oturduk muhabbet ettik, hasret giderdik biraz..
Gitmek için hazırlanırken çarşafını görünce aklıma geldi sordum.
“Sahi ailen alıştı mı çarşafına, bir sorun yoktur inşallah”
“Hamdolsun yok, alışmaya çalışıyorlar işte.”
Bulunduğu ilçede çarşaflıyı bırakın normal bir başörtülüyü bile bulmak zordu. Birkaç sene önce beraber okuduğumuz kursta bu kararı almış ve bütün baskılara rağmen bu kararında sebat etmişti. Doğrusu çok takdir ettim onu. Kendi içinde bir karar vermiş ve onu her şeye rağmen uygulayabilmişti. Akrabalarına, ailesine ve topluma karşı daha büyük cihadı ne olabilirdi ki?
 Ailesinin büyük ısrarları sonucu yüzünü açtığını söyledi. “Olsun” dedim “ileride inşallah onu da yaparsın.” Evlenince yaparsın demeye dilim varacaktı ki sustum. Çünkü gelen birçok talibini çarşafı çıkarma isteklerinden dolayı reddettiği aklıma geldi. Hem de aralarında ne hafızlar ne adamlar vardı..
Bulunduğu ilçedeki insanların da artık alıştığını, yabancı gözüyle bakmadığını anlattı. Sevindim.  Hatta gittiği ehliyet kursundaki öğretmen onunlabirkaç kez görüştükten sonra tesettürlü bayanlara karşı olan bakış açısını değiştirdiğini itiraf etmiş. Zannediyormuş ki biz kapalılar hep açık bayanlara kötü gözle bakıyoruz, önyargılı davranıyoruz v.s. O da aynı şeyi bizim açık bayanlar için düşündüğümüzü söylemiş. Haklı aslında.. İnsanlar gördükleri olumsuz olaylardan sonra birbirlerine bakış açıları genelde önyargılı oluyor.
Ehliyet hocasının bu önyargısını kırdıktan sonra ona dini kitaplar vermeye başlamış. O da büyük bir hevesle okuyormuş kitapları. Ne güzel dedim kıyafetinle ve davranışlarınla büyük bir tebliğ yaptın. Belki de onun hidayetine vesile olacak bu güzel davranışların.
Evet, bazen bizler bulunduğumuz konumdan, giydiğimiz kıyafetten dolayı insanlara daha farklı davranmak zorundayız. Bazen yaptığımız küçük bir iyilik bir insanın hidayetine vesile olabiliyor. İnsanlara bu gözle yaklaşarak davranışlarımızı ona göre belirlemek zorundayız.
Komşumuz İslam’dan bihaber  biri olup bize farklı davranabilir. Ona karşı cephe almak yerine güzel ahlakımızla belki konuşarak anlatamayacağımız birçok şeyi anlatabiliriz. “İslam’ı bilmiyor bu yüzden bana böyle davranıyor” diye düşünerek ona yaklaşımımız daha yumuşak ve Müslümana yakışır bir şekilde olmalı. Ki onun kalbi İslam’a ısınsın..
Bir gün arkadaşımla beraber vapurda yolculuk yaparken oturduğumuz koltukların bir ucuna gayet modern ve bakımlı bir genç bayan oturdu. Her halinden bir iş kadını olduğu belliydi. Yolculuk devam ederken çantamdan naneli sakız çıkarttım ve arkadaşa sundum. Bir tane de kendim aldıktan sonra tam çantama koyacakken bir koltuk ötemizde oturan o bayan aklıma geldi. Ona da tutayım ne olacak ki diye geçirdim içimden.
“Şeyy alırmıydınız?” Diye sordum. Birden küçük bir hazine bulmuş gibi “Ahh” dedi bende tam çantamda naneli sakız arıyordum ve bulamamıştım. Bu çok iyi oldu gerçekten. Çok teşekkür ederim”.  Sevindim ve gülümsedim. Fark etmese de o da bana gülümseyerek karşılık verdi. Birkaç dakika sonra bize dönerek “Bugün kandildi değil mi?” Her ne kadar kandil Müslümanlığına karşı olsam da “Evet” dedim “bugün kandil”

“Kandiliniz mübarek olsun o halde”

“Teşekkür ederim sizin de..”
Yolculuk sonunda birbirimize gülümseyerek ayrıldık.
Ondan sonra sosyal hayatta sürekli karşılaştığım, aynı topraklarda yaşasak da çok farklı dünyalarımız olduğunu fark ettiğim bu tarz insanlara gösterdiğim davranışlara daha bir dikkat etmeye başladım. Çoğunun bize “öcü” “uzaydan gelmiş” gibi bakmalarının nedeni aslında niçin örtündüğümüzü bilmemeleri.. Ve onların önyargılarını ancak beraber geçirdiğimiz bu küçük zaman dilimlerinde değiştirebiliriz.
Bu insanlar ilk başta size soğuk davransa da sizin o yumuşak üslubunuzdan etkilenip bir müddet sonra değişiyorlar. Bunu bir çok insanda açıkça gördüm.. Daha sonra bu davranışlarınızla onlara çok rahat İslam’a davet kapısını aralayabiliyorsunuz.
Son olarak şu hatıramla sözlerimi bitireyim.. Küçükken annemin çok sık görüşemediği bir arkadaşı vardı. Bu teyze uzak bir yerde oturduğu için bize çok nadir gelirdi. Kendisi her geldiğinde mutlaka çantasından sakız çıkarır ve biz çocuklara ikram ederdi. Biz de ona “Sakızcı Teyze” derdik aramızda. Teyzenin ismini hala öğrenemedim. O benim hafızamda güzel izler bırakan sakızcı teyze olarak kalmaya devam etti. Belki hiç muhabbet etmedik ama onun bize davranışı ileride de yad edeceğim güzel bir anı olarak kaldı.
O yüzden yanınızda mutlaka sakız veya şeker bulundurun derim. Özellikle dışarıda sizi “öcü” zanneden çocuklara ikram edin ki onların masum sevgilerini kazanabilesiniz.. 🙂
Bu küçük ikramların aslında nasıl bir davet malzemesi olduğuna da ileriki yazımda değineceğim.
Esenle kalın efendim..
Not: Bazı kardeşlerimiz sitede daha güncel yazı yayınlamamızı istediler. Yoğunluğumuzdan ötürü fırsat buldukça yazmaya çalışıyoruz. Dünya telaşı işte.. Dua eder, dua bekleriz..

Bunları da Okuyabilirsiniz

2 Yorumlar

  • Reply Duygu Yılmaz 6 Şubat 2014 at 12:44

    "Kandil müslümanlığına karşı olsam da.." tabiri çok hoşuma gitti.. 🙂

  • Reply nurcan karaca 2 Nisan 2014 at 20:58

    :))) maşallah güzeldi . Allah yar yardımcınız olsun

  • Cevap Bırak