Yazılarımız

Bir Günlük Bayram Serüveni

21 Ekim 2013

Bir Günlük Bayram Serüveni

Memleket yolunda yeğenimle muhabbet:
-sen canavar mısın?
-hayır
-ama canavarlar öyle giyinir
-hayır tatlım sana canavarı yanlış anlatmışlar
Duruyor. Bir süre sonra kafasını tekrar çevirip:
-öcü müsün?
-öcü de değilim.
Huh nihayet geldik. Hadi bakalım karnımız da doyduğuna göre düzgün bişeyler giyinelim üzerimize, şimdi gelmeye başlar misafirler. Neyse ki şehrimde bayramlar nefes darlığı çekse de hala yaşıyor.
Kıyafetlerim tamam. Ama içimde bir boşluk var. Ah tabi ya! Nasıl unuturum küpelerimi. Ekmeksiz yaşarım ama küpesiz asla!
Din-donn.
‘Buyruuunn’
‘Hoşgeldiniz’.Teyzecim neden bu kadar tuhaf bakıyorsun, ne yani evde de mi peçe taksaydım.
‘Kızım misafirlere kahve yap’ tıp tıp tıp mutfağa. Babacım meyve suyu gibi bi güzellik varken kahve de nesi? Ah mutfaklar! Biz kadınların daim sığınağı. Düşündüm de ben feminist olsam asla mutfağa girmezdim. Ne demek yani koskoca iş kadını olmuşum amuda kalkabiliyorum pardon ayaklarım üzerinde durabiliyorum bir de mutfağa gircem öyle mi. Aç kalma pahasına da olsa girmem o mekana. Sonuçta kadın erkeğe köle olsun diye düşünüldü mutfak denen yer. Dışarıdan yerim, kahve fincanlarını da çorap çekmeceme koyarım. Şimdiki feministler de kendilerini bişey sanıyor. Nerde kaldı kadın özgürlüğü!
-kızım kahveler hazır değil mi hala
-geldim babacım
Teyzenin bana olan tuhaf bakışlarının kapıdan çıkınca ‘peçeliler de çok süslü oluyor canım’ cümlesini doğuracağını biliyorum elbet.
-kızım teyzen sana diyor
-hı?
-okuyor musun canım?
-hıhı evet okuyorum ben
-ne okuyorsun?
-yani genelde edebiyat okuyorum ama geçenlerde bi tarih kitabı okumuştm hmm neydi onun ismi?..
Evimizin tellallerinden biri koridordan sesleniyor: ‘erkekler kalkıyor’
Huh. Sağ salim atlattık. İçimdeki sesler iyi ki bu denli kalabalıklar, yoksa tüm muhabbetleri dinlemek zorunda kalırdım.
-ay şekerim bu perde yurtdışından geldi
-halılarla çok uyumlu olmuş, bunun bi de çiçeklisi var gördün mü
-aa evet ondan da kardeşimde var ama rengi çok koyu evi boğuyor
-evin boyası açıksa güzel gidebilir
Aman Allahım korkunç! Bir perdeden yarım saatlik muhabbet çıkarabilen bi milletiz biz kadınlar.
‘Hadi hazırlanın da ziyaretleri yapalım’
İlk durağımız yaşlı bir çift. Kapıda birsürü erkek ayakkabısı var. Yahu ne güzel dedeyle nineyle oturacaktık siz nerden çıktınız. Girer girmez erkeklerin odasından zıt yöne bakınıyorum ‘biz nereye geçelim’ diye. ‘Şöyle geçin’ diyor kapıyı açan bayan, kapalı bir odayı göstererek. Işığı ve küçük bir elektrik sobasını açıp oturuyoruz. Hiç hesaplanmamış çünkü misafirlerin ayrı oturmak isteyeceği. Şeyyy biraz elektrik israfı olacak ama kusura bakmayın artık, erkeklere alerjimiz var da ondan böyle yapıyoruz.
Tam iyi yere kapağı attım diye odanın köşesine sinerken, evin oğlu kapıda bitiyor. Hey Allahım! Kardeşim tamam kibarlık yapıyorsun, hoş geldiniz deyip kaçacaksın biliyorum, ama kadınların odasına pat diye girilmez ki!
‘Maşallah maşallah kızımıza ne de güzel örtünmüş’ diyen teyzenin kızına peçe giydirsek, kızın bundan sonra böyle desek kalp krizi geçirir Allah muhafaza. Onların alanına girmediğim sürece ‘oo maşallah kızımıza’yım. Ama ‘sizi rahatsız etmeye geldim’ deyip bazı yanlışlara müdahil olduğumda ‘aaa ne kadar radikal, aşırı, saçma ve çağdışı’yım.
Bir misafir daha geliyor. Herkesle bayramlaştıktan sonra benim soluma oturup kahvesini yudumlamaya başlıyor. Tanımam etmem, hayatımda ilk kez görmüşüm, daha benimle bir çift kelam etmemiş, adımı bile sormamış. Vücudu sabit, kafasını aniden bana çeviriyor:
-sen kuran kursunda mı görevlisin?
Bir anlık afallamama ve geri sıçramama aldırmadan:
-yok ben öğrenciyim diyorum
Sen hiç kuran kursu hocası görmedin heralde teyzecim. Nerde benim ipek eşarbım? Nerde topuklu ayakkabım? Hani nerde hmm?
Teyzenin cümlesinin altında yatan ‘senin gibiler sadece oralarda olur’ mesajını bir anlık göz ardı etmiş olmalıyım.
Başka bir evdeyiz. Kalabalık bir aile. Kadın erkek hepimizi bir odaya koyarsanız ben de açmam işte peçemi, bakmayın öyle tuhaf tuhaf. Beni havasızlıktan öldürüp baklavadan tasarruf yapmayı planladığını düşündüğüm teyze kalkıp ‘yan odaya geçelim’ diyor nihayet. Şükür ki akletti biri. Yahu bir millet bu kadar mı kolay asimile olur. Hadi din kalmadı anladık da gelenek nereye gitti azizim! Başka oda yokmuş gibi herkesi bir araya oturtuyorlar. Sonra bu birlikteliklerin bozduklarını düzelt düzeltebilirsen. Bir köşede siyaset konuşulurken öbür yanda kadının biri diğerine ‘normal doğum mu sezaryen mi’ falan diyor. genç yaşlı düşünmeden herkesi aynı odaya almak, oh ne ala!
Bayram mutluluk demek değil mi azizim yahu bu öfke niye? Sakinleşelim. Yapacak çok iş var. Ve bu işlere peçemi takmakla başlayabilirim, çünkü çıkıyoruz.
Elini öptüğüm yaşlı teyze:
-dua et yavrum diyor.
-sen bana dua et teyzecim, sen bana et.

Bunları da Okuyabilirsiniz

7 Yorumlar

  • Reply ahde vefa 26 Temmuz 2014 at 10:09

    Rabbim sıkıntıları giderendir. 🙂

  • Reply Adsız 31 Temmuz 2014 at 13:57

    yazılarınızı çok beğenerek okuyorum ama fazla yayınlamıyorsunuz yazı, daha sık yazsanız daha faydalı olabilir:))Allah'a emanet olun..

  • Reply Adsız 31 Temmuz 2014 at 16:03

    Yazılarınızı ben de beğenerek okuyorum daha sık yazsanız güzel olur ve faydalı 😉

  • Reply Rabia Erin 31 Temmuz 2014 at 20:37

    Peçeli degilim ama en yakin zamanda olacagim inşallah. Kardeşimin çektiği bu slkntilarin aynisini bende cekiyorum.
    Rabbim yardim ediyor ama çok şükür. Bi pecem eksik:)

  • Reply ayşem şahin 4 Ağustos 2014 at 16:14

    Merhaba ben 10 yaşındayım kapalıyım 14 yaşımda peçe takmayı düşünüyorum sizce bu yaş uygun mu?

  • Reply Peçeli Kızın Günlüğü 4 Ağustos 2014 at 16:16

    canım kardeşim 🙂 bize niqabinja@gmail.com adresimize mail atabilir misin?

  • Reply Adsız 4 Ağustos 2014 at 20:12

    bizim akrabalar çok şükür daha geleneklere bağlılar. Zaten anne tarafım tam Osmanlı gelenekleriyle yetiştiği için sıkıntı çekmiyorum elhamdulillah. Sadece erkek kuzenlerimin -onların da dikkat etmelerine rağmen- karşılarına yanlışlıkla çıktığım oluyor, o da çok nadir 🙂

  • Cevap Bırak