Röportajlar

Bir Peçelinin Hayatı ve Özgürlüğü

24 Mart 2016
 Niqablovers blogundan beğendiğimiz güzel bir röportajı sizin için Türkçe tercüme ettik.

Bize biraz kendinden bahseder misin?

Ben Kerime Bedevi. 18 yaşındayım Afro Amerikan bir Mısırlıyım. Washington’da doğdum büyüdüm. Bir koleje gidiyorum ve çocuklar bölümündeki kütüphanede çalışıyorum. Erken çocukluk eğitiminde okuyorum , ileride kendi günlük yaşamımda kullanmak veya dünyanın herhangi bir yerindeki çocuklara eğitim vermek için.

Müslüman olmayan bir ülkede okulda tesettürlü olmak çok zor bir durum. Senin için nasıldı?

Başımı örtmeye liseden mezun olduktan sonra başladım. Çeşitli ve açık görüşlü bir okul sisteminden gelmedim. Herkes Afro Amerikan ve Hristiyandı. Erkek kardeşim ve ben okuldaki tek Müslüman öğrencilerdik. Ve ben okuldaki en açık tenli kişiydim,bu her zaman tehditler almama sebep oluyordu.

Okul balosundan sonra dinimde güven kazanmam gerektiğini ve bunu düzgünce yaşamaya başlamam gerektiğini fark ettim. Üniversiteye başlamadan önceki yaz başımı örtmeye başladım. Okulumda şimdiye kadar çevremde ve gittiğim okullarda olduğundan daha çok Müslüman öğrenci vardı buna şaşırdım ve Allah’a şükrettim. Okuldaki tek Müslüman öğrenci olmamak güvende hissetmeme sebep olmuştu. Kapanmak benim için zor değildi çünkü Allah’ı razı edecek bir şey yaptığımı biliyordum ve ailem benle gurur duyuyordu. Annem benim için daima güzel bir örnekti.

Okullarda çekindiği ve utandığı için tesettürünü terk eden Müslüman kardeşlere ne tavsiye edersin?

Bu kardeşlere diyorum ki; başınızı açınca daha çok saygı gösterileceğini düşünüyorsunuz ama kesinlikle yanılıyrsunuz. Tam tersi saygınızı kaybedeceksiniz. Erkekler size karşı kötü davranacak.
Eğer biri yaşadığın islama saygı göstermiyorsa,o kişiler değerli vaktini harcamaya değmez. Ayrıca başını örterek kimlere ilham vereceğini asla bilemezsin.

Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Ölüm İle Nasıl Tanıştım

18 Ocak 2016
 Çok uzun zaman oldu, bir kardeşim bu günlük için benden bir yazı yazmamı istemişti. Sade ve kolay anlaşılır olması gerekiyordu ve benim zihnim öylesi karışık ve bulanıktı ki bir türlü ahdimi yerine getirememiş ve yazamamıştım. Şimdi sözümü tutmak istiyorum. Sizlere itiraf etmem gerekir ki ne yazacağımı şu an ben bile bilmiyorum. Yalnızca bildiğim bir gerçek var, geçtiğimiz Ramazan ve Kurban bayramları arasında yaklaşık bir ay aralıklarla üç yakınımı Rahman’ın huzuruna yolladım. Ölüm var ve şüphesiz bunu en iyi ölüler anlatıyor. Belki yarın ben de… Dedim ve yazmaya başladım.

Ölümün tecrübesi olmaz elbette, hayatta her şeyi tecrübe edebiliriz ama ölümü asla. Bir kereliktir o, yalnızca bir zamana aittir. Ama şahit olabiliriz ona. Ne kadarına? Bize hissettirdiği kadarına elbette… Suni bir konuşma yapmak istemem sizinle. Ama bana kulak verin isterim. Ramazan bayramının ikinci günü dedesini, bir ay sonra büyük yengesini, Kurban bayramı öncesinde de genç yaşta babasını kaybeden – affedin, kaybetmek değil bu, ayrılmak- bu kardeşinize kulak verin isterim.

Ölümü haberlerden okumak, televizyonlardan izlemek, kitaplarda görmek değilmiş bizi sarsan şey. Hepimiz Cennet’i umut ediyoruz. Kokuşmuş ve artık miadını doldurmuş dünyadan nefret ediyoruz. Hepimiz, hepimiz kardeşlerim dünyada olup dünyalı olmamaya çalışıyoruz. Ama bir kalp var içimizde, Rasulullah’ın (sav) evirip çevrildiğini ifade ettiği, her vakit doğru yolda sabitlenmesi için Rabbine(cc) dua ettiği bir kalp bu. Bazen tutamayız dümeni, kendimizi kaçırırız. Bulduğumuzda ise dünyalık bir iş hem zihnimizi hem elimizi meşgul ediyordur. Tövbe ederiz. Sonra tekrar dalarız. Sonra tekrar tövbe ederiz. Mühim değil. Tekrar ve daha sağlam bir şekilde döneceksek Rabbimize hata yapmanın ne kötülüğü olabilir ki? Büyüdük deriz. Müslüman idik, mümin olduk deriz. Bak ne de güzel şeytanı alt ettik deriz. Bir daha yeneriz, bir daha yeneriz, daha iyi yeneriz.
Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Annemin Siyah Başörtüsü

9 Aralık 2015

 

Bu yazıyı bize sık sık “peçe yapmak istiyorum ama ailem karşı çıkıyor sizce ne yapmalıyım” sorusunu soran kardeşlerime ithaf ediyorum…

Allahım meğer kalpler gerçekten de senin elindeymiş…
Meğer sen ol dersen olurmuş da kimseler engel olamazmış….
Allahım sen o kadar büyükmüşsün ki, kullarını önce sınar sonra rahmetini yollarmışsın…
Allahım sana sonsuz şükürler olsun..
İmanı dilediğin kullara verirsin sen.. Bizi de seçtiğin için sana sonsuz şükürler olsun!

Annem yaklaşık bir haftadır siyah eşarp takıyor. Biliyorum bu bazılarına oldukça sıradan gelecek. Ama ben o siyah esarbı annemin başında görünce nasıl sevineceğimi şaşırıyorum.

Annem siyah eşarp takar olmuş. .. Evden ikimiz de kapkara çıkar olmuşuz…

İlk siyah eşarp taktığım gün bana kızıp da sonuç alamayınca “bu inadınla nereye gideceksin bilmiyorum” dediğinde “cennete inşallah” diye cevap verdiğim annem şimdi “kendimi böyle çok rahat hissediyorum” der olmuş. ..

Peçe yapacağımı söylediğimde bana kızan,küsen annem “en doğrusu seninki yavrum” der olmuş. ..

Çekmecesi renk renk esarplarla dolu olan annem renklerden en çok siyahı sever olmuş.

İpek eşarpları çok seven annem onların tesettüre uygun olduğundan endişe eder olmuş. ..

Okumaya Devam Et…

Not Defteri

Tesettür Semineri

15 Kasım 2015

Çarşamba günü müslüman anneler sitesi yazarı Ummu Reyhane ablamız Konyadaydı. Tesettür üzerine oldukça verimli bir seminer verdi. Gelemeyenler için notlarımı derledim:

İslamın diğer farzları herkesin malumu olup hiç konuşulmazken neden tesettürü tartışıyoruz?

On beş yaşındaki insanla otuz beş yaşındaki insanın namazında herhangi bir farklılık olması düşünülemezken neden yaşa göre tesettür diye birşey uyduruluyor?

Fitneler döneminde yaşayan insanlar olarak gayet açık ve net olan tesettürü kendi isteklerimize uydurmaya çalışıyoruz. Kalbimiz bu konuda hakla batılı ayıramaz duruma gelmiş.

Bazı kimseler tesettürlü olmadıklarını ama kalplerinin temiz olduğunu söylerler. Halbuki İslamda zahiri olmayanın batınının olduğu düşünülemez.

Tesettürden konuşabilmemiz için işe kalbimizin mahremiyetinden başlamamız gerekir. Gözlerine kadar her yeri kapalı olan bir kimse kalbinde mahrem duygular taşıyorsa, tavırları karşı cinsi cezbediyorsa, onun tesettürü tesettür değildir. Kişinin ilk olarak kalbini tüm mahrem düşüncelerden koruması gerekir. Bunun yolu da farzlara dikkat etmek, nafilelerde devamlı olmak, bolca dua, zikir ve istiğfardan geçer.

Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Bizi Rahat Bırakın!

10 Kasım 2015
Türkiyede “sanatçı” olmak isteyenler için kısa rehber:

1-uyduruk bir okulda eğitim al

2-yurtdışında birkaç ay kal ve bir iki yabancı kelime öğren

3-müstehcen konuları işle, Müslümanlara saldır

4-çicçekleri koruma, böcekleri öpme eylemlerine katıl

Sanatının zirvesine ulaşmak istiyorsan:

5-çarşaf giymiş kadınlara zincir geçir ve “MOSLOMON KODONLOR OZGOR DOGOL” (müslüman kadınlar özgür değil) diye haykır.

Ya arkadaş doksan yıldır aynı numarayı çekiyorsunuz hiç mi sıkılmadınız? Ama bak cidden soruyorum lütfen cevap verin bana,

Her kurban bayramında HAYVAN KATLİAMINA HAYIR demekten,
Dizilerinizde köyden gelen kızı başörtülü ve cahil, şehirli kızı başı açık ve kültürlü göstermekten,
Kitaplarınızda kaba saba ahlaksız kimseleri imam diye tanıtmaktan,
“Çarşaflı bir kadın ressam olamaz meselaa” falan gibi üstün zekanızın ürünü cümleler kurmaktan sıkılmadınız mı?

Ağrımadı mı boynunuz batıya bakmaktan?

Bakın yeni yöntemler bulamıyorsanız yardım isteyin bari. Belki size “bir erkeğe çarşaf giydirip kuyumcu soydurmak” gibi planlarınızdan daha mantıklı önerilerimiz olur.

Hep aynı teraneyi döndürüp dolaştırıp önümüze getirmekten bıkmıyorsunuz. Şimdi de Tüyap fuarında dahi bir “sanatçı”mız çarşaflı kadınlara zincir geçirmiş. Ama amacı kesinlikle islama hakaret diilmiş.

Biri bu adamlara ulaşıp söylemeli. Ben bunca yıldır hiçbir ilerleme kaydedememiş olmalarını kafalarının kalınlığına bağlıyorum ama yine de söylemeli:

Arkadaş bak bugüne kadar islamla, müslümanla, başörtüyle uğraştınız bişey elde edemediniz. Saçlarınız güneş ışığı görmezse dökülür, vücudunuz kalsiyumsuz kalır, türban bilmem hangi kavimden gelir, aslında sadece yakayı örtmelidir, gelişmeye engeldir, insanları kutuplaştırır vıdı vıdı vıdı… Ne bulduysanız söylediniz, okula almadınız, gördüğünüz yerde aşağıladınız, ama BAKIN NE OLDU? İnsanlar uzaklaşmak yerine daha da yakınlaştı. Nefret etmek yerine daha da çok sevdi.

Demek ki neymiş,  ya yeni yöntemler geliştirmeniz, acilen kendinizi güncellemeniz, birilerinden yardım almanız lazım. . Yada bu toprakları böyle kabullenmeniz…

Çünkü biz en çok da size inat İslam geldik, İslam gideceğiz. ..

Yazılarımız

Peçeliler Nasıl Evlenir? :)

23 Ekim 2015

Uzun bir aradan sonra merak edilen ve hakkında çok soru gelen bir konu hakkında yazmaya devam ediyoruz.

Peçeliler Nasıl Evlenir? 🙂

Bunu bir çok kişi meraktan veya gerçekten bilmek istediği için soruyor.

Evvela böyle bir soruya hiç yabancı olmadığımızı, ninelerimizin “ahh kızım yüzünü kapatıyorsun, kim görüp de alacak şimdi seni” diyerek derdini çektiğini de hatırlatalım. Aslında burda peçelilerden ziyade Müslüman bir kız (yüzü kapalı veya açık fark etmez) nasıl evlenir onun cevabı olacak. Öncelikle halkın nazarında tahmin edilen iki seçenek var:

a) Aile zoru ile bir adama nikahlanır
b) Birini asla sevemez ve gelen ilk görücü ile hemen evlenir.

Başımızı örttüğümüz için zihnimizin de kapalı olduğunu düşünen zihniyetin az çok düşündüğü şeyler bunlar. Peki gerçekten öyle mi bir bakalım. Öncelikle İslam’ın bu konuda koyduğu birkaç kuralı hatırlatalım.

1- İslam flört ilişkisini (yani kız/erkek arkadaş ilişkisi) yasaklamıştır.

Genelde gönül eğlendirme ile sonuçlanan bu ilişkiler mantıklı düşünüldüğü taktirde de evlilik için uygun tercih olmadığı rahatlıkla görülecektir.

Bir kız veya erkek karşı cinsi sevdiğini zanneder ve onunla buluşur, görüşür, telefonda konuşur. Güya birbirlerini tanımaya çalışırlar. Bu ilişkilerin çoğunda evlilik olmaz. (Olanlar vardır tabi.)

Çünkü bu ilişkide iki taraf da maske kullanır. Gerçek yüzlerini birbirlerine göstermezler ve yapmacık davranırlar. Film ve dizilerde gösterilen ilişkileri canlandırmaya çalışırlar.
Ve bu sürekli arkadaş değiştirme ile devam eder. Birinden hoşlanmadıysa veya beğenmediği bir davranışını gördüyse hemen onu terk eder ve başka bir arkadaş edinir.

İslam’ın yasakladığı ve sınır koyduğu her şey insanın fıtratına uygundur. Kim sürekli ilişki değiştiren kız veya erkekle evlenmek ister ki?

Bunun birde muhafazakar kesim tarafından yapılanı var. Üniversitelerde cereyan eden görüp beğenme ve daha sonrası telefon konuşmalarına/mesajlaşmalarına giden bir ilişki. Tabiki çoğunlukla ebeveynlerin haberi yok, olsa da olumlu sonuçlanan çok göremedik açıkçası. Öğrenciye kız vermiyorlar 🙂

Şunu asla unutmayalım; Allah’ın sınırlarının çiğnendiği haram ilişkilerde bereket ve mutluluk olmayacaktır. Olsa bile geçici ve kısa sürelidir.

(Not: “Ben erkek arkadaşımla flört ilişkisi yaşadım ve daha sonra evlendim mutluyum” diyen arkadaşlar çıkacaktır elbette. Bu ilişkiden tamamen mutsuz bir evlilik çıkar demiyoruz azınlık olarak vardır ama haram olan bir mutluluk olduğuna inanırız.)

Okumaya Devam Et…

Yazılarımız

Peçemle Konuştum Bugün…

13 Eylül 2015
Peçemle Konuştum Bugün

Ben böyle değildim. Ne oldu inan bilmiyorum. Seni yüzüme takarken samuraylar gibi havalara girerdim. Birazdan aynasızlara haddini bildirecek maskeli bir eylemci gibi heycanlanırdım.

Hani şakayla karışık hep diyordum ya.
“Yüzümde gördüğünüz yalnızca peçe değil. Onun ardında fikir var ve fikirlere kurşun işlemez!!!”

Peki ne olmuştu da şimdi böyle keyifsizdim. Elim peçemin iğnesine uzanırken neden bir yaşlı eli gibi titriyordu?… Neden kalabalıklar arasından geçerken başımı eğiyordum?

Kalabalıklardan korkar mı olmuştum?

Galiba yorulmuştum ben. Şehrin gürültüsüne tıkanmaktan ağrımıştı kulaklarım. İnsanlara derdimi anlatmaktan boğazım kurumuştu. Öylesine de yalnızdım ki, nereye gitsem beni anlayan insan arayışım sonuçsuz kalıyordu. Hem o hani meydanda arkalarını dönüp dönüp bana bakan laubali çiftin gözlerini de hatırlamak istemiyordum. Haberler karmakarışık, ülkem bölünmenin eşiğinde, örtüm her yerde tehdit unsuru, dünya berbat bir yerdi!

Ağladım çok, ama bunu kimse bilmesin. Bağırdım peçeme “yoruldum!” dedim “sen olmasaydın belki de..”

Onun olmadığı bir kendim hayal ettim sonra. Ne kadar eksiktim. O varken, moda umrumda değildi mesela. Ama Allah korusun o giderse, belki diğerleri de giderdi farkettirmeden, yavaş yavaş… Aldım karşıma peçemi, konuştuk gün boyu:

“Sen varken birçok şeyden mahrum kalıyorum bazen. Ama farkettim de bunun adı mahrum kalmak değil, Rabbimin özel koruması. Sen varken çoğu zaman güzel değilim. Ama düşündüm de güzel tanımını kim belirliyor? Yani benim Ayşe annem dünyadaki tüm süslü püslü manikürlü pedikürlü kuaförlü bakımlı kadınlardan daha güzel değil mi? Sen varken insanlar bana çok fena bakıyor, inan çok rahatsız oluyorum. Ama düşündüm de her iyi iş yapan insan zaten kötü bakışlara, olumsuz sözlere maruz kalmamış mıdır? Ne yani bakıyorlar diye onlara daha çok imkan sağlamak için açsa mıydım yüzümü? Bazen evet, sen varsın diye beni bir çok yere almıyorlar. Öğrenmek istediğim diller var mesela, okumak istediğim okullar, katılmak istediğim topluluklar. Ama düşündüm de ben sen olmadan sahip olsam onlara, mutlu olamam ki. Gülerim belki ama huzurlu olamam ki. Sen varsın ya, gerisi umrumda değil!” dedim ve sarıldık işte peçemle.. Nasıl da özlemişim.

Sonra o da konuştu tabi. Yine en derininden etkiledi kalbimi.

“Burası dünya yahu” dedi. “Burası bu kadar işte. Burayı bırak da biz sağ salim cennete gitmeye bakalım”

Yazılarımız

Dışarda Yemek Yiyen Zavallı(?) Peçeli

25 Ağustos 2015

Huyum kurusun arada bir gogula “peçeli kızın günlüğü” yazıp hakkımızda birşeyler söyleyen var mı diye aratırım. Geçenlerde yine böyle aratırken inkarcı söylemleriyle bilinen bir sözlükte  “yemek yemeye çalışan peçeli kadın” başlığına rastladım. Sözlük yazarlarından biri bu başlık altında lokantada yemek yiyen peçeli bir bayanın durumunu baya bi ajite ettikten sonra son noktayı şöyle koymuş: bari yemek yerken takmasınlar ya yazıktır!

Dışarda yemek peçeli değilken de hiç sevmediğim şeylerden biriydi. Peçe taktıktan sonra da elhamdulillah çok az gider oldum. Dışarda yemeğe çıkma fikrini harika bulan kadınları oldum olası anlayamamışımdır. Hayır yani yemek desen içine ne kattıkları belli değil, muhabbet desen biraz sesli konuşunca yan masa duyuyor, değişiklik desen..ya Allah aşkına ev masasında değil de lokanta masasında oturmanın neresi değişiklik? 🙂

Her ne kadar evi her zaman daha cazip bulsam ve lokantaların ortamı genelde bize uygun olmasa da bazen dışarda yemek zorunda kalabiliyorum.

Ama hiç de sözlük yazarının anlattığı kadar vahim değil durum, gayet de rahat yemek yiyebiliyorum.

Şimdi efendim şöyle ki, ilk iş kendinize kuytu bir masa seçeceksiniz. Mümkün olduğunca kalabalıktan uzak olacak. Sonra hala görülme ihtimaliniz varsa güvenlik kameralerına ve garsonlara ve tabi meraklı insancıklara arkanızı dönüp oturacaksınız. Sonra sol elinizin iki parmağıyla peçenizi kaldırırken sağ elinizle yemeğinizi bi güzel yiyeceksiniz. Dürüm – döner tarzı şeyler seçmeniz işinizi kolaylaştıracaktır.

Ortam uygunsa peçenizi hafif aşağı çekip yahut yukarı kaldırıp da yiyebilirsiniz.

Benim bu peçemle Diyarbakır’da ciğer, Mardin’de künefe, Maraş’ta dondurma, Sakarya’da mıhlama, Trabzon’da kır pidesi, Giresun’da hamsi, Konya’da etliekmek yemişliğim ve ülkemizin pek çok yerinde çay içmişliğim var abiler! Sadece peçemin iç yüzü biraz kirlenebiliyor o kadar 🙂

Peçeyle yemek yemenin garip bir tarafı yok anlayacağınız.

Peçeyle vafıl olmasa da iskender yemeyi pek âlâ biliriz!

Esas siz yüzümüz açık yiyebileceğimiz ortamlar oluşturmadığınız ve sıradan alışkanlıklarınızı bize yakıştıramadığınız için kendinize acımalısınız!

Tavsiyeler - İpuçları

Peçe Takmak İsteyenlere 7 Tavsiye

10 Ağustos 2015

Selamun aleykum.
Mailden ve facebook yoluyla bize ulaşan kardeşlerimizin sıkça söylediği birşey var: “peçe takmak istiyorum, ama..”

Peçe takmak isteyenlerimız pek çok, bir de şu ‘ama’lar olmasa.. 🙂
Biz de mesajların ve maillerin hepsine cevap vermemiz mümkün olmadığından kısa bir tavsiye yazısı yazalım dedik, buyrun:

Peçe Takmak Isteyenler Için 7 Tavsiye
1. Heyecanlı olduğunu biliyoruz. Öncelikle sakin ol. Duygularınla hareket etme, neden örtündüğünü iyice öğren. Başlangıç olarak şunları okuyabilirsin:
Tesettürlü Olmam Neyi Gerektirir? – Feyzullah Birışık 

Neden Örtünmeliyiz? – Dr. İsmail Mukaddem

Hicab – Mevdudi

2. Tesettürünü güzelleştirdikten sonra radikal kararlar alma. Yavaş yavaş ilerle. Normalde açıksan, ertesi gün peçe takma. Önce başörtü tak. Kıyafetlerin kısaysa uzun, darsa bol giy. Sonra başörtünü uzat, sonra koyu renk giyin, en son peçe takıp nirvanaya ulaşacaksın 🙂 Ve bunların her birini en az birkaç aya yay.3. Bu konuda çok isteklisin, peçeli kız videoları falan izliyorsun, evde ayna karşısında denemeler yapıyorsun biliyoruz 🙂 Ama bu işi aileni üzmeden de yapabilirsin! Onlar belki toplumun belki de nefislerinin baskısı yüzünden sana engel oluyorlar. Ama inan bilseler böyle yapmazlardı! Onlara anlat, güzel öğüt ver, güzel örnek ol, güzel evlat ol… Kavga ederek değil, ikna ederek de değil, inandırarak yap, yıllarını alsa da!

4. Peçe takmak harika birşey, tahmin ettiğinden çok daha güzel emin ol. Ama zorlanacağını asla unutma! Evde, sokakta, otobüste, lokantada, gezmede, akrabalarda, bekarken, evlenince, türkiyede, fransada, mekkede!… Yazılarımızda hep bunu anlatmaya çalıştık. Peçe takmak kolaydır, zor olan ömür boyu korumaktır, herşeye rağmen vazgecmemektir….
5. Peçe sihirli değnek değildir! Eğer sen peçenin içini doldurmazsan peçe sana hiçbir şey yapamaz. Eğer sen daha ahlaklı olmak için gayret etmezsen bir bez parçası sana ahlak veremez! Peçe takınca herşeyin düzeleceği düşüncesinden vazgeç, peçe takmadan önce kendine çeki düzen ver!
6. Peçeni sosyal medyanın riyakar beğenilerine teslim etme! Biz peçeyi daha iyi daha takvalı olmak için takarız, birilerinin sakalından damlayan abdest suyunu silmek için değil!
7- Sen artık bir “peçeli”sin, unutma. İslamı temsil ediyorsun. Elbette senin de hataların olacak, ama insanların önünde bariz yaptığın yanlışların tüm peçelilere ve hatta İslam’a mal edileceğini unutma!
Yazılarımız

Tarz-ı Günah

7 Mayıs 2015
“Kandilli’deki Cemile Sultan Korusu’nda önceki gün gerçekleştirilen Tarz-ı Bahar defilesinin organizasyonunu düzenleyen stil editörü Esra Seziş Kiğılı, muhafazakâr cenahtan gelen eleştirilere “Ben hakkıyla tesettürü yaşayamıyorum, çünkü gencim ve nefsim ancak bu kadarına izin veriyor” diye yanıt verdi.
“İlerleyen yaşlarında dikkat çekmeyen kıyafetler giyeceği günleri beklediğini söyleyerek tesettürün asıl amacının dikkat çekmemek olduğunu” dile getiren Kiğılı, farklı bir değerlendirme de yaparak, “Müslüman özendirici olmalı, temiz, şık, bakımlı, duru olmalı” dedi.”
Çok muhafazakarız keşke ölsek!

Ya arkadaş bizi ne ara bu kadar aptallaştırdılar da “müslüman özendirici olmalı” gibi absürd ifadeler kullanır olduk. 

Bi ablamız da “tosottoron olcoloro korondo yok ko” (tesettürün ölçüleri kuranda yok ki) demiş. Galiba modacı muhafazakar ablaların kuran sünnet karıştırmaya pek vakitleri olmuyor.  
 
Sosyal medyadaki tepkilerin çokluğuna bakarsak defiledeki 1500 kişi uzaydan gelmiş olsa gerek. Aslında ortada pek şaşılacak bir durum da yok. Hergün dışarda gördüğümüz insanlar(kiminin kardeşi,kiminin eşi,kiminin annesi) sadece bir defile adı altında toplanmışlar o kadar! -Zaten ancak çok olan dikkatimizi çeker ya bizim-
Ki tepki verenlerin çoğu erkekler ve genelde çoğunun eşleri eleştirilen malum “şallı grup”tan. Allah aşkına söyler misiniz kaç erkek eş ararken peçeli/çarşaflı yada uzun eşarplı bol pardesülü bayan arıyor? Bu durumda tek suçlu bayanlar mı?.. 

Suçlu bulmak kolay. Zor olan suçtaki kendi payımızı bulabilmek.

Artık birilerinin çıkıp -ebu cehilin torunları!!11!1, süslümanlar,gafiller gibi tepkileri bi kenara koyup- adam akıllı kıyam etmesi gerekmez mi? 

“Yoo dostum yoo tesettürü bugüne kadar rezil ettiniz ses etmedik ama artık yeter!” demesi gerekmez mi?

Liseli ergenler gibi sosyal medyada atarlanmayı kesip otobüste yanına oturan kızla,komşusuyla,akrabasıyla,kardeşiyle,arkadaşıyla konuşması gerekmez mi?

Tüm enerjisini, heycanını, sabrını toplayıp bu konuya odaklanması gerekmez mi? 

Mesela ben bu cuma komşu toplantımızda tesettür ölçülerini yineleyim diyorum. Teyzem sen şalvar giyiyorsun ama kızın modanın esiri olmuş diye başlayım diyorum. Kardeşime boynunu kapatınca aslında hiç de babaannem gibi olmadığını anlatıyım diyorum. Sınıfta yanıma oturan arkadaşa “ya ileriki yaşlara ulaşmak için vaktin olmazsa” diyeyim diyorum.. 
 
Diyorum diyorum da kime diyorum. Hadi öyle oturup sızlanmayı bırakalım. Ve bismillah diyelim. Çünkü Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır….